Marmara havzasında beklenen devasa sarsıntıyla alakalı bilim insanlarından kalıpları yıkan bir değerlendirme silsilesi geldi. Paleosismolog Dr. Ramazan Demirtaş, halk arasında daima münakaşa konusu olan "Beklenen İstanbul depremi kaç büyüklüğünde olacak?" ve "Neden hala gerçekleşmedi?" suallerine, istatistikler ve formüller vasıtasıyla açıklık getirdi. Uzmana göre bu doğal afetin zamanlaması ile şiddetindeki esas tıkanıklık, çatlak çizgisinin yıllık "kayma hızı" hudutlarındaki flu tablodan neşet ediyor.
Yıllık İlerleme Hızının Yarattığı Farklılıklar
Dr. Ramazan Demirtaş, 1766 tarihli son devasa zelzeleden günümüze değin geçen 260 seneyi baz alıp üç değişik kurgu aktardı. Akademik çevrelerde kırığın ilerleme temposu adına 17 mm ile 24 mm aralığında değişken malumatların dolandığını belirten uzman, bu sayının afetin boyutunu birebir tayin ettiğini dile getirdi. Temposu 24 mm/yıl olursa; şu an itibarıyla M 7.3 - 7.5 boyutlarında bir şokun yaşanması gerekiyor, zira enerji deposu tepe noktasında bulunuyor. Temposu 20 mm/yıl olursa; tahmin edilen şiddet M 7.1 - 7.2 sularında. Bu tasavvura binaen de afet vakti tamamlanmış vaziyette; lâkin 7.5'lik bir sarsıntı için yarım asır daha vakit duruyor. Temposu 17 mm/yıl olursa; potansiyel enerji bugün M 6.9 - 7.1 şiddetinde bir sarsıntıya delalet ediyor. 7.5 ebatlarındaki ölümcül bir yıkım adına ise tahmini 105 sene geçmesi icap edebilir.

Gecikmenin Altında Yatan Sismik Muammalar
Dr. Ramazan Demirtaş, 1999 yılındaki Gölcük felaketi ile son senelerde lokasyonda beliren orta halli sarsıntılara karşın umulan dev zelzelenin niçin hâlâ patlak vermediğine dair mühim bilinmezleri listeledi. Demirtaş'ın analizlerine göre, bu sessizliğin arka planında şu flu noktalar uzanıyor:
Fay Modeli Belirsizliği: Kırığın tek düze mi, "çek-ayır" yapısında mı yoksa "at kuyruğu" formatında mı olduğu belirlenmiş değil.
Segmentasyon Sorunu: Fayın kaç dilimden teşekkül ettiği ve söz konusu kısımların afete etkileri eksiksiz biçimde aydınlatılamadı.
Kırılma Davranışı: Titremenin tek hamleli mi yahut çoklu kırılma formatında mı belireceği hâlen bir bilmece olarak kalıyor. İlgili konudaki düşünce ayrışmalarının kökeninde, bu tarz teknik detayların aydınlanamaması bulunuyor. Hız hesabındaki miniminnacık sapmaların bile afet takvimini on yıllarca öteleyebileceği vurgulanıyor. Enerji kapasitesi bilinse dahi, bu birikimin nasıl ve ne vakit kusulacağı bütünüyle hıza ve bahsi geçen düğümün sökülmesine bağlı kalıyor.





