Uzmanların üzerinde birleştiği en önemli konu, jeopolitik tansiyonun düşmesiyle birlikte petrol fiyatları üzerindeki baskının azalması oldu. Brent petrolün 81-83 dolar seviyelerine gerilemesini değerlendiren uzmanlar, bu düşüşün küresel enflasyon üzerindeki baskıyı hafifleteceği görüşünde birleşti.
Analistler, enerji maliyetlerindeki gerilemenin başta ABD Merkez Bankası (FED) olmak üzere merkez bankalarının faiz politikaları üzerindeki baskıyı azaltacağını belirtti. Ayrıca 19 Haziran’da İsviçre’de atılması beklenen resmi imzaların piyasaların orta vadeli yönünü belirleyeceği ifade edildi.
Türkiye açısından değerlendirildiğinde ise düşen enerji maliyetlerinin enflasyonist baskıyı azaltarak hem iç piyasaları hem de Borsa İstanbul’u destekleyebileceği görüşü öne çıktı.

ALTINDA ÜÇ FARKLI SENARYO
Uzmanların en fazla ayrıştığı konu ise altının geleceği oldu. Jeopolitik risklerin azalmasına rağmen altındaki oynak seyir, farklı beklentileri beraberinde getirdi.
Zafer Ergezen, altındaki yükseliş trendinin yerini kar satışlarına bıraktığını savundu. Savaş sürecinde dahi altının beklenen güçlü tepkiyi veremediğini belirten Ergezen, 4.800-5.000 dolar bandına olası yükselişlerin satış fırsatı olarak değerlendirilebileceğini söyledi. Ergezen, ons altında yıl içerisinde 3.950-4.000 dolar seviyelerinin yeniden alım fırsatı oluşturabileceğini öngördü.
Şirin Sarı ise daha temkinli bir yaklaşım sergiledi. ABD'nin yüksek borç yükü ve küresel mali risklerin altını desteklemeye devam edeceğini belirten Sarı, ons altında 4.400 dolar üzerindeki haftalık kapanışların yükselişi sürdürebileceğini ifade etti. Ancak olası düzeltmelerde 4.100, 3.800 ve hatta 3.500 dolar seviyelerinin de gündeme gelebileceğini belirterek yatırımcıları portföy çeşitlendirmesi konusunda uyardı.
Hatice Kolçak ise piyasaların barış anlaşmasının kalıcılığına inanmak istediğini belirterek daha iyimser bir tablo çizdi. Kolçak, petrol fiyatlarındaki gerilemenin FED üzerindeki faiz baskısını azaltacağını ve olası faiz indirimleriyle birlikte sermayenin yeniden altın, gümüş, borsa ve kripto para piyasalarına yönelmesinin mümkün olduğunu söyledi.

PETROLDEKİ DÜŞÜŞ EKONOMİYE NE ZAMAN YANSIYACAK?
Uzmanlar, petrol fiyatlarındaki gerilemenin ekonomik verilere ve vatandaşın cebine yansıma süresi konusunda farklı görüşler ortaya koydu.
Zafer Ergezen, enflasyon hesaplamalarında günlük fiyatlar yerine yıllık ortalamaların baz alındığını hatırlatarak, petrol fiyatlarındaki düşüşün kısa vadede doğrudan hissedilmeyeceğini ifade etti.
Hatice Kolçak ise petrolün kısa sürede yüksek seviyelerden 82 dolar bandına gerilemesinin enflasyonist baskıyı önemli ölçüde azaltacağını ve bunun merkez bankalarının faiz indirim süreçlerini hızlandırabileceğini dile getirdi.

YENİ YATIRIM HİKAYESİ ARANIYOR
Piyasalarda yeni yatırım temalarının oluşmaya başladığına dikkat çeken uzmanlar, bu konuda da farklı değerlendirmelerde bulundu.
Şirin Sarı ve Hatice Kolçak, portföy çeşitlendirmesinin önemine vurgu yaparak altın, gümüş, hisse senetleri ve kripto varlıkların birlikte değerlendirilebileceğini belirtti.
Zafer Ergezen ise özellikle gümüşün endüstriyel kullanım alanları nedeniyle altına göre daha güçlü bir performans sergileyebileceğini savundu. Ergezen ayrıca yapay zeka altyapıları, elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji teknolojilerinde kullanılan bakır, alüminyum ve nadir metallerin geleceğin en önemli yatırım hikayeleri arasında yer alacağını ifade etti.

PİYASALARIN GÖZÜ 19 HAZİRAN'DA
Uzmanlar, 19 Haziran’da İsviçre’de gerçekleşmesi beklenen diplomatik sürecin sonuçlarının piyasaların yönü açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekti. Nihai anlaşmanın detaylarının netleşmesiyle birlikte altın, petrol, borsa ve kripto para piyasalarında yeni fiyatlamaların oluşabileceği değerlendiriliyor.



