Ünlüce, sürecin hem idari hem de yargı boyutuyla titizlikle yürütüldüğünü vurgulayarak, kesin hükmün yalnızca yetkili yargı mercileri tarafından verilebileceğini söyledi.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce şu ifadeleri kullandı;

“Biz hepimiz yıllarca memuriyet yaptık. Hepimizin çeşitli yerlerde imzası var, işlemi var, şu var, bu var. Şimdi hata yapabiliriz, suç işleyebiliriz, bunların hepsi olabilecek şeyler. Fakat burada şunu demek istiyorum: bu müfettişler, bu mülkiye kurumları, bu ön inceleme birimleri, bu soruşturmaya yetkili olan birimler niye var o zaman? Mahkemeler, hâkimler, savcılar niye var? Yani biz bir evraka bakarak karar vereceksek, fiil ile fail arasındaki illiyet bağını kurup kuramayacağımıza yargı, yargılama yaparak hatta çoğu zaman uzun yıllara saridir bu yargılama; deliller toplanır, imza incelemeleri yapılır, tanıklar dinlenir, konuyla ilgili bütün incelemeler yapıldıktan sonra karar verilir. Hatta bazen yerel mahkemenin kararı bile yeterli görülmez, taraflar bunu üst mahkemeye taşır, yerel mahkeme bu konuda doğru karar verememiştir diye. Hatta istinaf mahkemesinin verdiği kararı da bir üste, Yargıtay'a taşıma hakkı vardır. Siz şimdi bunların hepsini bitirdiniz. Siz şimdi diyorsunuz ki: 'Siz suçlusunuz, siz suç işlediniz, siz...'. Ben mahkemeyim, hâkimim burada toplandım, müfettişim, hepsine karar verdim, ön incelemeyi verdim. Bakın, dün basına yalan yanlış bir bilgi verdiniz 'soruşturma izni verildi' diye. Bir kere soruşturma izni vermeye yetkili makam bakanlık. Şimdi siz ithamda bulunuyorsunuz, 'sahtecilik suçunu işlediniz, görevi kötüye kullanma suçunu işlediniz' diye. Bunu iddia edebilirsiniz ancak. Bu şu anda yargı konusunda ve ben sizleri temin ederim; olaylar başından beri inceleme ve soruşturma konusunda ve bu konuda da gerekli titizliği gösteriyoruz. Herkes, hepimiz, ben de dâhil, yargısal sürece de saygılıyız. Sonucunu bekleyeceğiz ve sonucunda da hem inceleme-soruşturmaların hem de yargısal sürecin sonunda ne gerekiyorsa onu yapacağız.”

Ünlüce: “Hukuki süreçte vicdanen veremeyeceğim de hiçbir hesap yok”

Ünlüce, “Ama şu anda sizin durumunuz şu nedenle çelişkili: Bir kere iddiayı ortaya attınız, 'tarifeler farklı, yanlış, farklı farklı tarifeler uygulanıyor' dediniz. Biz de soruşturma ve davalar devam ederken varsa bir vatandaş mağduriyeti ya da kamu zararı, toplayalım bunu giderelim, netleştirelim milletten ne alınacağını, vatandaştan ne alınacağını ve bu netlikle genel kurula gidelim diye. Bakın, şimdi ben bu olağanüstü genel kurulu yapmasaydım, bu sefer de şunu diyecektiniz: 'Bakın biz iddialarda bulunduk, ortaya da deliller sunduk, savcılığa da bildirdik ama hiçbir şekilde bizi toplayıp olağanüstü genel kurulda bu konuda bilgi verilmedi, bir açıklama yapılmadı'. Ben işte onu yapsaydım bu şeffaf olmayacaktı. Bakın, ben şeffaf bir şekilde hemen size çağrıya çıktım. Sizi topladım, size burada açıklama yapıyorum. Buna neden gerek duyduğumuzu anlatıyorum ve buna gerek duymamızın sebebinin de sizlerin iddiası ve çelişkinin giderilmesi için olduğunu belirtiyorum. Bu sizin iddianız ve bizim siz bu iddiayı yapıncaya kadar böyle bir iddiamız yoktu; bu sizin iddianız ve ben bu iddiayı ciddiye aldım. Dedim ki: 'Meclis üyelerim eğer böyle bir iddiada bulunuyorsa benim genel kurulu toplayıp bunu genel kurulda tartışmam lazım' diye. Bakın bence burada kalın, oylamada ret kullanın, o da olur, hepsi olur. Ama bakın, ben şeffaflıkla hepinizi çağırdım, konuyu anlatıyorum 'durum budur' diye. Konudan haberdar olduktan sonra hemen bütün hukuki ve idari süreçleri de başlattım. Savcılık, adli yargı, idari yargı, ne gerekiyorsa, ceza yargısı; bundan sonraki aşamada da inceleme raporlarına göre zaten süreci yürüteceğiz. Ama elbette ki burada kalıp kalmamak size kalmış bir şey, biz o konuda zorlayamayız. Ama bana kalırsa bütün tartışmaların yapılması gereken yer burası. Milletimiz bizi 'terk edelim, dinlemeyelim, şunu yapalım, bunu yapalım' diye seçmiyor. Bakın bir oyunuz var; bu ret de olabilir, kabul de. Reddedersiniz, 'Biz buna katılmıyoruz, bu yanlış' dersiniz; isteyen evet verir, isteyen hayır verir. Ama millet 'oyumuz evet olsun, hayır olsun, oyumuzu bizi burada vatandaşımızı temsil etmek için verdi'. Benim de arkadaşlar bu süreçte sizlerden tek beklentim, meclis üyelerimizden hangi partiden olursa olsun; bir hukuki süreç başladı, ben bu sürecin asla siyasileşmesini istemem. İnanın buna, inanırsınız inanmazsınız, hukuki süreçte vicdanen veremeyeceğim de hiçbir hesap yok. Bunun da hesabını veririm ama yine de aksi bir şey oluşursa da sonuçları neyse katlanırım. Her şey kabul. Hukuk ne derse benim başımın üstünde yeri var, kimsenin şüphesi olmasın. Evet, şimdi komisyona geçme konusunu oylayacağım, karar size kalmış, nasıl isterseniz öyle hareket edin” diye konuştu.

“Konu hakkında duyarsız kalmadım”

Ünlüce, “Ben gazetecileri, il başkanını kaynak gösterdiği için söyledim. Soruşturma izni bir memurla ilgili görevi nedeniyle işlediği iddia olunan suçlarda savcıların ressen harekete geçme şansları yoktur, kendileri hemen işleme başlayamazlar. Ya ihbar gelir, onun üzerine buna soruşturma 4483 sayılı yasa uyarınca ya da özel yasalar var biliyorsunuz, YÖK'te ayrı yasalar var, başka kurumlarda, HSK'da hâkim savcılarla ilgili; o izin talebinde bulunabilir ancak ve Türkiye'nin hiçbir yerinde... Bakın, dediğim gibi bu konu isterseniz meclis üyelerimize bilgilenmesi açısından hukuki süreci de anlatalım. Şimdi savcılığa yansımış bir şikâyet var, bu şikâyet üzerine kamu görevlileri hakkında savcılık duruma göre valilikten ya da bakanlıktan izin alır. Bizim durumumuz nedeniyle, yani belediye başkanları için İçişleri Bakanlığı yetkili olduğu için bakanlığa gider bu konu. Bakanlık 4483 sayılı bir yasa var, buna göre işlemler başlar. Bir ön incelemeci tespit edilir, ön incelemeci konuyu bütün yönleriyle araştırır ve suç işlendiği hakkında şüphesi varsa bunu makamına bildirir, bakanına bildirir. Bakan da bununla ilgili soruşturma iznini verir. Bu da zaten Danıştay itirazı gibi birtakım daha hukuksal süreçler var; uzatmayayım, günün sonunda savcılığa gelir. Yani bunların hepsi bir süreç, bir aşama. O nedenle şunu demek istiyorum: Hiç kimse kendisini bakan yerine koyup, hâkim yerine koyup, savcı yerine koyup kararı peşinden kesmesin. Ben şunu söylemek istiyorum: Bizler burada 46 kişi, 46 meclis üyesi ve belediye başkanlarımız bu şehirle derdi olan insanlarız. Biz bu şehre hizmet etmek istiyoruz. Gelmişiz, seçilmişiz; elbette bedeller ödüyoruz. Çok güzel, çok keyifli yanları da var görevimizin; çok keyif alarak yaptığımız, çok onur gurur duyarak yaptığımız şeyleri de var ama maalesef bunları da yaşıyoruz. Keşke yaşamasak, hangi belediye başkanı ister? Bir de sizlere şunu sormak isterim, yani bir hata varsa bile olağanüstü genel kurulla çözülebilecek bir şeyde, yani olabilecek bir şey mi bu dediğiniz? Niye ben 50 küsur yaşındayım, tertemiz bir kariyerim olmuş, niye bunu yapayım? Neyse bunlar yargının konusu, ben zaten bu konularda hiç yorumda bulunmayacağım. Hiçbir şekilde sizleri de etki altında bırakmam, ben yargıya güveniyorum. Yargıda konu, diyorum ya; ben vicdanen rahatım ama buna rağmen yargı ne karar verirse de başımın üstünde yeri var. Sonuçlarına da ben katlanacağım, imzası kimde varsa o katlanacak zaten. Benim demek istediğim, Ahmet Bey ben sizin sözünüzü kesmedim. Benim demek istediğim bir çelişki olduğunu, kafalarınızda soru işareti olduğunu, bununla ilgili birtakım iddialar size ulaştığını söylediğiniz için ben burada hesap vermek zorundayım genel kurula. Ben hiç buna duyarsız kalıp genel kurulu toplamasam sizin beni o zaman suçlamanız lazım: 'Ayşe Hanım biz size çok ciddi iddialar verdik, tamam sen kendi içinde soruşturma inceleme başlattın iyi güzel de senin bize de bir hesap vermen gerekmiyor muydu yani genel kurula?' Ben size şu anda bilgiyi veriyorum ve sizi topladım, konu hakkında duyarsız kalmadım. Bakın sizler benim bir tane bile meclis üyem, yani hepinizin olmasına bile gerek yok 13-14 kişinin, bir tane bile meclis üyem 'benim bunda kafam karıştı, burada böyle iddialar var bunu düzeltelim' demesi benim için yeterdir. Ben buradan dediğim gibi bu 3 tane tarife vardı ekinde, kafalarda bir soru işareti kalmasın. Bizim burada kasımda toplandığımızda genel kuruldaki kastımız neydi? Yani oradaki meclisin iradesi neydi? 2025 tarifelerin üzerine enflasyon farkını koyarak bu tarifeyi uygulamak değil miydi? Hayır deyin mesela, siz bana deyin ki: 'Hayır, ben suya 2025 tarifesi üzerinden yapmak istiyordum, işte yaptırımlar, ceza suç işleyenlere 2024 üzerinden yaptırmak istiyordum, benim iradem buydu' diyebilir misiniz? Birisi varsa parmak kaldırsın, gerçekten merak ettiğim için soruyorum. Biriniz desin ki: 'Ben su ve atıkta 2025'in uygulanmasını istiyordum, işte bu ceza işleyen, kaçak su kullanana 2024 uygulanmasını istiyordum, ben biraz onlar ödüllendirilsin istiyordum düşük tarifeden yapılmasını istiyordum' gerçekten merak ettiğim için soruyorum. Yani buna duyarsız kalırsak, burayı terk edersek; bakın bu sizin kararınız, ben size terk edin terk etmeyin diyemem. Ama bana kalırsa bizim burada komisyona havale edelim, konuyu çok uzatmayalım, sonra yine konuşmaya devam ederiz. Komisyon görüşsün, kararını bize bildirsin, ondan sonra da oylamaya geçelim. Ahmet Bey daha fazla söz vermiyorum."

Kaynak: Eskisehir.net Haber Merkezi