Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen "Atatürk'ün Kızları Buluşuyor" programı, Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın katılımıyla gerçekleştirildi. Programda kadınların yaşadığı sorunlara ilişkin konuşan Özdağ, partisinin çözüm önerilerini anlattı.
“Bağımlılık sorununu çözecek tek parti Tertemiz Türkiye projesiyle Zafer Partisi'dir”
Konuşmasının başında uyuşturucu ve sanal kumar bağımlılığının aileler üzerinde ağır sonuçlara yol açtığını söyleyen Özdağ, “Çok değerli Atatürk’ün kızları, Türkiye’nin kadınıyla erkeğiyle ama özellikle anneler için, ablalar için, babalar ve abilerden daha çok yine kız kardeşler için en önemli sorunlarından bir tanesi ne yazık ki 4 milyon uyuşturucu, 2 milyon da sanal kumar bağımlısı ve çoğu erkek olan yurttaşa sahip olmamızdan kaynaklanıyor. Birçok toplantı yaptık. Bağımlıların anne ve babalarını davet ettik. Anneler sayıca çok olarak geldi, babalar ise çok nadir geldi. Çünkü o çocukların yükünü de anneler taşımaya devam ediyor. Bir anne çıktı. Konuşmasını yaparken, yaşadıklarını anlatırken, "Babasının vefatından sonra evdeki bütün eşyaları sattı. Evde hiçbir şey kalmadı. Sattıklarıyla uyuşturucu aldı. Sonra beni evi satmaya zorladı. Evi satmayınca boş evi ateşe verdi. Çok şükür şimdi hapishanede." dedi. Tabii bu arada annesini dövmüş, yaralamış. Bir ara verdik. Arada yanıma geldi. "Sizden bir şey isteyebilir miyim?" dedi. "Buyurun." dedim. "Hapiste, dişleri düştü. Acaba oğluma diş yaptırabilir misiniz?" dedi. Kendisini döven, evini yakan, eşyalarını mahveden ve sonunda hapse giden oğlu için bile dertlenmeye devam eden anne. Bu sayıyı ve örnekleri çok arttırabilirim. Öte yandan Adana’da hepimiz bir film şeridi gibi gözlerimizin önünden nasıl geçtiğini televizyonlarda gördük. Kumar bağımlısı oğlunu emekli bir polis baba çekerek vurdu ve öldürdü. Doğru mu? Evet. Değerli arkadaşlar, bu sorun, yani bağımlılık sorununu çözecek tek parti Tertemiz Türkiye projesiyle Zafer Partisi'dir. Tedaviyi zorunlu hale getireceğiz. Bağımlı olan bütün yurttaşları tam anlamıyla arınana kadar zorunlu bir tedavi protokolü süreci içerisine alacağız. Ve siz anneler, kız kardeşler çocuklarınızın uyuşturucu çetelerinin tehdidi altında olduğunu düşünmeyeceksiniz. Çünkü sokaklarda çeteler değil, sokaklarda Türk devleti hakim olacak” dedi.
"Bir kadını öldüren iyi hal indirimi almayacak"
Kadına yönelik şiddetin Türkiye'nin önemli sorunlarından biri olduğunu savunan Özdağ, yalnızca cezaların artırılmasının yeterli olmadığını, eğitim sisteminde de değişiklik yapılması gerektiğini ifade etti.
Özdağ, Kadının en önemli sorunlarının, kadına yönelik en önemli tehditlerin başında hiç şüphesiz kadın cinayetleri, kadın yaralamaları geliyor. Bu adeta katliam boyutunu almış, çoğu eş ve erkek çocuk kaynaklı şiddeti durdurmanın yolu sadece cezaları arttırmak değil. Eğitim sürecini yeniden yapılandırmamız ve ortaokuldan başlayarak aile içi ve topluma saygı, kadına saygı düşüncesini sistemli bir şekilde yeni nesillere aktarmamız gerekiyor. Ama öte yandan yasalarda da değişiklik yapmayı hedefliyoruz. Karısını öldürüyor, kravat taktığı için iyi hal indirimi alıyor. Nasıl bir anlayış, anlamakta zorlanıyoruz. Bunu yasadan çıkartacağız. Bir kadını öldüren iyi hal indirimi almayacak. Keza kadına yönelik şiddette uzaklaştırma verildiği veya elektronik kelepçe takıldığı zaman yasa ihlal eden para cezası alıyor. Ve bu para cezası çok yüksek değil. Para cezasını toplum için çalışmaya ve daha sonra hapis cezasına dönüştüreceğiz. Cinayetlerin önemli bir nedeni boşanma davalarının uzun sürmesi. Yıllarca sürüyor ve tarafları olağanüstü yıpratıyor ve şiddetin zeminlerinden birisini oluşturuyor. Davaların 6 aylık bir süre içinde bitmesi için gereken hukuki düzenlemeleri gerçekleştireceğiz” ifadelerini kullandı.
Eskişehir'den örnek verdi
Düzensiz göç konusuna da değinen Özdağ, “Kadının karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan bir tanesi, bir tek Zafer Partisinin kurulduğu günden bu yana çok güçlü bir şekilde anlattığı, ifade ettiği ve çözümünü de ortaya koyduğu Türkiye'ye yönelik artık demografik bir işgal boyutu kazanmış, Türkiye'yi her geçen gün biraz daha Ortadoğululaştıran büyük göç dalgası. Eskişehir'de daha 2 sene önce bir tramvay durağında bir Afgan karısını ve yanındaki kız çocuğunu dövüp karısını öldürme girişiminde bulunmamış mıydı arkadaşlar? Ve olaya müdahale eden bir Eskişehirli genç de bu müdahalenin sonucunda hapis cezasıyla karşı karşıya kalmamış mıydı? Bu sadece küçük bir örnek. Ama sokakların daha güvensiz hale geldiği, metrobüslerde kadınların korkuyla yolculuk yaptığı, metrodan çıkan genç öğrenci kızların yurtlarına kadar yürürken 300 metrelik mesafeyi korku içerisinde katettikleri bir Türkiye'de yaşıyoruz. Bir kadının tek başına İstanbul'da akşam saatlerinde yürümekten belirli semtlerde çekindiği bir ülkede yaşıyoruz. Neden bu ülkenin istiklali için İnebolu'dan Ankara'ya bugün şartlarında 330 kilometrelik yolu cephane taşıyarak geçiren ve istikbalin kazanılmasını sağlayan Türk kadınının torunları ve torunlarının çocukları bugün kendi ülkelerinde, bu ülkenin sınırlarından kaçak geçen insanlar tarafından korkutulsun veya tehdit edilsin? Bunu kabul etmiyorum ve etmeyeceğim. Onun için bu demografik işgali, bu kültürel Ortadoğululaşmayı sona erdirecek ve vatandaşlık verilen, yasa dışı vatandaşlık verilenler dahil olmak üzere bütün sığınmacı ve kaçakları vatanlarına, devletler hukukuna uygun bir şekilde yollayacağız” dedi.
"Tüp gaz bir temel ihtiyaçtır"
Kadınların yaşadığı ekonomik sorunlara da değinen Özdağ, tüp gaz üzerinden alınan ÖTV'yi eleştirdi. Tüp gazın temel ihtiyaç olduğunu ifade eden Özdağ, “Şiddet aynı zamanda, Türk kadınının üzerinde yemek pişirmeye çalıştığı o tüp gaza 1200 liraya yakın ÖTV ödemesidir. Değerli arkadaşlar, tüp gazın neden özel tüketim vergisi olsun? Bu ürün parfüm mü, Mercedes araba mı, uçak mı, yoksa pırlanta mıdır? Bu bir temel ihtiyaçtır. Bu, yemek için ihtiyaç duyduğumuz bir şeydir. Biz Zafer Partisi olarak bu durumu kadına ve anneye şiddet olarak görüyoruz. Pazar yerlerinde torbayı doldurmadan dolaşıp sonra evine gelerek o tencerede yemek pişirmeye çalışmak, kadına yönelik bir şiddettir. İstanbul'da Gaziosmanpaşa'da ana caddede bir hanımefendi yanıma geldi ve bana bazı sorular sordu. Sonra bana engelli çocuğunun okuldan geleceğini ve bu yüzden pazara gitmek zorunda olduğunu söyledi. Aslında daha fazla konuşmak istediğini de belirtti. Ben de ona pazara benim de gittiğimi ve birlikte gitmemizi teklif ettim. Birlikte pazara gittik arkadaşlar ve ilk tezgaha uğradık. Bu olay yaklaşık 6 ay önce yaşandı. Yolda kendisine bir soru sordum. Pazar alışverişi için ne kadar para ayırdığını sorduğumda bana 250 TL ayırdığını söyledi. Pazardan 1 kilo pırasa ve biraz havuç aldıktan sonra turp alacaktı. Pazarcı 40 liralık bir turp verdiğinde, sadece 10 lirası kaldığı için daha küçüğünü istediğini söyledi. İşte bu durum kadına yönelik şiddettir. Onun için bu ülkenin artık itibardan tasarruf etmesinin zamanı gelmiştir. Bu ülkenin artık rezidanslara, saraylara, yeni başkanlık uçaklarına ve yalılara ihtiyacı yoktur. Bu ülkenin fabrikalara ve organize sanayi bölgelerine ihtiyacı vardır. Bu ülkenin laboratuvarlara ihtiyacı vardır” diye konuştu.
"Kadınlar hiç kimseden korkmadan yaşayabilmeli"
Konuşmasının sonunda kadınların gece saatlerinde sokakta güven içerisinde yürüyebildiği bir Türkiye hedeflediklerini belirten Özdağ, "Bu ülkenin kadınları bu ülkede yabancılardan korkmadan, eşlerinden korkmadan, hiç kimseden korkmadan yaşayabilecekler. Bu mümkün, bunu hep birlikte gerçekleştireceğiz" ifadelerini kullandı.
Özdağ, katılımcılara gelecek seçimlere kadar mücadelelerini sürdürme çağrısında bulunarak konuşmasını tamamladı.




