Ramazan ayında umre için Mekke’ye giden Eskişehirli Ünlüce ailesi, Kâbe’de yaşadığını öne sürdüğü olayın ardından yaklaşık 48 gün cezaevinde kaldığını, annesi ve kardeşlerinin de gözaltı ve hapis süreci yaşadığını söyledi. Ünlüce, Suudi Arabistan’da görülen davada kendisine 5 ay, annesi ve kardeşine ise 3’er ay hapis cezası verildiğini belirterek, istinaf sürecinin devam ettiğini ve Türkiye’ye dönmek için destek beklediklerini ifade etti.
“6 aydır çıkış yapamadık”
Serdar Ünlüce, “Ramazan ayında umre amacıyla Mekke'ye kutsal topraklara geldik. Annem, ben, ablam ve kız kardeşim olmak üzere 4 kişi olarak geldik. Ramazan'ın 26. günü, yani 13 Mart'ta sabah namazından sonra tavaf namazımızı kılarken orada görevli polis annemin seccadesine basarak üzerinden geçti. Ben de kendisini ikaz ederek ‘Neden seccadeye basıyorsunuz?’ tarzında bir el işareti yaptım kendisine ve sert bir tavır da yoktu yani. Kendisi gergin miydi bilmiyorum ama döndü ve fırlattı seccadeyi. Tabii öncesinde bizi uyarmadan. Çünkü bazı yerlerde bizi uyardılar ama orada maalesef öyle bir şey olmadı, biz uyarılmadık. Ve biz namaz kılınmayan yerde değildik, yani farklı aykırı bir yerde namaz kılmıyorduk. Daha sonrasında onu fırlatınca ben de o esnada annem namaz kıldığı için anneme zarar verecek, annemi de sarsacak zannederek sağ elimle ‘Dur’ diye işaret ettim, omzuna dokundum yani kendisinin. Daha sonrasında ‘Neden dokundun?’ diye bana baktı. Dedim yani ‘Yapma bunu, yani yanlış yapıyorsun şu anda’ Hani şaşırdık biz nihayetinde yaptığına gerçekten yani. Daha sonra ‘Bana niye dokundun?’ diye benim omzumu işaret etti. Dedim ben ‘Sana bir şey yapmadım’ Ve daha sonrasında arkadaşlarını çağırdı. Birden bire 5-6 kişi oldular. Etrafımı sardılar benim. Tuttular kollarımdan vesaire. Götürürlerken tabii ki o esnada kardeşlerim, annem ‘Neden götürüyorsunuz, yapmayın’ falan derken o esnada bana enseme bir yumruk geldi. Kulağıma bir yumruk geldi. Daha sonra burnuma bir yumruk geldi. Tabii o esnada burnum kanamış, kulağım patlamış daha sonra fark ettim ben. Tabii orada bir karmaşa oldu. Yani niye vurduklarını anlamadık. Daha sonrasında kardeşlerim, annem, ablam ve kardeşim işte beni ayırmaya çalıştılar ‘Vurmayın, etmeyin’ gibisinden. Çünkü onlar da şaşırdılar çünkü yani. Beni orada bir arkada bir yere götürdüler. Yaklaşık orada 1 saat kadar kaldım. Sakinleştirdiler sonra bir polis geldi dedi ‘Bana niye vurdun?’ diyorum ki ‘Ben sana vurmadım ki, ben senin omzuna dokundum sadece, vurma yok’ Tabii bizi oradan karakola götürdüler. Karakola gittik. Arkamdan annem, ablam ve kardeşim de benim arkamdan geldiler. Karakolda bana sordular, dediler ki ‘Darp raporu almak istiyor musun?’ Bende ‘İstiyorum’ dedim gittik, hemen oraya yakın bir hastane var. Kâbe'nin karşısında. Oradan da darp raporu aldık. Tabii oradan hemen yanındaki karakola götürdüler bizleri. Gözaltı süreci başladı. Bizden şikayetçi olmuşlar. Daha sonra öğrendim ki kardeşlerimden de şikayetçi olmuşlar. Onu orada öğrenmiş olduk. Bizde açıklama yaptık dedik ki ‘biz gideceğiz bugün’ daha sonra ifadeden sonra, bana vuran polis geldi benden özür diledi. Biz telefondan çeviri sayesinde konuştuk kendisiyle. Herhalde özür diledi sıkıntı olmayacak tarzında gideceğiz diye bakıyorduk. Bu sırada biz tur firmasını arıyoruz, konsolosluğu arıyoruz bir an önce bize bir tane tercüman göndersinler diye birkaç yeri aradık. Ama tabii kimseden dönüş gelmedi. Biz Arapça bilmeyince tabii ki orada onlar birini aradılar tercüme etmesi için. Onlar bize ifade verdik sadece. Tabii orada ifadeyi nasıl yazdılar, nasıl çevirdiler bilmiyoruz. Biz imzamızı attık. Sabah saat 6:30'da girdiğimiz karakoldan akşam saat 19:30'da ayrıldık. Ordan sonra nezarethaneye götürdüler bizleri. Ben hapise, annemler hapise, hepimiz hapise dağıldık. Daha sonra 4 gün annemler hapiste kaldılar. Yaklaşık 48 gün civarında ben de kaldım. Daha sonra beraat ettim” diye konuştu.
“İtiraz sürecimiz devam ediyor”
Ünlüce, “Konsolosluğa gittim çıkınca. Konsolosluktan yardım istedik bize sıkıntı olmayacağını söylediler. İsterseniz avukat tutun ama az kaldı gitmenize tarzında konuştular. Tabii ki öyle olmadı. İş tabii bu az kalma olmadı ondan sonra biz mahkemeye tekrar gittik. Oraya dilekçeyi verdik. Dilekçeden sonra mahkememiz olduğunu öğrendik. 3 ay sonra ben mahkemeye gittim. 1., 2., 3. derken 5 defa mahkemeye girdik burada. 5. mahkemede, bana 5 ay, kardeşime anneme de 3'er ay hapis cezası verdiler. Cezaya itiraz edebileceğimiz söylendi tabii ki o sırada avukat tutmuştuk biz, avukatımız da yanımızda. Avukatımız bu cezaya itiraz etti. Şu anda itiraz sürecimiz devam ediyor. İstinafa gittik hâlâ bir cevap gelmedi bizlere. Biz bir an önce ülkemize, şehrimize, ailemize kavuşmak istiyoruz. Çok uzadı bu iş gerçekten. Çok basit bir olaydı aslında. Bu kadar büyümesine anlam veremedik. Bir an önce ülkemize ve evimize kavuşmak istiyoruz” dedi.
“Ülkemize dönmek istiyoruz”
Ünlüce şu ifadeleri kullandı: “Biz CİMER'e yazdık. Hatta ben hapisteyken kardeşlerim, eşim, dostum hepsi CİMER'e tabii ki başvuruda bulunmuşlar. Başvuruya cevap geldi ama tabii ki onlar da konsolosluğa iletmişler. Konsolosluk bizimle ilgilendiğini söylemiş. Herhangi bir dönüş alamadık onlardan. Dışişlerinin bilgisi var. Eskişehir'den de siyasi destek talep ettik ama tabii ki destek göremedik. Tabii o dönemde işin gerçeği biz mahkeme sonuçlanır, gideriz diye ümit ediyorduk ama uzadıkça uzadı. Artık bu işin sonu biraz karmaşalığa doğru gidiyor. Şu ana kadar Eskişehir milletvekillerinden beni arayan kimse olmadı. En son Nebi Hatipoğlu MKYK toplantısında Dışişleri Bakanlığınca bir başvuruda bulunduğunu söylediler ama ondanda bir dönüş gelmedi. Beklememiz devam ediyor. Daha sonra sosyal mecralara başvurduk. Böyle bir büyüme oldu işin gerçeği. İnşallah en kısa sürede döneriz ülkemize. Destek bekliyoruz Eskişehir milletvekillerinden, Cumhurbaşkanımızdan, Dışişleri Bakanımızdan bir an önce destek bekliyoruz. Bir an önce ülkemize, şehrimize ve çocuklarımıza, ailemize kavuşmak istiyoruz. Bu süreç bizi çok yıprattı.”





