Eskişehir’de yaşayan emekli makine mühendisi Gülçin Rodoplu Taştepe, Alzheimer hastası annesinin bakımını üstlendiği dönemde yaşadığı zorlukları ve annesini konukevine yerleştirme sürecini anlattı. Annesini yalnız bırakamadığı için 6 ay boyunca evden çıkamadığını belirten Taştepe, geceleri de sabaha kadar uyuyamadıklarını söyledi. Annesinin yaklaşık 2 yıldır Tepebaşı Belediyesinin Melih Savaş Yaşam Köyü’ndeki Alzheimer Konukevi’nde kaldığını ifade eden Taştepe, “Ne zaman gelsem annem mis gibi kokuyor. İyi ki burası var” dedi.
Aşağısöğütönü Mahallesi’nde bulunan Melih Savaş Yaşam Köyü’ndeki Alzheimer Konukevleri, hastalara bakım hizmeti sunarken ailelerine de destek oluyor. Belediyenin verdiği bilgilere göre, merkezde 24 saat sağlık ve bakım personeli görev yapıyor. Hastaların günlük bakım ihtiyaçları karşılanırken sağlık durumlarına uygun etkinlikler ve yürüyüşler de düzenleniyor.

“Annem hastaymış, biz anlamadık”
Annesinin rahatsızlığını ilk kez birlikte çıktıkları tatilde fark ettiklerini anlatan Taştepe, kumsalda yaptıkları kısa bir yürüyüşün ardından annesinin kaybolduğunu söyledi. O gün yaşadıklarını aktaran Taştepe, şu ifadeleri kullandı:
“Birlikte tatile gitmiştik. Kumsalda 50 metrelik bir yürüyüş yaptık. Geri dönerken ben denize gittim. Döndüğümde annem yoktu. Bizim yürüdüğümüz 50 metrelik mesafeye karşılık annem 3-4 kilometre yol yürümüş. Onu o kadar çok aradık ki anlatamam. En sonunda polisi aramak zorunda kaldık. Yaklaşık 1 saat sonra bulduk. İlk o zaman fark ettik. Bence çok öncesinde belirtiler vermeye başlamıştı ama biz fark edemedik. İnsan annesine ya da babasına bu şeyleri konduramıyor. Mesela öncesinde çok hırçınlıkları vardı. Şimdi geriye dönüp düşündüğüm zaman, ‘Annem hastaymış, biz anlamadık’ diyorum.”

“Çok korkunç bir süreçti”
Her hastanın farklı bir belirti gösterdiğini ifade eden Taştepe, annesinin saplantı özellikleri gösterdiğini söyledi. Taştepe, “Bana nöroloji doktorumuz ‘bu hastaların her birinin beyninin farklı bir bölümü etkilendiği için her birinin davranışı farklı oluyor’ dedi.. Annemde böyle inanılmaz bir saplantı vardı. Sürekli beni takip ediyordu ev içerisinde. Yani ben buraya yatırmadan önce annemi 6 ay boyunca hiç dışarıya çıkmadım. Çıkamadım yani, bırakamıyorsunuz çünkü hastayı bırakıp. Çok korkunç bir süreçti. Bir odaya girip kapıyı kapatsanız annem kapıya omuz atıyordu. Yani o kadar acayipti ki, kızım okuldan geldiği zaman bu sefer kafayı ona takıyordu. Bir onu takip ediyor, bir onu, yani böyle yaylı oyuncak gibi yerinde duramıyordu. Çok aşırı derecede hareketli bir hasta. Gündüzü o şekilde atlattık diyelim, bu sefer gece başlıyordu. Ben yatırıyordum, annem kalkıyordu. Sabah 4’lere, 5’lere kadar hep bu şekilde bir mücadelemiz oldu” diye konuştu.

“Tamamen insanın beyni siliniyor”
Annesinin hastalık öncesinde çevresinde çok sevilen, yetenekli ve kültürlü bir kadın olduğunu söyleyen Taştepe, artık kendisini tanımasa da ziyaretlerinde ona gülümseyip sarıldığını anlattı.
Taştepe, “Annem buraya yatırdığımda da bizi tanımıyordu. Şimdi de tanımıyor ama beni gördüğü zaman çok güzel tepki veriyor. Az önce görüştük, beni görünce gülüyor, sarılıyor. Demin bana, ‘Ah sen çok güzelsin’ dedi. Çok akıllı, çok zeki bir kadındı. Herkes onu çok severdi. Çok yetenekli, bilgili ve kültürlüydü. Hiç kimse onun şimdi böyle hasta olduğuna inanamıyor. Tamamen insanın beyni siliniyor öyle düşünün. Hani artık bir yerden sonra sizi tanıyıp tanımaması da sizin pek fazla umrunuzda olmuyor. Çünkü hasta kendi ihtiyaçlarını giderebilecek halden çıkıyor, hiçbir şeyini yapamıyor” ifadelerini kullandı.
“Buraya ilk başvurduğum zaman çok çaresizdim”
Yaşadıkları sürecin eşini ve kızını da etkilediğini söyleyen Taştepe, annesini bir bakım merkezine yerleştirme kararını kolay alamadığını belirtti. Taştepe, şöyle devam etti:
“Bunu yaşamayan bir insanın anlaması çok zor. Yaşadıklarımı, neler çektiğimizi anlatmam imkansız. Sadece ben değil, benimle birlikte evde yaşayan eşim ve kızım da bu süreci yaşadı. İnsan annesini, babasını bir bakım evine yatırmayı düşünmez, istemez ama buna mecbur kalıyorsunuz. Ne gece uyuyorsunuz ne gündüz uyuyorsunuz.”
Konukevine başvurduğunda görüştüğü doktorun, bakımın bir ekip tarafından yürütülmesi gerektiğini anlattığını aktaran Taştepe, “Buraya ilk başvurduğum zaman çok çaresizdim. Doktorumuz, ‘Annen için yapabileceğin en iyi şey onu buraya yatırmak olacaktır. Sen ona kendi başına bakamazsın. Buraya gündüz ayrı, gece ayrı personel geliyor, nöbetleşe bakılıyor’ dedi. Hemşiremiz de ilk getirdiğimizde aynı şeyi söyledi. Gerçekten de bizim için öyle oldu. Burada çok tecrübeliler, işlerini ve ne yapmaları gerektiğini çok iyi biliyorlar” diye konuştu.

“Ne zaman gelsem annem mis gibi kokuyor”
Tepebaşı Belediyesi Alzheimer Konukevi’nde annesine verilen bakımdan memnun olduğunu dile getiren Taştepe, benzer merkezlerin sayısının artmasını istedi.
Taştepe, “Ne zaman gelsem annem mis gibi kokuyor. İçeriye giriyorum, her yer pırıl pırıl, tertemiz. Harika bir merkez, iyi ki burası var. Annem bize hep, ‘Allah insanı iyilerle karşılaştırsın’ derdi. Gerçekten bizi iyilerle karşılaştırdı. Çok memnunuz” dedi.
Eskişehir’de bu hizmete ulaşabildiği için kendisini şanslı hissettiğini belirten Taştepe, “Tek dileğim bu tip merkezlerin artması. Eskişehir’de olduğum ve burada böyle bir bakım evi bulunduğu için kendimi çok şanslı hissediyorum. Çünkü gerçekten örnek bir bakım evi” şeklinde konuştu.




