Bankacılık sektöründe faiz dengeleri şaşırtıcı bir seyir izlemeye başladı. Merkez Bankası’nın 2025’te başlattığı faiz indirim sürecini 2026’da da sürdürmesi beklenirken, bankaların uyguladığı kredi ve mevduat faizleri arasındaki makas giderek açıldı. Piyasalar 22 Ocak’ta yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısı öncesinde TCMB’nin alacağı karara odaklanırken, finansal göstergelerdeki ayrışma dikkat çekti. Kredi kullanmak isteyen vatandaşlar artan maliyetlerle karşılaşırken tasarruf sahiplerinin getirisi erimeye devam ediyor. Yeni yılın ilk haftalarında kredi faizlerinin sert yükselmesi, mevduat faizlerinin ise gerilemesi öne çıktı.
İhtiyaç Kredilerinde Maliyet Rekoru
Politika faizindeki düşüşe rağmen bankaların kredi musluklarını sıktığı görülüyor. İhtiyaç kredisi faizleri yılın başıyla birlikte hızlı bir yükseliş kaydetti. Aralık sonunda yüzde 46,37 seviyesine kadar inen ortalama ihtiyaç kredisi faizi, ocak ayının ilk haftasında yüzde 54,48’e sıçradı. Yükseliş ivmesi ikinci haftada da devam ederek yüzde 63,53’e çıktı ve son dört ayın en yüksek düzeyine ulaştı. Söz konusu oranlar, nakit ihtiyacı olanların borçlanma maliyetini katladı. Vergiler de eklendiğinde yıllık kredi maliyetleri yüzde 80’in üzerine çıkarak erişimi zorlaştırdı.
Ticari Kredilerde Benzer Tablo
İş dünyasının finansman maliyetleri de yukarı yönlü bir grafik çizdi. Ticari kredi tarafında da benzer bir tablo oluştu. Aralık sonunda yüzde 50,30 seviyesinde olan ortalama ticari kredi faizi, ocak ayının ilk haftasında yüzde 53,44’e yükseldi. Takip eden hafta ise yüzde 52,31 seviyesinde gerçekleşerek yüksek seyrini korudu. İşletmelerin yatırım ve işletme sermayesi ihtiyacını karşılarken zorlandığı belirtiliyor. Yüksek faiz oranları, ticari faaliyetlerin finansmanını baskılamaya devam ediyor.

Reel Faizin Yüksekliği ve Baskı Unsurları
Enflasyonun gerileme eğilimine girmesi ve Merkez Bankası’nın 2026 sonu için yüzde 16 seviyesinde enflasyon öngörmesi, mevcut kredi faizlerinin reel anlamda oldukça yüksek kaldığını gösteriyor. Bankaların risk algısı ve kar beklentisi faizleri yukarıda tutuyor. Uzmanlar, bankaların yıl sonu bilançoları, risk primi, kâr marjları ve düzenlemelerin kredi faizleri üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğuna dikkat çekiyor. Sıkı para politikasının gevşemeye başlamasına rağmen piyasa faizlerinin direnç gösterdiği görülüyor.
Mevduatta Dip Seviyeler ve Beklenti
Kredi faizlerinin aksine tasarruf sahiplerinin getirisi düşüyor. Piyasalarda, TCMB’nin aralık ayında yüzde 38’e indirdiği politika faizini o haftaki toplantıda 150 baz puan daha düşürmesi bekleniyor. Faiz indirim beklentisi mevduat oranlarını aşağı çekiyor. 1 aya kadar vadeli ortalama mevduat faizi yüzde 44,70’e gerileyerek son iki yılın en düşük seviyesine indi. Benzer şekilde 1-3 ay vadeli ortalama mevduat faizi de yüzde 45,79 ile dip seviyelere yaklaştı. Ortaya çıkan tablo, finansal sistemde kaynak maliyeti ile kredi geliri arasındaki farkın açıldığını kanıtlıyor. Mevduat getirilerinin giderek zayıflaması, yatırımcıları alternatif araçlara yöneltebilir.




