Eskisehir.net'te yayınlanan "20 Dakika" programına konuk olan 29 Ekim Kadınları Derneği Eskişehir Şubesi Başkanı Sibel Erenoğlu, "Kaybettiğimiz eğitim emekçilerimizin ve çocuklarımızın anısına saygıyla; onların anısını yaşatmak ve geleceğe daha bilinçli bir toplum bırakmak için mücadele ediyoruz. Derneğin çalışmalarına dönecek olursam 1 Mayıs-3 Mayıs arası atölyemiz var. Tepebaşı Belediyemizden rica ettik Atila Özer Karikatür Müzesi’ni bize izin verdiler. 1 Mayıs İşçi Bayramı, saat 16.00'da açılışını yapacağız, 16’da. İşçinin, emekçinin bayramı çok değerli. Kadın emeğinin de görünemediğini, 8 Martların nasıl tanımlandığını şikâyeti de vardı. E biz emek verilmiş bir şey var ve bunu toplumla buluşturmak istiyoruz. Nerede buluşturacağız? Anneler Günü öncesinde. Yani o emeğin değerlendirilmesi ve buluşmasını sağlamak için. Hiç ücret almadan inanılmaz bir fedakarlıkla hiçbir şey beklemeyen bir kadın da var, onu da unutmayalım diyeceğiz. Hangi çalışmayı yapmadık? Ben oradan başlayayım. Görünür olmadık. Sosyal medyada görünür olmadık. Sosyal medyanın da belli bir algoritması var; belki görünür olduğumuz kesimler oldu ama tam kapsamlı olarak neler yaptığımızı aktarabilecek bir medya yönetimimiz olmadı. Fakat çok çalıştık. Daha ses getirebilmesi, örneğin işte 29 Ekim o kadar güçlü ki... Cumhuriyetimizin kuruluşu ve kadınların gerçekten en büyük kazanımı olan Cumhuriyet’i tanımlamasından dolayı çok değerliydi. Bu değeri biz de bir duygu katmak amacıyla kadın bandosu kurduk. Çok keyifli, gönüllü olarak çalıştılar ama bu kadın bandosunun kuruluşunda yine Eskişehir’in değerlerinden Bando ES-ES’in desteğini aldık. Ali Ulusoy Hoca, Uğur Hoca ve oradan Eray Hoca görevlendi. Ciddi anlamda profesyonel çalışma yaptılar. Bandomuz ne zaman programlarımıza, törenlerimize, şehre yol almaya başlasa duyguları gördük. İnsanların o coşkusunu gördük, sevincini gördük, yani gözlerindeki ışığı gördük ve bu bizi güçlendirdi. Yine bizim için örneğin 25 Ağustos’u 26 Ağustos’a bağlayan gece Kocatepe çok değerli, ülkemiz için çok değerli bir strateji. Kendimizi güçlendireceğimiz yer neresi biliyor musunuz? Aslında yorulduğumuz yerler ve biz o 14 kilometrelik yolu her yıl biraz daha güçlenmek için yürürüz. Çünkü hangi ideallerle o yola çıkıldı ve hangi başarıya ulaşıldı? 5 Aralık kadının seçme ve seçilme hakkının veriliş yıldönümü demek zorundayım ama burada bunu isteyen kadınlar da vardı; çok önceden gelen, 1915’lerden gelen bir kadın hareketi hep vardı. Ama buna kulak veren bir liderimiz olduğu için biz seçme seçilme hakkımızı edindik ve ben her zaman vurgularım: Afet İnan... Mihalıççıklı addeder kendisini ki annesinin mezarı da ordadır, oraya bir kütüphane de hediye etmiştir. Bunu Atatürk’e taşıyan, Yurt Bilgisi derslerinde seçme seçilme hakkı olmayan bir öğretmen olmasından dolayı bir seçim yaptırdığında kız öğrenci başardığı halde ülke şartlarının buna izin vermiyor olmasını kabul edemeyen bir Afet İnan’ın bunu aktarmasıyla da hızlanan, konuyla ilgili hazırlık görevini alan Afet İnan’ın bunu Meclis’te anlatmasıyla sonuçlanan da bir süreçtir.
Yani buralar bazen atlanır; demek ki bir kadın mücadelesinin içinde olması gerekiyor. İşte o 5 Aralıklarda biz bunu anlatmaya çalışırız; tabii ki kazanımlarımız için neler yapılmalı, kadın nasıl bilinçlenmeli, toplumda ne istendiğini toplum nasıl algılamalı... Onları aktarmaya çalışırız. Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü, 25 Kasım... Oraya dikkat çekeceğimiz farklı etkinliklerimiz olur ve 4 yıldır da pek çok etkinliğimiz oldu. Derneğimizde 'Şalvar Davası' filmini izletmek istedik ve o günle ilgili bir kadın bestekarımız geldi, kendi bestelediği şarkısını söyledi. Bizim bir tiyatro atölyemiz var; oradan gönüllü olan iki arkadaşımız -erkek arkadaşlar- bir oyun hazırlayıp geldiler; kadına yönelik şiddetten korunmaya yönelik kadın için ne yapılabilir?
Herkes kendi bilgisiyle bir şey kattı, aslında hani bitmesini istemediğimiz günlerden biriydi ve beraberinde tabii 8 Martlar... Tüm dünyada bizim emekçi kadınlar anısına ve kadın çıkarlarını, amaçlarını, eşitlik kavramındaki haklarını savunmak için yol aldığımız o alanda... Geldiğimiz noktada evet bu ciddi bir şekilde masaya da yatırılıyor, konuşuluyor ama biraz daha 'kadına şu günün kutlu olsun', çiçek verip işte maalesef biraz böyle 'oynayalım gülelim' tavrına dönüştürülmüş bir gün olmasından dolayı biz 'emekçi' yani kadın emeğinin görünür olduğu gün tanımından ülkemizde biraz, toplumsal kavramda ve bunu işleyen kurum ve kuruluşlar kavramında da kadınların beklentisinin o yönde olduğu düşüncesiyle uzak kalıyoruz. Hem dünyada hem de ülkemizde çok ciddi bir yasa çıkarılabilir. Kadın haklarının şu kadar daha yukarıya getirildiği söylenebilir. İşte o zaman oynarız, işte o zaman güleriz" diye konuştu.
"Savaşsız bir dünya istiyoruz"
Erenoğlu, "Biz bu 8 Mart'ta ne yaptık? İsrail ve ABD'nin saldırısı, İran'da çocuklara ve kadınlara özellikle ilk kısmında gördüğümüz büyük bir sıkıntı yaşandı dünyada. Ve burada İspanya Başbakanı bir karşı duruş gösterdi ve Eskişehirspor España ile de tekrar gündeme geldi. Biz 8 Mart'ın birkaç gün öncesinde olan bir şey olduğu için belki tabii bir yandan aslında Ramazan olduğu için biz 'Pek bir bando çalarız' falan gibi düşünmezken bu şartlar bizi hemen eylem almaya yönlendirdi ve biz de España ile teşekkür ettik. Çünkü savaşsız bir dünya istiyoruz. Ülkelerde eğer bolluktan ve bereketten bahsedilebiliyorsa, insan mutluluğundan bahsedilebiliyorsa o ülkelerin mutlaka ki kadınları ve çocukları iyi durumdadır. Eğer onlar şiddet görüyorsa, eşit değilse, haklardan mahrumsa işte orada maalesef yoksulluk vardır, maalesef büyük üzüntüler vardır, dramlar vardır. Yani bu noktaya gelinme nedeni dünyadaki kadına ve çocuğa bakışla ilgilidir. Bizim de istediğimiz sadece ülkemizin toplamda mutluluğu, toptan bolluğu, toptan refahı ve o şuura erişmiş bir ülke olabilmek. Yani tek gayemiz de bu aslında. Bunları ben hem España’ya bağlamış, hem Bando ES-ES'e yine teşekkür etmiş hem dünyada yaşadığımız bu savaşların... maalesef son zamanlarda da çok fazla artık geçiştirmemiz mümkün olmayan ve duymak istemediğimiz çok acı olayları görmeyeceğimiz tanımı ancak buradan gidebiliriz diye düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
"Yerel yönetimler hep yanımızda"
Erenoğlu, "Yerel yönetimler kurulduğumuz günden itibaren her zaman yanımızda oldular. Örneğin bir seçim döneminde kadın adaylarımızı biz desteklemek istedik, bu konuda eğitimler vermeyi düşündük. Mesela salon tahsisinde hemen salonlar açıldı ve eğitmenler kavramında belediyelerden talep ettiğimiz yani avukatlar, psikologlar geldiler bu konularda eğitimler verdiler. Yine bizim dışarıda bu konuyla ilgili yönetişimini yönlendirebilecek adayların talep ettiğimiz konuşmacılarımız oldu. Mesela Yeni Yıl Pazarı'nda yer aldık. Orada yer alma şansımızın olması çok değerliydi, ilk başta söylediğim gibi sosyal medyada henüz görünür olamamış bir dernek olmamız tabii ki bizim yakın zamanda düzenlememiz gereken bir konu ama birebir insanlarla bir arada olabilmek de güçlendirici oldu öyle bir alanda. Belediyelerimizle birlikte çalışmalarımız var. Daha dün örneğin Odunpazarı Belediyesi'nin kadın sağlığı hakkında bir çalışması oldu. Tepebaşı Belediyemiz keza. Yani yaptıkları kadınlarla ilgili çalışmalar çok önemli. Tüm belediyelerimizle mümkün olduğunca birlikte çalışmalar yapmak istiyoruz ve desteklerini de görüyoruz" dedi.
"Eskişehir kadın dostu"
Erenoğlu, "Kadının Sesi Gazetesi 2009 yılında yayınlanmaya başladı. Kurucusu olduğum gazete. 2015 sonuna kadar devam ettim ve adım adım takip ettiğim konulardı bunlar. Şehrimiz genelde güvenli, genelde kadın dostu. Yani son zamanlarda dünyada gelinen noktayla ilgili kaygılar var fakat örneğin bir kadının otobüste giderken bile istediği yerde durabilmesi, inebilmesi… Yani bu, bu şansın ona verilmiş olması müthiş bir güç. Yani bu anlamda demek ki şunu da biliyorum: toplumsal cinsiyet eşitliği kavramında da yerel yönetimlerimiz ciddi çalışmalar yapıyor. Örneğin kaldırımların hesaplanması, bir bebek arabasıyla yürüyen, giden bir hanımın iniş-çıkışını bile hesaplamak… Yani bir kadın hayatını etkileyebilecek ya da bir engellinin ulaşımını, erişimini sağlayabilecek her şey düşünüldüyse ve devam da ediyorsa bu konuda o zaman biz şanslıyız" diye konuştu.
"Toplum için mücadeleye devam"
Erenoğlu, "Bugüne kadar anlatamadığım o kadar çok şey var ki; örneğin Şaduman Hocam geldi bize Atatürk’ün Eskişehir’e geliş yıl dönümünde davet ettik, Cumhuriyet kazanımlarında kadını anlattı. 21 Haziran yine Atatürk’ün Eskişehir’e geliş yıl dönümü geliyor. Bizim halkımız Atatürk’ü çok seviyor bir kere. Peki seviyorum ama ben ne yaptım? Yani ona layık oldum mu? Onun bana emanet ettiğine gerçekten hakkını verdim mi? Oraları sorgulamamız gerekiyor bir de o duyguyu yükseltmemiz de gerekiyor. O zaman biraz daha güçleniyoruz. Hani o umutsuzluk vesaire var ya, oraya kapıldığında toplum tekrar bir Atatürk’e baksın ve o dönemin toplumuna baksın. Bu 21 Haziran farklı olmalı, her 21 Haziran için diyorum. Yine derneğimizde uyuşturucuyla ilgili bir panel verdik. Eğitim komisyonumuzla toplandık, Türkiye’nin tüm ve Eskişehir’in konularını sırayla alt alta yazdığımızda en önemli konu hangisi? Maalesef ki bağımlılık geldi. YEDAM’la bir araya geldik. Onlar bize bu konuda destek verirken Odunpazarı Kaymakamımız Sayın Ömer Ulu da bize bu konuda inanılmaz bir konferansı oldu. Şimdi bunların devamını getirmemiz gerekiyor. Bizim eğitim komisyonlarımız bu kavramda Eskişehir’in ve Türkiye’nin ihtiyaçlarına; annelerin ve çocukların ve toplumun kaygılarını en aza indirebilecek çalışmalara devam edecek. Ve devamında yine kadını bilinçlendirmek üzere; önce kendi bilincinde birey olduğunun farkına varması için ve o gücün aslında kendinde olduğunu bulması için bu yürüyüşe onu bilinçli olarak dahil etmek; yani korkmaması, kaygılanmaması için de gerekli yasaların çıkarılması kavramında da mücadele ederek bu yolculuğu devam ettiriyor olacağız" dedi.
"Kadın siyasetin dışında olamaz”
Erenoğlu, "Kadın hareketinin zaman zaman siyasallaşmakla eleştirildiğine değinen Erenoğlu, "Erkek egemen olduğunu hepimiz zaten biliyoruz. Evet, kadınlar siyasete katıldı. Nedenlerini şimdi burada uzun uzun anlatamayacağım ama ne kadar kadın gerçekten siyasette ve gerçekten mücadele verebiliyor bu konuda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde? Hani ulusal egemenlik dediğimiz tanımdaki, bugünün anlamında yine ne kadar etki edebiliyor? Yani 2010’larda başlayan kadın erkek fırsat eşitliği tanımı ama 2009’larda şiddetin arttığını görmeye başladık. Yani Türkiye’de üçüncü sayfalardan ana sayfalara çıkan haberlerle karşılaşmaya başladık. İşte o zaman 2009’da Kadın Sesi Gazetesi yayın aldı. Çünkü normalleştirme tanımından da toplumu korumak gerekiyordu. Yani şiddetin bir normal olay olduğu sanılmamalıydı ve bununla ilgili olarak evet siyasette siyasallaşması tanımında olmak zorunda kadın konusu. Çünkü kadınla ilgili tüm karar, toplumla ilgili tüm karar, çocukla ilgili tüm karar maalesef yani siyaset mekanizmalarıyla siyaset veriyor. Şimdi siyaset bu kararları verirken kendi hakkında karar alınan kadınlar buna siyasete bakıp ben de şöyle düşünüyorum dediği zaman eğer bu siyaset oluyorsa o zaman bu siyasallaşır. Ama hakkını koruyan ve yapılana ben bunu düşünüyorum, ben bunu yaşamak istiyorum, bu benim hakkımdır, doğuştan gelen hakkımdır tanımını dile getirdiği için siyasallaştırmışsa yani kadın zaten toplumun dışında olamaz ki. Siyasetin görevi de o kadının olduğu yerde iyileşmesini sağlamaksa o zaman 29 Ekim Kadınları Derneği, tüm kadınlara biz eşit mesafedeyiz, herkes gelsin istiyoruz, hepsini bağrımıza basmak istiyoruz çok güzeller çünkü, inanılmazlar. Hepsinde bambaşka cevherler var. Açığa çıkaramadığımız bir alan orası. Saadet Partisi’yle işte geçtiğimiz hafta yaptıkları çalışmalara baktık kadın konusunda, bayıldık. Ne kadar değerli. Ya da diğer siyasi partilerde de var çalışmalar. Fakat görünür değiliz. Yani siyasi partiler kadın kollarıyla, kadın siyasetçilerle mecliste yer almışlarda birtakım çalışmalar yapıyor ama tek olamıyoruz. Hepimiz aynı sözü söyleyemiyoruz. Orada sanki benim için yürüyen birisi, yani ben şimdi dernek başkanı değilim ama kadın için birisi yürüyor orada, bir grup yürüyor başkası için yürüdüğünü sanıyor. Aslında benim için yürüyor. Aslında siyasetin bu konuda uyanmasına ve burada bir kadın gücünün olduğunu, varlığının görünür olmasını sağlamak gerekiyor. Yani işte biz sanırım bunu siyasallaştırma diye hani gruplara atfediyoruz. O grupların maalesef bu alanı kullanmasına da ben ve benim gibiler izin vermeyiz. Yani bu böyle bir şey çünkü biz ulusal bütünlük ve Türk kadınının olması gereken yere, onurlu yere, yani o başlar üzerinde olması gereken yere taşınması, hak ettiği yerde olması için çaba sarf ediyoruz. İsteğimiz sadece bu. Bahsedilen noktada biz de yerimizi alırız, hani karşısında dururuz yani eğer farklı bir tanımdaysa tırnak içinde ona da cevabımız bu olsun" ifadelerini kullandı.





