Üniversite tercih döneminin başlamasıyla birlikte uzmanlardan öğrencilere ve ailelere önemli uyarılar geldi. Rehber Öğretmen ve Aile Danışmanı Özlem Aydemir, tercih sürecinin yalnızca bir üniversite seçimi değil, aynı zamanda hayatı şekillendiren önemli bir karar olduğunu söyledi.
“Hayallerinizden vazgeçmeyin”
Tercihlerin aceleye getirilmemesi gerektiğini vurgulayan Aydemir, öğrencilerin en sık yaptığı hatanın kendi hayallerinden vazgeçmek olduğunu ifade etti. Aydemir, “Tercih süreci aslında sadece bir üniversite tercihi süreci değil. Hayatımızı tasarladığımız bir süreç. O yüzden çok aceleye getirmememiz gerekiyor. Planlı olarak ilerlememiz gerekiyor ve bilgi dahilinde ilerliyor olmamız gerekiyor. Burada öğrencilerin yaptığı en büyük hata belki kendi hayallerinden vazgeçmeleri. ‘Yüksek puan aldım, puanım boşa gitmesin’ diye istemediği bir bölümü yazması ya da ailesinin istediği bir bölüme gitmesi, arkadaşı orayı tercih ediyor diye o bölümü yazması gibi şeyler aslında yapmış oldukları hatalar diyebiliriz” diye konuştu.

“Puan değil başarı sıralaması önemli”
Aydemir, “Başarı sıralaması daha önemli bizim için. Puan çünkü değişebiliyor. Her sınavın her yıl zorluk süreci değişiyor. Puan da buna oranla değişiyor. Burada başarı sırası bizim için daha önemli. Burada YÖK Atlas bizim için rehber. YÖK Atlas'a girerek bir önceki yıl öğrenciler hangi sıralamayla girmişler oraya bakmak lazım. Hatta birkaç yılı karşılaştırıyor olmak lazım. Çünkü nerede yığılma var, makas nerede açılıyor bunlara bakmak lazım. Tek bir seneye bakarak yorum yapmak da yanıltıcı olabiliyor. Çünkü yeni bölümler açılıyor. Kontenjanlar azaltılabiliyor. Hayalimizdeki yer neresiyse ilk başlara onu yazmamız gerekiyor. Tabii gelmeme olasılığı yüksek olsa da ama gelebilir. Sonrasında kendi sıralamamıza daha yakın olan yerleri yazıyoruz, daha gerçekçi tercih yapıyoruz. Sonlara doğru da kendi sıralamamızın altında gelmesi garanti olan yerleri yazıyoruz ama tabii burada da şu önemli: Geldiğinde gidebileceğimiz yerleri yazıyor olmamız gerekiyor. Yani 24 tercihin 24'ünü de doldurmamız gerekmiyor. Çünkü istemediğimiz bir yer geldiğinde, sonrasında gitmek istemediğimizde, kayıt yaptırmadığımızda ortaöğretim başarı puanımız bizim yarı yarıya düşüyor bir sonraki yıl için. O yüzden istemediğimiz yerleri kesinlikle yazmamamız gerekiyor” dedi.
“Kılavuz dikkatle incelenmeli”
Tercih kılavuzundaki özel koşulların mutlaka incelenmesi gerektiğini ifade eden Aydemir, “Şimdi kılavuz yayınlanıyor biliyorsunuz, orada özel koşullar var. Onlara da mutlaka bakmak gerekiyor. Örnek veriyorum, o üniversitenin hazırlık dönemi vardır 1 yıl; hazırlık okumak istemiyorsak onu yazmamamız gerekiyor. Bazı bölümler sağlık koşulu istiyor, özel sağlık koşullarını sağlayamıyorsak orayı tercih edemiyoruz ya da vakıf üniversitesi yazdık burslu olarak girdik, sonrasında belli bir not ortalaması istiyor. Eğer o not ortalamasını sağlayamazsak önümüzdeki yıl ücret ödemeye başlıyoruz. O yüzden bunların hepsini değerlendirerek bir tercih yapmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“Bölüm tercihi daha öncelikli değerlendirilmeli”
Aydemir, “Tabii ki tercih yaparken şehir de önemli. Sosyal faaliyetler, ekonomik mi, güvenli olup olmaması... Bunlar tabii önemli şeyler ama okuyacağımız bölüm daha önemli. Bunu göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Hatta bulabiliyorsak kesişim kümesini bulmamız gerekiyor. ‘İstanbul'da okumak istiyoruz' diye istemediğimiz bir bölümü okuyup sonrasında bütün hayatımızı ona bağlamak ya da o işi yapmamak çok da işlevsel değil maalesef. O yüzden bölüm daha önemli. Şimdi bu sürece kadar aslında lise döneminde üniversitelerin kriterlerini vesaire hepsini araştırmış olmak gerekiyor, yani son dakikaya çok bırakmamak gerekiyor. Üniversitenin akademik kadrosu çok önemli en başta. Onun dışında kulüpleri çok önemli. Laboratuvarı var mı? Staj imkanı var mı? Erasmus yapabiliyor muyum? Çift anadal yapabiliyor muyum? Bunların hepsine bakıyor olmak gerekiyor. Ona göre bir karar veriyor olmak gerekiyor” diye konuştu.
“Öğrencileri yönlendirmek yerine onlara rehberlik edilmeli”
Aydemir, “Aileler çocuklarını çok seviyorlar ve onların rahat etmelerini istiyorlar. Tabii bu çok anlaşılır bir şey ama tabii burada öğrencinin ne istediği de çok önemli, öğrencinin kendini tanıması çok önemli. Burada yol gösterici değil de rehberlik ediyor olmak gerekiyor öğrenciye. Şimdi düşünün, annesi hukuk istiyor diye hukuk istemeyen bir öğrenci oraya gittiğinde mutsuz oluyor. Belki sonrasında yapamıyor, geri geliyor ya da babası tıp okusun istiyor öğrencinin, o yüzden tıp yazıyor sonrasında başarılı olamıyor belki. Puanı yetse de yazmak istemeyen öğrenciler var. Çünkü sırf ailesi orayı istiyor diye orayı yazma durumunda kalıyorlar ve sonrasında pişman oluyorlar. Pişman olmamak için ailelerin destek olması lazım burada” dedi.
“Yapay zekâ mühendisliği ile dil ve konuşma terapistliği gündemde”
Aydemir, “Sayısalda ilk sırada tabii tıp var, mühendislik, diş hekimliği, eczacılık; daha çok bunlar var. Yavaş yavaş yapay zekâ mühendisliği vesaire de devreye girdi. Dil ve konuşma terapistliği son zamanlarda çok gündemde. Onun dışında hukuk, psikoloji, PDR; buralara daha çok tercih var şu an. Daha garantici bakıldığı için belki de daha çok oralar var” dedi.
“Geleceğin mesleklerinde kendini geliştiren öne çıkacak”
Aydemir, “Yapay zekâ mesleğimizi elimizden alacak korkusu var. Tam öyle bir şey olmaz ama tabii ki dönüşüyor burada. Bizim de oraya uyum sağlamamız gerekiyor. Burada yani birçok bölüm sayabilirim aslında size; yapay zekâ mühendisliği, veri analizi, biyoenformatik, otomasyon mühendislikleri, sürdürülebilirlik, yenilenebilir enerji... Bunlar böyle daha çok önümüzdeki dönemlerde revaçta olacak gibi görünüyor ama şimdi biz bölümü okurken bile birçok değişim olabilir. Burada öğrencinin kendini geliştiriyor olması gerekiyor. Yani üniversitenin şunu vermesi lazım öğrenciye; bir iletişim becerisini geliştiriyor olması gerekiyor öğrencinin. Çünkü artık diploma sahibi olmak çok bir işe yaramıyor. İş verenler, kurumlar ‘Nasıl iletişim kurabiliyorsunuz? Problemi nasıl çözebiliyorsunuz?’ ya da ‘Yaşam boyu öğrenme becerisi edindiniz mi?’ bunlara bakıyorlar. O yüzden üniversite süreci boyunca da bunları edinmek lazım. Çünkü biz üniversiteye girdiğimizde bile çok farklı bir süreç olabilir, mezun olduğumuzda çok farklı bir süreçle karşılaşıyor olabiliriz. O yüzden kendimizi de bu alanda besliyor olmamız gerekiyor, hangi bölümü okursak okuyalım” ifadelerini kullandı.




