Avukat Sultan Ballı, evlilik ve boşanma süreçlerine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. 20 yıllık meslek hayatında boşanma nedenlerinin değiştiğini belirten Ballı, geçmişte şiddet ve aldatmanın ön planda olduğunu, günümüzde ise ilgisizliğin en önemli sorunlardan biri haline geldiğini söyledi.
Ballı, “20 yıldır bu mesleği yapıyorum. İlk başladığımda bana bunu sorsaydınız şiddet derdim ya da aldatma derdim. Halk ağzıyla konuşmak istiyorum, burada zinayı ve sadakat yükümlülüğüne aykırılığı demek istemiyorum, aldatma derdim. Ama son zamanlarda maalesef çok fazla ilgisizlik boşanma nedeni oluyor. İki insan bir eve giriyor; evlenmek, yuva kurmak, birlikte bir hayat sürdürmek için fakat ilgisizlik çok fazla. O cep telefonundan kalkmayan kafalar ya da televizyon kanallarındaki o dizilere gömülen kafalar... Evde var fiziken belki ama ruhen yok. Ya da gerçekten fiziken de yok. Yani erkeklerin özellikle erkek arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi özgürlük zannettikleri, eve geç gelmeyi erkeklik zannettikleri, kadının daha yalnızlaştırıldığı bir toplum haline gelmeye başladık. Erkekleri suçlayan bir yerden gitmiyorum çünkü erkeklerin de bazen gerçekten çok fazla yalnızlaştırıldığını görüyorum. Orada da kadının kendi kök ailesinden kopamayışını görüyorum” diye konuştu.
“İnsanlar evlilikten uzaklaşıyor”
Evlenme yaşının her geçen gün yükseldiğine dikkat çeken Ballı, “Klasik oldu ‘ekonomik nedenler’ diyorlar. Eskiden şöyleydi; ‘İki gönül bir olunca samanlık seyran olur’ denilirdi ama sonra samanlığın seyran olmadığını gördüler. Bu ekonomik neden. Diğer neden ise, diyor ki erkek: ‘Alternatifim çok. Neden kendimi bir kadına bağlayayım ki?’ Kadın da diyor ki: ‘Aldatılacağım, dövüleceğim, ötekileştirileceğim, kısıtlanacağım; neden evleneyim?’ Çünkü artık günümüz ilişkileri şöyle; eskiden iki insan konuşmaya başlayınca bir süre sonra durumlar ciddileşirdi, ailelerle tanışılırdı ve o insanın sana sadık kalacağına emin olurdun. Ama şimdi bu ‘love bombing’ler, ‘ghosting’ler... Çok ilginç terimler ortaya çıktı ve bu da şöyle bir şey; hatta bu ‘benching’ sistemi var, çok ilginç. Sırada bekletiyor seni. Seninle de görüşüyor, onunla da görüşüyor, bununla da görüşüyor. Kadın diyor ki: ‘Ben niye bekleyeyim ki?’” ifadelerini kullandı.
“Aileye atfedilen kutsallık yıkıldı”
Ballı, “Bence aileye atfettiğimiz kutsallık son dönemlerde yıkıldı. Bunu hem pozitif anlamda görüyorum hem negatif anlamda görüyorum. Çünkü kutsal aile yapısı adı altında ‘kol kırılır yen içinde kalır’ denilip hiçbir şekilde kadın başına gelenleri söyleyemiyordu. Ama işte kutsal ailemin yıkılmasına şundan dolayı üzülüyorum; o sevgi bağları, o fedakarlıklar, ‘Ya benim arkamda kocam var, benim karım bana destek olur’ Bu kalmadı artık. İnsanlar bunu gördükleri için de çok fazla evlenmek istemiyorlar. Ve gerçekten de o evlilikten sonra çocuk dünyaya getireceklerini de bir şekilde mahalle baskısıyla bildikleri için, herkes çocuk yapmak zorunda değil, herkes evlenmek zorunda değil ama bizim şu anki anne-baba olan nesil ‘Evlen, çocuk yap, bize torun ver’ kafasında. Ama şu anki nesil de diyor ki: ‘Benim kedim var. Kediniz sizin torununuz’ diyor mesela. Şimdi sen kediyi ve köpeği maalesef toplum bunu bu arada bu hale getirdi. Sen kedinin bakımını çocuğun bakımından daha kolay, daha konforlu, daha sevgi dolu buluyorsun; e dünyaya niye çocuk getiresin? Yani bunların hepsi hem sosyoekonomik durumlar hem maalesef bu zamanının çok fazla mahalle baskısının olması ve kötü evliliklerin hala devam ediyor olması. İyi evlilik örneklerinin çok fazla olmaması bence evlilik yaşını ileri bir seviyeye taşıdı” dedi.
“Haksızlığa uğrayan taraf mağdur olan”
Boşanma davalarında mağdurun kadın ya da erkek değil, haksızlığa uğrayan taraf olduğunu vurgulayan Ballı, “Boşanma davalarında da mağdur olan haksızlığa uğrayan taraf bence. Yani bunun kadını, erkeği, çocuğu yok. Eğer orada haksızlığa uğrayan çocuksa o mağdur. Anneyse, anne mağdur ve çocuk mağdur. Ben her zaman diyorum ki; ‘Mutlu anne, mutlu çocuk’ demektir. Haksızlığa uğrayan erkekse, erkek mağdur ve gerçekten çocuklar için ben çok üzülüyorum. Çünkü bir evlilik birliği içerisinde doğan, derler ya hani; ‘Allah analı babalı büyütsün’ Bu çok güzel bir şey bence. Ama neye maruz kalıyor çocuk? Sürekli kavga eden bir aileye ya da hiç gelmeyen bir babaya ya da eve alkollü gelen bir babaya ya da ilgisiz bir anneye, mutsuz bir anneye... Anne neden mutsuz? Baba ilgilenmediği için mutsuz. O yemeği yaparken bile o çocuk aslında o annenin ağladığını görüyor. Anneler gözyaşlarını her zaman için gizli akıttığını düşünür ama o çocuklar her zaman o gözyaşlarını görürler. O yüzden burada gerçekten çok fazla etkilenen haksızlığa uğrayan oluyor ve bizim toplumumuzda eğer boşanma devreye girdiyse özellikle erkek tarafı ‘Ne kadar az mal verebiliriz kadına?’, ‘Kadına ne kadar az nafaka verebiliriz?’ bunun peşine düşüyorlar. Halbuki ben diyorum ki; düğün yapılırken herkes el ele kol kola giriyor, halaylar çekiliyor, karşılıklı kutlamalar yapılıyor, şekerler ikram ediliyor değil mi? Peki biz boşanırken neden böyleyiz? Bırakın aileleri, arkadaşlar bile sizden uzaklaşıyor. Ben şunu söylemek istiyorum; boşanma döneminde siz sevmeseniz bile, haksızlığa uğrasanız bile evladınız için o anneye destek olun. O anneye maddi olarak özellikle destek olun. Çünkü siz maddi anlamda destek olmazsanız o çok çalışan, gecesini gündüzüne katan, evini geçindirmek odaklı bir anne oluyor. E bu sefer kendi başına evde büyüyen bir çocuk oluyor. Ama maddi olarak o kadını refah seviyesini yükseltmiş bir şekilde boşanırsan, yeni hayatına maddi refah seviyesi yüksek bir şekilde çocuğunla beraber bırakırsan, o zaten mutlu ve gelecek kaygısı olmayan bir anne olacağı için çocuğun da mutlu olacak. Bunun tam tersini de ben söylüyorum; eğer velayet babada kalacaksa annelere de şunu söylüyorum; lütfen çocuğu tehdit olarak kullanmayın. ‘Bak alırım elinden’, ‘Bak her zaman davayı açarım’ Zaten çocuk sende kalmak istememiş hani bunun sebepleri var değil mi? Belki bakamadın, suçlamıyorum da çünkü o an psikolojin gerçekten yeterli olmadı ya da maddi gücün yoktu. O konu zaten bambaşka kanayan bir yara. Kök ailenden gereken desteği göremediğin için çocuğa barınacak bir yer bile bulamadın, mecburen babasına bırakmak zorunda kaldın ve baba da iyi bakıyor. O zaman onu, onları rahat bırak” ifadelerini kullandı.
“Velayette esas olan çocuğun üstün yararı”
Mahkemelerin velayet kararlarında temel kriterinin çocuğun üstün yararı olduğunu belirten Ballı, “Sosyal inceleme raporları, tanık beyanları ve çocuğun kendi ifadesi doğrultusunda, çocuğun gelişimine, güvenliğine ve geleceğine en iyi hangi tarafın katkı sağlayacağı değerlendirilir. Bir anne ve çocuğun velayetini istiyor, nafaka bağlanıyor. Bir çocuk bir ayda ne kadar harcama yapılabilir bir çocuk için? Kreşini düşünün, yemesi, içmesi, sosyal ihtiyaçları, doktor, kırtasiye... 2.000, 5.000 gibi rakamlar. Ben geçenlerde üç harfli mağazaların fiyatlarından bir liste çıkarttım. Bir hafta anca yetiyor. E geri kalan anneye yükleniyor. Gerçekten hakimlerimizi biraz daha fazla sağduyuya ve cezalandırmamaya davet ediyorum. Çünkü bu sefer kadın diyor ki mesela: ‘Ben bu çocuğun velayetini çok istiyorum" Hangi anne çocuğundan ayrılmak ister? Hiçbir anne istemez tabi ki. Ama işte diyor ki: ‘Bakamayacağım, param yok ama babanın maddi durumu daha iyi’ O bağrına taş basıp, anneliğini her gün ağlayarak geçirip, çocuğun mutluluğu için babaya veriyor. Ama burada şu yapılsa: Bu babanın çocuğa normalde evli olduğunda harcayacağı para gözetilse ve bu para verilse... Şimdi bunlar evli olsaydı bu adam bu çocuğa sadece 5.000 lira mı harcayacaktı? Tabii ki de hayır, her şeyini karşılayacaktı. Burada velayeti isteyen tarafı cezalandırmayalım. Eskiden anneler bize geldiğinde şunu derdi: ‘Ne olursa olsun çocuğumu istiyorum’ Ama artık farkındalıklı annelerimiz çok fazla, şöyle diyor: ‘Çocuğum karşı tarafta daha iyi maddi duruma sahip. Bana da bir şey vermeyecekler, biliyorum. Davayı uzatacaklardır’ diyor. ‘Ben gerekirse her gün onun fotoğraflarına bakıp ağlarım. Yeter ki özel okulda okusun, yeter ki arkadaşlarından geri kalmasın’ diyor. Şimdi siz bu annenin elinden bu çocuğu görünmez bir elle alıyorsunuz? Bu görünmez elin adı nafaka. Bu nafaka miktarları arttırılırsa gerçekten bu anneler de daha maddi refah seviyesi yüksek olduğu için çocuğuyla güzel vakit geçirecek, çocuğuyla mutlu bir hayat geçirecek. Bunlar lütfen gözetilsin” dedi.





