Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) raporlarından elde edilen sonuçlar, finansal tablolardaki devasa büyümeyi ve tüketicilerin yeni nakit kaynağı olarak ödeme araçlarına sarıldığını açıkça yansıtıyor. Öyle ki, 2017 senesinin başlarında takriben 70 milyar TL sularında gezinen şahsi plastik kart borç toplamı, 2026 itibarıyla 3 trilyon TL barajına ulaşırken, ticari kart borç yekunu ise 900 milyar TL sınırını geçmiş durumda.
Tüketim Pratiklerinde Değişim
Enflasyondaki ivmelenmenin sertleştiği 2021 senesi ve sonrasındaki zaman diliminde vadeye bölünmüş ödemelerin payı hız kazanırken, bilhassa 2024 yılına gelindiğinde şahsi kart kullanımlarında tek çekim işlemlerin ağırlığı yüzde 65 düzeyine sıçradı. Buna karşılık, aynı dönemde bölmeli ödeme metodunun oranı yüzde 35 seviyesine indi. Söz konusu göstergeler ışığında, 2026 yılında da vadesiz harcamaların genel ödemeler içindeki ağırlığının yüzde 60 bandının yukarısında tutunmayı sürdürdüğü fark ediliyor.

Şirketler Cephesindeki Tablo
Şahısların yanı sıra, ticari işletmelerin finansal hamlelerinde de paralel bir yönelim tespit edildi. Firmaların kurumsal ödeme vasıtalarıyla yaptıkları harcamalara bakıldığında, 2023 yılını takip eden süreçte peşin çekim işlemlerin kullanım hacminde sert bir ivme kaydedildi. Aynı tarihsel aralıkta bu şirketlerin vadeye yayılmış ödeme payları ise eriyerek yüzde 25 noktasına kadar düştü.
Peşin Ödemeye Zorunlu Yöneliş
Geçmiş verilere bakıldığında, 2017-2021 seneleri arasında peşin ve vadeli harcama oranlarının birbirine oldukça paralel bir çizgi izlediği kaydedilmişti. Ancak günümüzde çeşitli sektörlerde taksitlendirme olanaklarının daraltılması, yurttaşları peşin fiyatına dahi olsa mecburen kredi kartlarıyla doğrudan işlem yapmaya sevk etti. Hanelerin nakit döngüsünde bu sistemlere giderek daha bağımlı hale gelmesi ve vadesiz harcamaların tırmanışı, piyasalardaki enflasyonist baskıyı doğrudan yansıtıyor.


