Tüm Öğrenci Velileri Dayanışma Derneği Eskişehir Şube Başkanı Faik Alkan, Milli Eğitim Bakanlığı’nın akran zorbalığı ve okul şiddetine yönelik yeni uygulamalarını da değerlendi.
Alkan, “Bunlar çözüm değil. Her gün Türkiye'de 5 tane kadın cinayeti var neredeyse, öldürülüyor. Onlarda da buton var telefonlarda. Ne oluyor? Durdurabiliyor musun? Bu çözümlerle okullardaki şiddeti durdurmak mümkün değil. Çünkü toplumsal olarak bakmamız lazım, yani okullar bizim aslında Türkiye toplumunun bir izdüşümü. Bu şiddet hayatın her alanında; sokakta, ailede, zaten var olan ve kanıksanan. Maça gidiyorsun, şiddetle karşı karşıya kalıyorsun. Sokağa iniyorsun, keza böyle. Şimdi biz burada eğitimle farkındalık yaratıp değiştirmek üzerine zaten süreçleri ele alıyoruz. Bakın, bu olay Amerika Birleşik Devletleri'nde 99 Denver saldırısından sonra Türkiye açısından bir ilk oldu, Maraş ve Urfa'daki olay. Olay dışarıdan gelen bir durum değildi, nereden? İçeriden gelen bir öğrencinin yaptığı bir durumdur. Birçok ihmaller zincirini beraberinde getirdi. İşte Türkiye'de aslında şunu da gördük biz, eğitim sadece eğitim çalışanlarına bırakılan ve onların yürüttüğü bir durum değil. İşte nüfuzunu kullanan bir baba, okulda işini yapmaya çalışan bir müdür yardımcısını görevinden aldırıyor, öğretmenini görevden aldırıyor. Niye? Çocuğunun çantasını aradı diye. Bakın, her okula bugün bekçi koyuyorlar arkadaşlar. Güneşin altında, yağmurda kapının önünde duruyorlar herhangi bir şey alınmadan, onlara da yeterli tedbir sağlanmadan. Bu sorunu çözmez. Sınıfın içerisine oradaki öğrencinin davranışına o aile ile ilgili aile ile eğitim emekçileri arasındaki paylaşıma müdahale edemez ki. Biz insan yetiştirmek zorundayız. Cumhuriyeti kuran felsefe bunu gördüğü için vatandaş için medeni bilgiler diye ders koydu. 1930'lu yılların en önemlisi, nasıl davranmamız gerekiyor? Sosyal medya var. Çocuklar şu anda her noktaya her siteye ulaşabiliyorlar. Bu sosyal medyanın tehlikeleri, internetin tehlikeleri, bakın dünyada Brezilya ve Türkiye gibi ülkeler artık interneti yarar sağlama adına değil, zarar üretme adına kullanılıyor. Günlük herkesin elinde cep telefonu, ortalama yaklaşık olarak neredeyse 10 saat düşüyor Türkiye'de bir kişinin telefonla iletişimine. Nereye giriyoruz? X'e giriyoruz, sosyal medya hesaplarına giriyoruz. Başka bir şey için kullanmıyoruz ki biz bunu. Orada da şiddet var. Sistem oturtmak zorundayız ve bu sistemimizde öğrenciyi mutlu edecek, bu sistemimizde öğrencinin bir sorunu varsa buna rehberlik servisi, veli, öğretmenler dokunarak çözmek zorunda. Çünkü biz canlı varlıklarız, sosyal varlıklarız, duygusal varlıklarız. Dışarıdan etkileniyoruz. Bunları hep bir bütünlüğünü düşünmek lazım. Ders koyacağız, seçmeli ders olacak. Ben söyleyeyim sonuçların ne olacağını. Seçmeli ders olacak, sonra idarecilere vereceğiz bu seçmeli dersi. Onlar giremeyecekler çünkü işleri çok fazla. Adı neymiş? İşte biz bunları bunları yaptık. Bunlar çözüm değil. Geçici” ifadelerini kullandı.
“Amok koşucusu gibiyiz”
Alkan, “Eskişehir'de en son meslek lisemizin birinde oldu. Akran zorbalığı var. Bir gerçekliğimiz. Şiddet var ama şöyle baktığınız zaman Eskişehir'de diğer illerle karşılaştırdığımızda oranın çok yüksek olmadığını görüyoruz. Bu bizi mutlu ediyor biraz. Yani diğer bizim gibi aynı düzlemde olan büyükşehirlere baktığımız zaman oranlar biraz daha yukarılarda. Bu da tabii kentin dokusuyla ilgili. Bakın burası bir üniversite kenti. Eğitim kenti açıkçası. Bu etkiliyor. Öğrencilerimiz ister istemez üniversiteyle temas halinde. Ya öğrencilerle komşu ya da üniversitenin kapısının içerisinden yürüyor. Bu bizim için çok avantaj ve bu bunun aslında biraz da nimetlerini şu anda yiyoruz. Ama diğer tarafta Türkiye'nin temel nüfus sorunsalı olarak karşımıza geçiyor. Çünkü bu ülkede yani okul dışında olan bir şey daha var: bireysel silahlanma. Bakın bireysel silahlanmanın önünü alamıyoruz. Dizi sektörü de var. Mafyatikler, feodal kalıntılar, elinde silah, kadına nobranca davranan tiplerle karşı karşıyayız. Nereden bakarsanız bir amok koşucusu gibiyiz. Nereye toslayacağımız belli değil veya yarın hangi olayla bu ülkede uyanacağımız belli değil. Hani bir tabir var 24 saat bazen uzun, valla biz onu değiştirdik artık. Bu ülkede 24 dakika çok uzun” diye konuştu.




