Eskişehir Yaş Sebze Meyve Balıkçılar ve Pazarcılar Odası Başkanı İsmail Oğuz, artan maliyetler ve düşen alım gücünün hem üreticiyi hem de pazarcı esnafını zorladığını belirterek, üretimin sürdürülebilirliği konusunda uyarılarda bulundu. Eskisehir.net’te yayınlanan “20 Dakika” programında konuşan Oğuz, “Hiçbir yönetimde bulunmadım, ekip arkadaşlarım da öyle. İçimizde tecrübeli değer verdiğimiz bir iki büyüğümüz var. Mesleğini en iyi şekilde yapan dürüst 24 kişilik muazzam bir kadro kurduk. Kendi aramızda zaten konuşuyorduk yenilenmeli değişmeli diye. Herkes birbirine ‘sen aday ol’ diyordu. En sonunda oklar bana döndü. Onların teveccühüyle kazandık sağ olsunlar. Amacımız bir şeyleri düzeltmek ve ardımızdan güzel ansınlar istiyoruz. Yeni dönemde eksik kalan bütün yaralarımızı sarmak için uğraşacağız. Kaybolan prestijimizi kazanmamız lazım. Belediye ile ikili ilişkilerimiz güzel ama onlarla da istişare ederek esnafımızı daha iyi yerlere taşımak için uğraşacağız. Sloganımız da olduğu gibi ‘Her şey Eskişehir için’ Geçtiğimiz yılı çok iyi geçirmediğimiz doğru. Bu sene de çok iyi başlamadı, afetlerle başlayan bir yıl oldu. Bakalım, önümüzdeki süreci değerlendireceğiz. Fiyatlar şu an genel olarak yüksek bu da zincirleme, hepsi birbirine bağlı sebepler zaten. Şimdi petrole zam geldi. Geçen sene martta 46-48 lira civarı olan mazot –ki en çok bizim işimiz mazotla– o da 78-80 liraya kadar dayandı. Bu maliyetler çarpı iki oldu yani haliyle. Şimdi bu aynı maliyet üreticiye de yansıdığı için, bu ürünler seralarda üretiliyor kışın. Zaten tek Antalya bölgesi olaya hakim kışın koca bir Türkiye, 81 vilayetten bahsediyoruz. Bu ister istemez fiyatlara yansıyordu. Bir de Antalya'da büyük bir sel felaketi yaşandı malumunuz, bayağı bir uzun sürdü. Arkadaşlarım da var orada, ’20 yıldır yağmayan yağmur yağdı’ dediler. Burada yaralar sarılmaya çalışırken akabinde bayramda da Mersin bölgesinde... Bir de tam Mersin'in mal çıkma zamanına tekabül ediyor. Ürünün yetişmesi, hava şartları düzenli giderse en iyi standartta 45 günden önce mal yetişmez. Böyle olunca tabii ister istemez boşluk oluyor, fiyata yansıyor sebzede özellikle; çünkü turfanda olduğu için. Bu piyasayla alakalı bir durum ama maliyetler yüksek. Artık 10 liraya bir şey düşecek diye bir anlam da taşımıyor; bu sefer çiftçi zarar ediyor, batıyor, bu sefer de ne oluyor, üretim düşer, taneyle buluruz. O daha kötü olur” diye konuştu.
Düşük alım gücünü hissediyoruz
Oğuz, “Vatandaşın düşük alım gücünüde pazarda hissediyoruz. 30 seneyi aşkındır bu pazardayım. Geçim sıkıntısı zor gerçekten. Şimdi ihtiyacın kadar da kullanmak doğrusu, hani fazla fazla alma durumu yok artık. Maaşlar belli yani, etkiliyor her şeyi. Aileler çekirdek aileye döndü, küçüldü. Sebep say dersen çok sayarım işin açığı. Biz 11 kişi bir evde büyüdük mesela çalışan da ona göreydi. O evin içine giren maaş sayısı da veya gelir sayısı da artıyordu; hepsi havuz gibi toplanıyordu. Şimdi hep çekirdeğe döndüğü için tek kişi çalışsa yetişemez, mümkün değil; kiralar ortada, maaşlar ortada. E çift kişi çalışsa, evde vakit bulup yapamaz. Sebep çok yani tek değil” dedi.
Mazot aldı gidiyor
Oğuz, “Nakliye bizim olmazsa olmazımız. Karpuz çıktı diyelim geçen seneki yaşantımız... Biraz da üretimden dolayı çoktu, para kazanılmadı; yani çiftçi özellikle zarar etti. ‘Al götür bunu’ dese 30.000 lira nakliye. Bu kadar yani hesap ortada. Yani mal kendi kendine otomatikman bir sermayeye dönüyor, demem o ki şimdi bu da geçen seneden bahsediyorum, mazot 45-50 lira civarıydı, şimdi mazot aldı gidiyor... Savaşın etkileri şöyle var: petrol alanında sıkıntı yaptığı için şimdi poşet petrolden oluyor, ve şimdi üreticiler damlama gereçleri kuruyorlar. Onun boruları var delikli fıskıyeli borular. Bunlar blok halde alıyorlar. O da petrol hammaddesi. Bulamıyoruz düşünebiliyor musunuz yani. Bunun etkisi bariz, kaçınılmaz. Ve iklim şartları girince iş farklı boyuta gidiyor. Yani iklim düzelse iş düzelir. E o düzeldi diyelim, şimdi savaş var. Onu geçtik, küresel ısınma var. Suda sıkıntı yaşıyoruz. Sakaryabaşı’na balık tutmaya da giderdik oraya eskiden gençliğimizde. Mısır ektik politikalar yanlış izlendi. Sondajlar aşağılara kadar gitti” ifadelerini kullandı.
Verilen emekler görülmeli
Oğuz, “Fidelerin fiyatları yükseliyor sürekli. Gübre fiyatları birim birim değişiyor; %35, %50, %60, %100'e giden zamlar oluyor. Tohum ona keza. Hastalık yapmasın diye, ürünü korumak için ilaçlar... Eskişehir üretici bölge olduğu için problem yok ama dışarıdan gelen arkadaşlarımız üretebildiği kadar ne yapıyor? Eskişehir yöresine gelmeye çalışıyor, Eskişehir bölgesinde bir senedir sıkıntı yaşanmıyor sulamada. Herkes elinden geleni yapıyor üretmek için. Ama işte bu tüketim bazlı da sıkıntı olmaması lazım. Şimdi üretiyor, mal para etmeyince ne yapacak? Üç sene zarar etse borçlanır. O çileye katlanıyorlar acaba kazanır mıyım diye. Niye? Bildiği iş o, seviyor, üretmeyi seviyor, faydalı olmayı seviyor ama kazanamıyor. Bir gün canına tak edecek diye korkuyoruz. İnşallah düzene girer. Yani vatandaşın da biraz o konuda özverili olması lazım. Ben de bir vatandaşım sonuçta. Çok afaki durumlar olup da pahalılık olmadığı müddetçe normal standartlarda yani çok ucuz alacağım diye de bir şey gütmemek lazım. Bir gün özel markayı alıp giymeyi seviyoruz, fiyat gütmüyoruz da neden 20 liraya aldığımız bir ürün veya 30 liraya aldığımız bir ürün zorumuza gidiyor? O nasıl üretiliyor görüyor muyuz? Bizim için önemli olan bu olmalı yani, bu emeğin görülmesi lazım. üretiminden, fidesinden dikip buraya kadar getirip, arkadaşlarımızın 18 saat uyumayıp onu tezgahlara getirdiğinde bu emeklerin görülmesi lazım. Bunlar da sonuçta aile geçindiriyor artı para Eskişehir'de kalıyor. Üretenler olsun, bu pazarda bunları satanlar olsun... Hepsi Eskişehir’in evladı” dedi.
Satış stratejileri bizi etkiliyor
Zincir marketlerin uyguladığı satış stratejilerinin pazarcı esnafını olumsuz etkilediğini savunan Oğuz, “Marketlerin bizi etkileme durumu art niyetli oldukları için oluyor. Pazar kuruluyor pazara yakın marketler örnek veriyorum domates halde 120 lira, oda 120 liraya satıyor ben nasıl satacağım? Onlarda 20 bin kalem mal var. Standarttır zaten girişte sebzeyi meyveyi yığarlar bu da bir operasyondur. İçeriye girersin gezmek zorunda kalırsın iki torbada mal alırsan o alınan cebe girer görmezsin domatesi ucuz aldım diye sevine sevine gidersin. Bu da bir stratejiyi doğru mu doğru, uygulasın bizi ilgilendirmez serbest piyasa sonuçta ama sen bu indirimi pazarın kurulduğu gün yaparsan ben burada art niyet ararım. 1500 kişinin ekmeğiyle oynamak gibi bir gayesi varsa ne devler battı gün gelecek o devlerde batacak kimseye baki değil” diye konuştu.
Projeler oluşturacağız
Pazar yerlerinin fiziki şartlarına da değinen Oğuz, “Açık pazarları kapatıp kapalı pazar yerlerine geçiş yapmak istese nerede olacağız bu bir sorun, alan problemi ve maliyet. Belediyelerimizi çok iyi anlıyoruz bu bir bütçe gerektiriyor. yeni kurulacak alanlarda kapalı olması isabet olurdu ki kurdular geçtiğimiz dönemde. demek ki böyle bir talepte bulunmamışlar daha önce. Sosyal alanlarımız iyi olsun isterdik. Tam kapalı olmasa bile farklı konseptler uygulayabiliriz farklı şehirlerde gördüm. En azından yağmurda çamurda korunaklı olan ve en önemlisi lavabo. Esnafımızın yüzde 25’i bayan en büyük sıkıntıyı onlar çekiyor. Otopark sıkıntısı da çekiyoruz. Giriş çıkışlar pazarda rahat olmalı. Bunları geliştireceğiz inşallah. Şehirleri geziyoruz projeler oluşturacağız. Gerekirse bizde taşın altına elimizi koyacağız. Hep belediyeye yüklenemeyiz ama destek vereceklerini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
Şehre faydalı olsun
Birlik seçimleriyle ilgili konuşan Oğuz, “Birlik seçiminde öncelikle birlik sağlanmalı. Bu oda 34 odaya hakim olacak. 27 bin esnafa hakim olacak hizmet getirecek ben bunlara bakarım. Projelerle gelen üreten insanı isteriz. Bizde yeni yönetimiz araştırıyoruz proje oluşturuyoruz genciz heyecanımız var. Şehre faydalı olsun istiyoruz. Koltukta oturayım da ne olursa olsun mantığı olmamalı. Projeleri göreceğiz açıklamaları göreceğiz birlik sağlanıyor mu onu göreceğiz kızdığımız şeylerde var. Baktığımda gruplaşmalar görüyorum. Bizim odamızdada olmuştu bu gruplaşmalar. Kimi bölüyoruz? kendimizi. Neye yarıyor? Hiçbir şeye. Neden ortak karar alamıyoruz? Beden aynı masada oturamıyoruz bunu tartışıyorlar mı? Yeniyiz çok vakıf olmadığım için fazla eleştiri yapmak istemiyorum ama tabii kafamda bir şeyler de yok değil. Biraz tecrübe kazanalım daha net konuşuruz” dedi.





