Etkinliğin organizatörlerinden Hikmet Sungur, daha önce İstanbul’da gerçekleştirilen buluşmaların büyük ilgi gördüğünü belirterek üçüncü organizasyonu Eskişehir’de düzenlemeye karar verdiklerini söyledi.

Sungur, “Bu etkinliğe gelirken de insanların biraz daha ilgisini çekmesi için açıkçası ben kendi adıma bir proje geliştirdim. Ölçülü, ölçekli olarak 1/2.7 orantılı bir araç yaptım. Onunla geldik buraya, çok da beğenildi. İnsanların, buraya gelen çocukların, ailelerin çok ilgisini çekti. Böyle şeylere önem veriyoruz. Çünkü gelecek neslin klasik arabalara biraz daha önem vermesini istiyoruz açıkçası. Şu an 35 tane araç var burada. Şehir dışından gelenler var. İzmir'den, Ankara'dan, Adana'dan, Kayseri'den, Yozgat'tan. Genelde 60 yılından başlıyor, sol tarafımıza görünen araç 60 model. 60'tan 88 modele kadar araçlarımız var” diye konuştu.

“8 ayda tamamladık”
Sungur, “Minyatür aracımızın ortalama 8 ayı buldu tamamlanması. 8 aydan beri Bursa'da kendi atölyemde imal ettim. Bursa'daki esnafın desteğiyle tabii ki. Bir de arkamda güzel bir aile vardı. Arkadaşlarım sağ olsunlar, bana maddi manevi çok destek oldular. Onların desteği olmasaydı zaten ben bu projeyi bitiremezdim. Ben proje üretmeyi seven bir insanım, düz bir insan değilimdir. Bu projede onlardan bir tanesi aslında. Bu etkinliklerde, yurt dışındaki etkinlikleri gördüğümde, hep mesela Volkwagenciler yapıyor. Volkswagenciler T1'in ufağını yapmışlar, minyatürünü yapmışlar. Onlar öyle sosyal medyada falan görünce insanların daha çok ilgisini çekiyor. Biz dedim niye yapmayalım? Biz de bir otobüsün küçüğünü yapalım. Aynı zamanda 302'ye karşı özel bir ilgim vardır. 91 model Fiat Bis aldım. Fiat Bis'i atölyeme getirdim, baktım ilk baştan çalışıyor mu? Şöyle bir mahallede tur attım, araba çalışıyor, tamam sıkıntı yok. Ondan sonra söktük aracın motorunu, diferansiyelini, şanzımanını, tekerleklerini vesaire, her tarafını dağıttık. İçinde bütün organları aldık yani şasesine kadar, kablolarına kadar. Sonra başka bir şase ördüm, şasenin üzerine motoru koyduk, kasayı oturttuk falan derken bu şekil çıktı ortaya. Ama biraz da tabii açıkçası ben ilkokul mezunuyum, matematik var işin içinde. Kendimi de aştığımı düşünüyorum bu konuda çünkü ölçeklendirme olduğu zaman hani biraz hesap kitap giriyor işin içine” dedi.

“1926’daki araçları restore ediyoruz”
Etkinliğe katılan karoser ustası Ahmet Canbaz ise şu ifadeleri kullandı: “Bursa'dan katılıyoruz. Bursa'da karasör esnafıyım. Baba mesleği olarak devam etmekteyim. Esas mesleğim inşaat üzerine olduğu halde baba mesleğini daha çok sevdiğim için bu tarafa geçtim ve klasik otobüs dünyasında da 2007 senesinde başladık. 2007'de o bir başlangıç olarak 2010 senesinde Has Otomotiv, Has Turizm adı altında kendilerine bir müze kurmak istediler ve onlara da 18 taneye yakın bir araç yapıp Hatay'a teslim ettik. Şimdi ikinci firmamız da Acarlar Turizm, İzmit merkezli. Onlar da kendilerine has, köklü bir firma oldukları için müze kurma çalışmasını istediler. Biz de destek verdik. Elimizdeki envanterimizde bulunan klasik otobüsleri restore edip onlara teslim etmeye çalışacağız. Zaman ve süreç sınırımız yok. Araç sınırımız da yok. Türkiye'de karayollarında kullanılan 1926'dan günümüze kadar olan araçları restore edip gücümüz ve nefesimiz yettiği sürece Türkiye'ye ve ülkemize ve Acarlar Turizm'e güzel bir renk katmak istiyoruz.”

“Orijinal kumaş ve aksesuarları bulmak zor”
Canbaz, “Şu anda görmüş olduğunuz küçük arabayı 8 ayda yapan arkadaşım, biz bir senede ancak tamamlayabiliyoruz sıfırdan yapılan araçlarda. Tabii ki bu süreç araca göre değişiyor, restorasyonuna göre değişiyor. Müzecilik çok farklı bir şey çünkü bizim envanterimizde 1951'den 1988'e kadar araç var. Her aracın, her yılın renkleri, kumaşları, perdeleri bunların farklı. Onları bulmak, tedarik etmek biraz bizi zorlasa da günümüze uyarlamaya çalışıyoruz. Çünkü dün burada etkinlikte gerçekleştirilen etkinlik, kalabalık orta yaş üzerinde olduğu zaman herkes merakla geliyor. Diyor ki, ‘Ya şu koltukta şu vardı, işte başlıklar şöyleydi, perdeler şöyleydi’ diyebiliyor. Onların her söyledikleri kelimeler biz dikkate alıyoruz ve bir sonraki araçlarımızda onları kullanıyoruz. Bu da bizi heyecanlandırıyor. Maliyet konusu şöyle düşünelim, belki ilk rakamlarda büyükmüş gibi görünse da zamana bıraktığınızda maliyetler düşüyor. Neden? Bugün yaptırdığınız her zaman karlıdır, yarın daha pahalıya mal oluyor ve buraya bütçeden ziyade gönül veren insanlar daha çok. Yani burada 40'a yakın araba var, herkesin maliyeti farklıdır, öyle düşünmüyoruz. Herkes kendi hatıralarını canlandırabilmek için ayırmış olduğu bir bütçe var, onu harcıyor diyelim” dedi.

“302 sevdalısıyız”
Klasik otobüs tutkunu Serkan Bozdağ da sahip olduğu 302 model otobüsü karavana dönüştürerek çocukluk hayalini yaşattığını dile getirdi. Bozdağ, “Biz 302 tutkunuyuz. Ayriyeten bu aracı karavana çevirerekte bir karavan hayatı yaşamaya çalışıyoruz. Çocukluk hayalimizi yaşatıyoruz. Yani şu an maliyetler ne yazık ki çok yüksek. Hani bir rakam telaffuz etmek doğru değil. Çünkü sizin istediğiniz konfor ya da istediklerinize göre rakamlar çok değişiyor. Yani şu an nostalji bir aracı yaşatmak ne yazık ki çok maliyetli. Pandemi öncesi olsaydı evet her şey çok güzeldi ama pandemiden sonra her şey ne yazık ki çok yükseldi. Bu üçüncü etkinliğimiz. İkinci etkinliğimizi İstanbul'da yapmıştık, o da çok güzel geçmişti. Şu an Eskişehir'e geldik, şu an buradayız. Ben aslen Eskişehirliyim aslında ama Antalya'da ikamet ediyorum. Etkinlik zaten bizim buluşmamız hem sosyalleşmemiz açısından hem klasik tutkunlarının bu araçları görmesi olaraktan çok güzel dostluklar, arkadaşlıklar yaratıyor” diye konuştu.

“Klasik araç tutkusu yaşamımızın bir parçası”
Pasta şefi olan eşi Rukiye Bozdağ ise hem seyahat edip hem de mesleğini icra edebildiğini belirterek, klasik araç tutkusunun aile yaşamlarının önemli bir parçası haline geldiğini söyledi. Bozdağ, “Hem geziyorum hem de mesleğimi icra ediyorum. Nostaljik arabalara da tutkunum aslında eşimden bana bulaştı. Ben konforu çok severim, eşim de klasiği çok sever. İkisini biz birleştirdik. 2021 yılında satın aldık. Yapım aşaması 3 yıl sürdü. Bittikten sonra boş kaldığımız her anı karavanda geçiriyoruz. Eşim klasik 302 sevdalısı ve onlar Türkiye'de bir grup kurdular ve o gruba katıldıktan sonra hayatımız tamamıyla değişti. Yılda bir kez toplanıyoruz” ifadelerini kullandı.








