Klinik Psikolog Ayşe Şarlak, ergenlik döneminin yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda yoğun psikolojik ve sosyal değişimlerin yaşandığı bir süreç olduğunu belirterek ailelere tavsiyelerde bulundu.
“Her çatışma yeni öğrenme alanı”
Eskisehir.net’te yayınlanan “20 Dakika” programında konuşan Klinik Psikolog Ayşe Şarlak, “Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 10 yaş ve 19 yaş arasında olarak kabul ediliyor. Ama benim bu noktada klinik gözlemim de 9 yaş itibariyle başlıyor ve 20'li yaşların sonlarına kadar da aslında devam edebiliyor ergenlik süreci. Bu dönemde en önemli değişim kimlik oluşturmak ve ‘Ben kimim?’ sorularına biraz daha cevap vermek üzerine. Ergenlik döneminde ergen birazcık daha bağımsızlaşmak ve bireyselleşmek istiyor. Ebeveyn de ergeni korumak istiyor. Bu ikisi arasında böyle yoğun bir çatışma bu nedenle çıkıyor ortaya ve dolayısıyla bu çatışmalar kaos haline gelebiliyor. Burada önemli olan şey aslında çatışma değil. Yani çatışmalar mümkün ama bu çatışmaların nasıl çözüldüğü aslında çok önemli. Hatta ben ebeveynlere şöyle söylüyorum, her çatışma aslında yeni bir atak, yeni bir öğrenme alanı. Çünkü o süreci nasıl yönettiğiniz aslında ergene de belli bir bilgi veriyor. Yani çatışmalar sırasında ebeveynin tutumu o noktada o yüzden çok çok önemli” diye konuştu.
“En önemli nokta iletişim”
Klinik Psikolog Şarlak, “İlk önce ergenin bu dönemde olan bağımsızlaşma ihtiyacını kabul etmek ve görmek gerekiyor bu noktada. Daha sonrasında, bu ihtiyacını fark ettikten sonra ergenin duygularını tabii ki hani anlayabilmek önemli. Bu dönemde ergenin yeni bir arayışta olduğunu, yeni şeyler yapma ihtiyacı hissedeceğini, bunları biliyor olmak tabii ki çok çok önemli. En önemli şey burada iletişim. Yani sağlıklı iletişim kurabilmek önemli ebeveynin, ergeni anlamaya çalışması. Evrimsel olarak da baktığımızda, biraz böyle armut dibine düşer gibi bir şey aslında burada çok yok. Yani ergen burada biraz özgürleşmek istediğinde ebeveynin de biraz böyle güvenli mesafeden onu takip ediyor olması önemli aslında. Her öfke ya da her duygu geçişleri aslında psikolojik destek almak için yeterli değil. Burada en önemli şey şu: Ergenin yoğun öfkesinin devam ediyor olması, içe kapanma, bunların çok kronik bir şekilde devam ediyor olması, ölüm konusunda böyle konuşmalar, değersizlik duyguları, bunların hepsi aslında psikolojik destek almaya iten şeyler” ifadelerini kullandı.
“Filtreli hayatlar özgüveni etkiliyor”
Sosyal medyanın ergenlerin özgüvenini olumsuz etkileyebildiğini belirten Şarlak, “Sosyal medyada görünen o mükemmel hayatlar özgüveni etkiliyor. Sadece ergenlere yönelik değil ama ergenler kimlik oluşturma döneminde olduğu için ergenleri daha çok aslında etkiliyor. Çünkü oradaki hayatları görüyorlar, aslında filtreli hayatlar ve filtreli bedenler. Bunlar üzerinden kendilerini karşılaştırıp özgüvenlerini aslında düşüren bir şey bu onların ve değersizlik duygularını biraz daha tetikleyen bir şeye dönüşmüş oluyor. Ailenin mutlaka çocukla bu konular üzerine konuşuyor olması lazım. Çünkü biraz daha o filtreli hayatı çocuğa anlatmak çok çok önemli. Çünkü çocuklar ve ergenler gerçekten o anda oradaki olan durumu gerçek gibi algılıyorlar. Burada biraz daha filtresiz hayatı aslında gösteriyor olmak, yani ebeveynin bunları anlatıyor olması ergen için önemli” dedi.
“Zorbalık sadece ekonomik nedenlere bağlı değil”
Şarlak, “Çocuğu iyi takip etmek gerekiyor. Davranış değişiklikleri, içe kapanma, okula gitmek istememe, ilişkilerinden biraz uzaklaşmak mesela burada önemli. Aynı zamanda somatik belirtiler böyle mide bulantıları okula gitmemek için, karın ağrıları bu tarz durumlar olduğunda ve bunlar böyle süren şekilde devam ettiğinde ailenin bu durumu yine böyle dikkatle takip etmesi gerekiyor aslında. Akran zorbalığının altında sadece ekonomik sebepler yatmıyor. Birçok psikolojik nedene bağlı. En önemlisi aslında değerlilik duygusu yine burada ön planda. Birçok ergen aslında kendi değerlilik duygusuyla ilgili zorlanma yaşadığı için bir başka akranına zaten zorbalık yaparak grup içinde öne çıkmaya çalışıyor. Çünkü aslında zorbalığa uğrayan çocuklar olduğu zaman şöyle de bir şey olur, yani böyle bir gruplaşmalar olur ve bu gruplaşmalarla birlikte aslında bir gruba ait olmuş olur. Zorbalığa maruz kalanlar ve zorbalık yapanlar böyle bir gruplaşma halinde olmuş olur ve mağdur orada aslında tek başına kaldığı zamanlar da olabilir. Ergenin kendi psikolojik dinamikleriyle yine ilgili oluyor olabilir. Bunların çok detaylı olarak araştırılması burada önemli oluyor. Bireysel olarak bakmak, değerlendirmek lazım” diye konuştu.
“Takip ve iletişimde olsunlar”
Şarlak şu ifadeleri kullandı: “Ebeveynlere en önemli tavsiyem öncelikle mutlaka ve mutlaka çok iyi takip etmeleri gerekiyor ve en önemli şeylerden bir diğeri de iletişim. Bütün her şeyin üzerine ben iletişimi koyuyorum. Çünkü doğru iletişim, sağlıklı iletişim ergenin duygularını anlamaya çalışmak. Mesela ergen çok öfkelendi, çok inatçı. Şimdi ebeveynler bazen şöyle görüyorlar, yani çok öfkeli ve çok inatçı evet ama bunun altındaki ihtiyacı görebilmek önemli. Ergen şöyle yapar, öfkelidir bir taraftan beni bırakın bağımsızlaşayım ihtiyacı içindeyken bir taraftan da aslında beni tut der ebeveynine. Yani burada o iletişimi sağlayabilmek çok çok önemli bir noktadır.”





