Merkez Bankası tarafından duyurulan son bilgilere göre, kısa vadeli dış borç stoku 173.4 milyar dolar seviyesine yükseldi. Önümüzdeki 12 ay içerisinde çevrilmesi zorunlu toplam dış borç ise 239 milyar dolar olarak açıklandı. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan uzman isim Selçuk Geçer, yayınladığı köşe yazısında finansal tarihimizden çarpıcı örnekler vererek günümüzü yorumladı. Geçmişteki kırılmaların benzeri bir tablonun yaşandığına dikkat çeken analist, yeni şoklara karşı uyarılarını yineledi.
Geçmişten Günümüze Krizlerin İzleri
Analist, 5 Nisan 1994 krizini; kurun patladığı, şirketlerin veya esnafların bir gecede iflas ettiği, işsizliğin arşı aleme çıktığı o felaket olarak nitelendirdi. Güven ortamının bozulmasıyla yabancı sermayenin hızla kaçtığını, Türk lirasının aşırı değer kaybettiğini ve doların fırladığını ifade etti. 2001 senesindeki Anayasa kitapçığı krizi ile 2018 yılındaki sarsıntıları da anımsatan Geçer, günümüz tablosunu bu üç örneğin kesişimi olarak tanımladı.

Yeni Şok Kapıda mı?
Üç farklı kriz döneminin temel özelliklerinin şu an devreye girdiğini iddia eden Geçer, "Hayırlı olsun, yeni kur şoku göstere göstere geliyor" ifadelerini kullandı. Görüşlerini şu üç maddeyle özetledi:
Yüksek kısa vadeli borç
Zayıflayan rezerv
Hızlanan sermaye çıkışı
Bahsedilen etkenlerin eş zamanlı olarak devrede olması halinde, sistemin dengesini kur üzerinden bulacağını savundu. Önce kontrollü bir yükselişin yaşanacağını, güven tesis edilmediği sürece ani sıçramaların yani kur kırılmasının kaçınılmaz olacağını vurguladı. İthalata bağımlı enflasyonun tetikleneceğini, yüksek faiz oranlarıyla hem vatandaşın hem de üreticinin ağır hasar alacağını belirten analist, döviz açığı sebebiyle reel sektörde oluşabilecek batık dalgasının yaratacağı işsizlik riskinin de altını çizdi.
Not: Burada yer alan değerlendirmeler yatırım kapsamında değildir. Haberimizde kesinlikle yatırım tavsiyesi verilmemiştir.




