Tarih Arşivi'nin haberine göre, Anadolu Selçuklu Devleti’nin Maliye Nazırı (Haznedar) Necipettin Mustafa Efendi tarafından kendi adına yaptırılan eser, inşa edildiği dönemde yalnızca ibadethane değil, aynı zamanda medrese olarak da kullanıldı. Dönemin eğitim ve ibadet anlayışını aynı çatı altında birleştiren yapıda bu nedenle bir minare yer almıyor. Asırlardır orijinal dokusunu koruyan cami, mimarisi ve taşıdığı manevi mirasla Anadolu'daki önemli Selçuklu eserleri arasında gösteriliyor.

ANADOLU TOPRAKLARINDA BİR İLK
Haznedar Camii’ni benzerlerinden ayıran en belirgin detay, iç mekânında bulunan Kabe minyatürü. Fresk tekniği kullanılarak sulu kireç üzerine işlenen bu eser, Anadolu topraklarında yapılan ilk Kabe minyatürü olma özelliğini taşıyor. Yüzyıllara meydan okuyarak günümüze ulaşan bu nadide çalışma, camiyi ziyaret eden yerli ve yabancı misafirlerden büyük ilgi görüyor.
"MİNARESİ OLMAMASININ SEBEBİ MEDRESE OLMASI"
Sivrihisar’da 13 yıldır görev yapan İmam Mustafa Öztürk, caminin tarihi ve işlevi hakkında şunları kaydetti:
"Camimiz Anadolu Selçuklularından kalma. Haznedar yani Maliye Nazırı olarak bilinen Necipettin Mustafa Efendi tarafından yaptırılmıştır. O dönemlerde hem mescit hem de medrese olarak hizmet verdiği için minaresi bulunmuyor. Buradaki Kabe motifi fresk tekniğiyle sulu kireç üzerine işlendi. Anadolu topraklarında Kabe minyatürü bulunan ilk cami olarak biliniyor. Ziyaretçilerimiz bu eseri gördüklerinde büyük hayranlık duyuyor. Yaklaşık 1274 yılında inşa edilen camimiz, orijinal haliyle günümüze kadar ulaşmayı başardı. Bu eser hem Sivrihisar hem de ülkemiz adına büyük bir kültürel mirastır."




