Yunus Emre, vefatının 705’inci yıl dönümünde Eskişehir’deki kabri başında düzenlenen törenle anıldı.

Eskişehir Valiliği’nce, 'Yunus Emre Kültür ve Sanat Haftası' etkinlikleri kapsamında düzenlenen anma programına Eskişehir Valisi Erdinç Yılmaz, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, TBMM Yapay Zeka Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Eskişehir milletvekili Fatih Dönmez, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak katıldı. Vali Yılmaz ve ve beraberindekiler, Yunus Emre’nin kabrini ziyaret ederek dua etti.

“Yunus’a göre sevgi bir tercih değil, bir varoluş borcudur”
Eskişehir Valisi Erdinç Yılmaz, yaptığı konuşmada Yunus Emre’nin Anadolu’nun manevi yapısında önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, “Bugün burada, Anadolu irfanının en saf, en duru ve en gür sesinin huzurundayız. Eskişehir’imizin bağrından yetişen ve tüm insanlığın gönül tahtına oturan Yunus Emre, sadece bir şair değil; Türk kültür ve medeniyetinin sarsılmaz sütunlarından biridir. Türk medeniyeti Yunus gibi gönül erenlerinin çaldığı ‘sevgi mayası’ ile kurulmuştur. Moğol istilalarının ve toplumsal kargaşaların yaşandığı 13. yüzyılda Yunus Emre; nefreti sevgiye, ayrılığı birliğe dönüştüren o muazzam irfanı Anadolu topraklarına nakşetmiştir. O, bu toprakları sadece coğrafi bir mekan olmaktan çıkarmış; birliği, dirliği ve kardeşliği yeniden inşa etmiş, üzerinde kardeşçe yaşanacak bir ‘Hoşgörü Yurdu’ haline getirmiştir.
Bugün dünyamız ne yazık ki savaşların, nefretin ve hoşgörüsüzlüğün kıskacındadır. İnsanlık, bir çıkış yolu, bir teselli aramaktadır. İşte tam bu noktada, Yunus’un asırlar öncesinden gelen felsefesi, modern dünyanın karanlığına tutulmuş bir meşaledir.
O; "Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım / Sevelim sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz" diyerek, barışın formülünü en sade haliyle önümüze koymuştur. Yunus’a göre sevgi bir tercih değil, bir varoluş borcudur. YaradılanıYaradan’dan ötürü sevmek; ırk, renk ve inanç ayrımı gözetmeksizin her bir canı mukaddes bilmektir. Onun felsefesinde kibir yoktur, ötekileştirme yoktur. Onun derdi yıkmak değil, yapmaktır: "Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için. Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim."
Burada, bu manevi atmosferde soluduğumuz hava; birlik havasıdır, dirlik havasıdır. Bizler Yunus’un mirasını sadece törenlerle değil, yaşantımızla; komşumuza olan selamımızla, ihtiyaç sahibine uzattığımız elimizle yaşatmalıyız. Bu duygu ve düşüncelerle; bu toprakları sevgiyle yoğuran büyük mutasavvıf, gönül sultanımız Yunus Emre’yi rahmet ve minnetle anıyorum. Onun mayaladığı bu sevgi ikliminin şehrimizden başlayarak tüm dünyaya huzur getirmesini temenni ediyorum. Ruhu şad, makamı ali olsun” dedi.

“Yunus, insanı insana düşman eden değil; insanı insana yoldaş kılan bir anlayışın temsilcisidir”
DSP Genel Başkanı Önder Aksakal ise Yunus Emre’nin yalnızca bir şair olmadığını söyleyerek, “Aradan geçen yedi asrı aşkın zamana rağmen, Yunus Emre sesi hala bizimle, şiirlerinde, öğütlerinde, öğretilerinde, gönüllerimizde yaşamaya devam ediyor. Yunus Emre, sadece bir şair değil; o insanı insana yaklaştıran, kalpleri birbirine bağlayan bir gönül mimarıdır. Onun yaşamı sade bir yaşamın içinde derin bir hikmet barındırır. Anadolu’nun köylerinde, kasabalarında dolaşarak insanlara sevgiyi, birliği ve kardeşliği anlatmıştır. En büyük öğretisi ise insanı sevmek, yaratandan ötürü yaratılana saygı duymaktır. Bizlere en büyük mirası, insan sevgisidir. “Yaratılanı severiz, Yaratan’dan ötürü” diyen büyük gönül insanı Yunus Emre’nin izinden yürüyen bir medeniyetin mensuplarıyız. Bu söz sadece bir düşünce değil; aynı zamanda inancımızın, ahlakımızın ve hayat anlayışımızın özüdür. O bize; kırmadan konuşmayı, yargılamadan anlamayı, uzaklaşmadan yakınlaşmayı öğretti. Kalp yapmanın, gönül kazanmanın en büyük erdem olduğunu gösterdi. Yunus Emre’nin çağrısı, bugün her zamankinden daha fazla anlam taşımaktadır. Dünyanın dört bir yanında ayrışmanın, ötekileştirmenin, tahammülsüzlüğün arttığı bir dönemde; onun sevgi, hoşgörü ve birlik mesajlarına her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Çünkü Yunus, insanı insana düşman eden değil; insanı insana yoldaş kılan bir anlayışın temsilcisidir.
Bu yüzden onu anmak, sadece geçmişi hatırlamak değil; bugünü ve yarını inşa etmektir. Onun sözlerini hayatımıza taşımadıkça, onu gerçek anlamda anlamış sayılmayız. Bugün bizlere düşen görev; Yunus’un açtığı yolda yürümek, onun sevgi dilini yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmaktır” şeklinde konuştu.

“Yunus’u anlamak demek, onun gibi yaşamak ve onun gözüyle dünyaya bakabilmek demektir”
TBMM Yapay Zeka Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Eskişehir milletvekili Fatih Dönmez de, Eskişehir’in tarih boyunca sadece yolların kesiştiği bir kavşak noktası değil; bilgeliğin mayalandığı bir merkez olmuşturdiyerek, “Toprağında Yunus’un derinliğini, Nasreddin Hoca’nın ferasetini taşıyan bu şehir, evrensel değerler üretme noktasında dünyanın sayılı merkezlerinden biridir. Bizim görevimiz, bağrımızdan çıkan bu dev çınarların gölgesini, Eskişehir’e yakışır bir anlayışla tüm insanlığa ulaştırmaktır.
Geçtiğimiz günlerde temelini atılan Yunus Emre Dijital Deneyim Merkezi, bu vizyonun en somut ve en heyecan verici adımlarından biridir. Bizler, mirasımızı sadece kitap sayfalarında saklamakla kalmıyor, onu yeni neslin diliyle yeniden inşa ediyoruz. Genç kuşakların, "Bizim Yunus"u dijital dünyanın imkanlarıyla, yaşayarak tanımasını istiyoruz.
Bu merkez, köklerimizle geleceğimiz arasında kurduğumuz muazzam bir bağdır. Yunus’un o eşsiz felsefesi, burada en ileri teknolojiyle, interaktif uygulamalarla ve dijital sanatla hayat bulacak. Ziyaretçilerimiz, 13. yüzyılın o duru Türkçesini, 21. yüzyılın görsel estetiğiyle deneyimleyecekler. Bu oluşum, geleneksel mirasımızı korurken onu modernize eden dinamik bir hafıza merkezidir.
Yunus Emre ve Nasreddin Hoca, Eskişehir’in dünyaya sunduğu en büyük hazinelerdir. Bu kadim mirasın asıl gücü, taş binalarda veya ekranlarda değil, Eskişehir’in her bir sokağına sinmiş olan o diri ruhta saklıdır. Yunus’un "Gönül Çalab’ın tahtı" dediği o derinlik, bizim bugün toplumsal birliğimizi koruyan en sağlam kalemizdir. Bizler, bu topraklarda yetişmiş her bir ferdin zihninde ve kalbinde bu bilgeliği diri tutarak; sadece geçmişle övünen değil, o geçmişin ahlakıyla bugünü güzelleştiren bir şehir kimliğini tahkim ediyoruz. Zira biliyoruz ki; insana kıymet vermeyen hiçbir fikir, kökü sevgi olmayan hiçbir dava kalıcı olamaz.
İşte bu yüzden, Yunus’un ve Nasreddin Hoca’nın mirasından bahsederken aslında sadece tarihten bahsetmiyoruz; doğrudan kendimizden, komşuluğumuzdan, soframızdaki ekmeği bölüşme şeklimizden bahsediyoruz. Onların bizlere bıraktığı bu paha biçilemez öğretiyi; salonlara, törenlere hapsetmeden, sokağımızdaki samimiyete ve gündelik hayatımızın içine nakşetmeliyiz. Biz Eskişehirliler olarak, bu değerleri yaşarken hissettirdiğimiz sürece, şehrimizin o kendine has huzuru ve hoşgörüsü tüm dünyaya en güçlü mesaj olacaktır. Çünkü Yunus’u anlamak demek, onun gibi yaşamak ve onun gözüyle dünyaya bakabilmek demektir” ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından Eskişehir Valisi Erdinç Yılmaz ve beraberindekiler külliyede kurulan stantları ziyaret ederek vatandaşlarla dua ve sohbet etti.






