Türkiye genelinde hızla yayılan yapı yenileme faaliyetleri, yalnızca betonarme binaları dönüştürmekle kalmıyor, kökleşmiş mahalle ilişkilerini ve tarihi meslekleri de yavaşça yok ediyor. Her sabah sıcacık ekmeğimizi bırakan, yapıların bütün zahmetini çeken bina görevlileri, bu modernizasyon rüzgarının en çok zarar gören kesiminde konumlanıyor. Şehirlerin pek çok noktasında eski mekanlar yerle bir edilip yerlerine lüks siteler dikilirken, hayatlarını bu işe adamış kişilere yeni projelerde yaşam alanı tahsis edilmiyor. Metropol yaşamının köklü parçalarından biri sayılan kapıcılık, iktisadi zorluklar ve yeni tasarım anlayışları sebebiyle kayboluşa sürükleniyor.
Mekansal Değişimler ve Artan Giderler
İnşaat firmaları ile konut sahipleri, yükselen yapım masraflarını hafifletmek ve bağımsız bölümlerin metrekarelerini büyütmek maksadıyla, öncelikle görevli dairelerinden feragat etmeyi seçiyor. Eskiden çalışanların barınması için ayrılmış olan giriş katları veya zemin altı kısımlar, çağdaş projelerde araç park yerlerine, depolar veya korunaklı sığınaklara çevriliyor. Bu fiziksel alan farklılıklarına mali hesaplamalar eklendiğinde, senelerini aynı yapının hizmetine vakfetmiş insanların iş akitleri sonlandırılıyor.

Teknolojik Güvenlik ve Temizlik Firmaları
Günümüzde konutların periyodik hijyen gereksinimleri ve atıkların toplanması benzeri vazifeler için, belli günlerde hizmet sunan uzman temizlik şirketleriyle sözleşmeler imzalanıyor. Yapıların asayiş tedbirleri ise bütünüyle dijital izleme sistemleri, elektronik kameralar ile şifreleme mekanizmalı geçişler vasıtasıyla temin ediliyor. Eskiden emektarların şahsen üstlendiği bütün bu çoklu sorumluluklar, artık makinelerin ve özel teşebbüslerin kontrolüne geçmiş bulunuyor.
Büyükşehirlerden Memlekete Zorunlu Dönüş
Yaşanan bu yapısal farklılaşma, seneler boyunca hanelerdeki bireylerin akrabası gibi kabul edilen yapı sorumlularını ağır biçimde yaralıyor. Mesleklerini kaybederek işsizlikle yüzleşen ve büyük kentlerin yüksek geçim maliyetleri karşısında yalnız kalan pek çok tecrübeli işgören, yegane çareyi geçmişine dönmekte buluyor. Vaktiyle umutlarla göç ettikleri devasa şehirleri arkalarında bırakan görevliler, yaşamlarını sürdürebilmek için doğup büyüdükleri memleketlerine mecburen geri göç ediyor.




