Gayrimenkul uzmanları, Türkiye ekonomisinin önemli lokomotiflerinden biri olan sektörde maliyet artışlarının resmi verilerde de net şekilde görüldüğünü belirtiyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı verilere göre inşaat maliyet endeksi 2024 yılında yıllık bazda yüzde 34,27 artarken, 2025 verileri de maliyetlerdeki yükselişin sürdüğünü ortaya koyuyor. Buna göre inşaat maliyet endeksi 2025 yılında da yıllık yüzde 23,93 oranında arttı. Özellikle işçilik giderlerindeki yükseliş dikkat çekerken, bazı dönemlerde işçilik maliyetlerinin yıllık yüzde 50’nin üzerine çıktığı ifade ediliyor.

CİDDİ ARTIŞ GÖSTERDİ

Yüksek enflasyon ortamının yalnızca inşaat maliyetlerini değil, konut satış fiyatlarını ve kira bedellerini de ciddi şekilde yukarı çektiğini belirten Elfi Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Aydemir, Türkiye’de enflasyonun 2026 yılında da yüzde 30’lu seviyelerde seyrettiğini hatırlattı. Aydemir, barınma ve konut kalemlerindeki fiyat artışlarının çoğu zaman genel enflasyon oranının da üzerine çıktığını belirterek, “Bu süreçte konut fiyatları ve kiralar kısa sürede ciddi artışlar gösterdi. Bu nedenle gayrimenkul yatırımı, vatandaşlar açısından en önemli tasarruf araçlarından biri haline geldi” dedi.

Konut 24-19

Mevcut vergi mevzuatına göre bir gayrimenkulün satın alındıktan sonra 5 yıl içinde satılması durumunda elde edilen kazanç “değer artış kazancı” kapsamında vergilendiriliyor. Ancak Aydemir, son yıllarda yaşanan fiyat yükselişlerinin önemli bir bölümünün gerçek kazançtan ziyade enflasyon ve maliyet artışlarından kaynaklandığını vurguladı. Bu nedenle her fiyat artışının gerçek bir kazanç olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını ifade eden Aydemir, bu durumun bazı vatandaşların satış kararlarını ertelemesine yol açtığını, hatta zaman zaman tapuda düşük bedel gösterme gibi riskli uygulamaların gündeme gelebildiğini söyledi.

Konut 17-23

Sektörde dile getirilen çözüm önerilerinden birinin ise tek seferlik bir “değer barışı” benzeri düzenleme olduğunu belirten Aydemir, böyle bir adımın gayrimenkul piyasasındaki işlem hacmini artırabileceğini ifade etti. Aynı zamanda tapu işlemlerinde gerçek değer beyanının teşvik edilmesi, vergi sisteminin daha adil hale gelmesi ve vatandaş üzerindeki vergi baskısının azaltılması açısından da bu tür bir düzenlemenin önemli olabileceğini dile getirdi.

İnşaat ve gayrimenkul sektörünün Türkiye’de birçok alt sektörü besleyen ve milyonlarca kişiye istihdam sağlayan stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Aydemir, inşaat, yapı malzemeleri, mimarlık, mühendislik ve finans gibi pek çok sektörün bu ekosistemin parçası olduğunu belirtti. Bu nedenle son beş yıldaki satışlar ve gayrimenkul alım-satımlarına yönelik vergi düzenlemelerinin enflasyon, maliyet artışları ve piyasa gerçekleri dikkate alınarak yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.

Aydemir’e göre yapılacak düzenlemelerde temel amaç; yatırımcıyı cezalandırmayan, piyasa hareketliliğini destekleyen ve gerçek kazanç ile enflasyondan kaynaklanan değer artışını birbirinden ayırabilen bir vergi modelinin oluşturulması olmalı. Sektörün beklentisi ise hem yatırımcıyı hem de piyasayı destekleyen, ekonomik gerçeklerle uyumlu bir düzenlemenin hayata geçirilmesi yönünde. Artan maliyetler, yüksek enflasyon ve konut fiyatlarındaki hızlı yükseliş, mevcut vergi sisteminin yeniden değerlendirilmesi gerektiği yönündeki tartışmaları güçlendirmeye devam ediyor. Yapılacak olası düzenlemelerin hem piyasada canlılığı artırması hem de vatandaşın üzerindeki vergi yükünü daha dengeli hale getirmesi bekleniyor.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı