Eskişehir başta olmak üzere Türkiye'nin farklı bölgelerinde savunma sanayi işçilerinin büyük fedakârlıkla çalıştığını belirten Atak, kamuoyunda gündeme gelen "verimlilik teşvik primi" uygulamasının beklentileri karşılamadığını belirtti. Söz konusu primin yalnızca yıllık izin dönemlerinde ödenmesinin kabul edilemez olduğunu dile getiren Atak, bu konuda başlatılan imza kampanyasının Türk-İş Genel Merkezi, Türk Harb-İş Genel Merkezi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı'na gönderileceğini açıkladı.

“Protokol şeffaf şekilde yürütülsün”

Atak, “Uzun zamandır Kamu Çerçeve Protokolü'nde 2025 yılı için yeniden bir hazırlık var. Bu hazırlık yapılırken kamuoyuna yeniden gündeme gelen verimlilik teşvik primi adı altında bizim iş kolumuzda söz edilip savunma sanayi işçilerine sadece yıllık izinlerde ödeneceği söylenen bir prim konuşuldu. Bu primin üzerine üye arkadaşlarımızla birlikte bir imza kampanyası düzenledik. Türk-İş’in Genel Merkezi'ne, Türk Harb-İş Sendikası Genel Merkezi'ne, Çalışma Bakanlığı'na ve Milli Savunma Bakanlığı'na göndereceğiz. Biz 2025 Kamu Çerçeve Protokolü'nden önce adı ne olursa olsun; gizli olsun, açık olsun, kamuoyundan saklanan, kamuoyuna çok net bir şekilde açıklanmayan herhangi bir protokolün olmasını talep etmiyoruz, istemiyoruz. Biz sadece emeğimizin karşılığının ödenmesini, adaletin sağlanmasını, bunun karşılığında da savunma sanayi işçilerinin hak ettiği sosyal ve ekonomik konuma getirilmesini talep ediyoruz. Bunun da yıllardır verilen emeğin ve nitelikli bir iş gücünün, kazanılan kabiliyetlerin bir karşılığı olduğu kanaatindeyiz. O nedenle de sadece yapılan bu adımların, 'Biz yıllık izinlerde sizlere yüzde 1, yüzde 2 gibi ilave haklar aldık' denilerek savunma sanayi işçilerinin tabiri caizse ağzına bir parmak bal çalınmasını kesinlikle kabul etmiyoruz. Binlerce arkadaşımızla imza kampanyamızı düzenledik. Bu imza kampanyamızda 2025 yılı Kamu Çerçeve Protokolü'nden beklentilerimizi dile getirdik” ifadelerini kullandı.

“Savunma sanayinin arkasında emekçiler var”

Atak, “Savunma sanayi işçileri stratejik öneme sahiptir. Stratejik öneme sahip olan kişilere de mutlaka ayrı bir ücretlendirme yapılmalıdır. Bu ücretlendirme de bir maliyet hesabı olarak düşünülmemelidir. Bu ülkenin milli güvenliği, stratejik anlamda geleceği ve savunma sanayinin bir vizyonu kapsamında değerlendirilmelidir. Aynı zamanda da bu stratejik elemanlar mutlaka kalifiye personel olmaları nedeniyle iş yerlerinde korunmalıdır, bunların yolları aranmalıdır. Ama bugün bizlerde yetişen yüzlerce, binlerce üyemiz, personelimiz maalesef özel sektöre kaçırılmaktadır, gitmektedir. Özel sektör tarafından da çok rahatlıkla iş bulunup çalıştırılmaktadır. Devletin yetiştirdiği kişilerin bu kadar kolay bir şekilde kaybedilmesini bizler kesinlikle istemiyoruz. Kamu Çerçeve Protokolü'nde özel olarak savunma sanayi işçilerine ayrı bir parantez açılmasını talep ediyoruz. Refah payımızın güncel olarak yenilenmesini, güncellenmesini istiyoruz. Vergideki kayıplarımızın bir şekilde bu protokolde yine yer alarak karşılanmasını istiyoruz. Sadece verimlilik teşvik primi adı altındaki yıllık ücretli izinlerde değil, savunma sanayisinde çalışan emekçilerin aldıkları kök ücretlerin tamamının ücretlerinde esas ücret olarak kabul edilerek hafta sonları, fazla mesai, ulusal bayram, genel tatil ücretlerinde de ödenmesini talep ediyoruz. Sosyal yardım şartlarının güncellenmesini talep ediyoruz. İş sağlığı güvenliği ile ilgili üst seviyede, özellikle savunma sanayinde çağdaş ülkelerin gelmiş olduğu noktalardaki iş sağlığı ve güvenliği kapsamında ayrı bir düzenleme yapılmasını talep ediyoruz. Aksi takdirde kaybeden bu ülkenin savunma sanayi vizyonu olacaktır. Savunma sanayindeki emekçiler olmadığı takdirde bir başarıdan söz edilemeyeceği artık görülmeli ve anlaşılmalıdır” dedi.

Kaynak: Seren Çatalçam