Taşınmaz sahiplerinin son dönemde ödediği emlak vergisi tutarlarındaki hızlı yükseliş, mülk sahipleri arasında ciddi rahatsızlıklara zemin hazırladı. Geçmiş dönemlerde arsa değer tespiti komisyonlarının afaki belirlemelerine karşı açılan binlerce davanın ardından kanun koyucu devreye girmiş, ancak hayata geçirilen son yasal çözümler beklenen adaleti sağlamakta yetersiz kalmıştır.

İki Farklı Düzenleme ve Farklar

Emlak Vergisi Kanunu’nun uyuşmazlıkları gidermek için 7061 sayılı Kanun'la eklenen geçici 23. maddesini, son olarak 7566 sayılı Kanun'la değiştiren yapı farklı bir yaklaşım sergiledi. 2018 yılında 7061 sayılı Kanun artış sınırını yüzde 50 ile sınırlandırmıştı. Mevcut dönemde ise 7566 sayılı Kanun birim değerleri es geçip vergi tutarına odaklandı. Alınacak verginin 2025 tutarının "iki kat fazlasını" aşamayacağı hükme bağlandı. Bu durum fiilen verginin üç katına çıkmasına yol açtı ve mülk değerleri bir senede yüzde 300 artmadığı için fahiş sonuçlar doğurdu.

Konut 20-24

Yargı Kararları ve Mükellef Mağduriyeti

İş yükü artışından kaçınan vergi mahkemeleri, arsa birim değerlerine karşı açılan davaları 7566 sayılı Kanun'la getirilen sınırı gerekçe göstererek reddetti. Oysa açılan davalar vergi tutarlarına değil, arsa metrekare birim değerlerine yönelikti. Sonuçta yargı denetimi tam olarak yapılmadığı için artışlar çok yüksek kaldı. Bu durum sadece zengin mülk sahiplerini değil, bütçesi kısıtlı dar gelirli emekli aileleri de doğrudan etkiledi.

Örnek Hesaplama ve Çözüm Arayışı

Örneğin 2025 yılında 20 bin lira ödeyen bir emekli, 2026 yılında 60 bin lira vergiyle karşılaştı. Gelecek yıl yeniden değerleme oranının yüzde 35 olması varsayımıyla bu tutar 81 bin lira seviyesine fırlayacak. Bu yükü azaltmak adına geçici 23. maddedeki "iki kat fazlasını" ibaresinde yer alan "iki" rakamının "bir" olarak değiştirilmesi öneriliyor. Karar ve takdir yetkisi ise Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Yüce Meclis’te bulunuyor.

Kaynak: Ekonomim.com