Prof. Dr. Ersoy, antibiyotiklerin tıpta çığır açan bir gelişme olduğunu vurgulayarak, “Antibiyotikler, son yüzyılda pek çok ölümcül enfeksiyonun tedavisini mümkün hale getirip yaşam süresinin uzamasına büyük katkı sağlamıştır. Bakteri, mantar ve bazı parazitlere etkili bu ilaçların tümünü antimikrobiyal olarak adlandırıyoruz” ifadelerini kullandı.
Kış aylarında artan üst solunum yolu enfeksiyonlarına da değinen Ersoy, bu hastalıkların büyük bölümünün viral kaynaklı olduğunu hatırlatarak, “Boğaz ağrısı şikâyetiyle başvuran olguların yüzde 70–80’i virüs kaynaklıdır. Antibiyotikler virüslere etki etmez. Buna rağmen reçetelerde gereksiz antibiyotik kullanımının çok yüksek oranlara ulaştığını görüyoruz” diye konuştu.
“2050’de her yıl 10 milyon kişi direnç nedeniyle ölebilir”
Türkiye’deki antimikrobiyal direnç oranlarının dikkat çekici seviyelerde olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ersoy, Dünya Sağlık Örgütü verilerine işaret ederek, “Her yıl dünyada 1 milyondan fazla insan doğrudan dirençli enfeksiyonlar yüzünden yaşamını yitiriyor. Yaklaşık 5 milyon ölümde ise bu sorunun dolaylı etkisi olduğu düşünülüyor. Gerekli tedbirler alınmazsa 2050 yılında her yıl 10 milyon kişinin dirençli mikroplar nedeniyle hayatını kaybetmesi bekleniyor” dedi.
Bu tabloyla mücadelede toplum bilincinin belirleyici olduğunu vurgulayan Ersoy, hekim önerisi dışında antibiyotik kullanılmaması, reçetelenen ilacın doğru doz ve sürede alınması gerektiğini dile getirerek, düşük doz kullanımın da direnç gelişimini hızlandırabileceğini belirtti. Ersoy, enfeksiyonların azaltılmasının da direnç oranlarını kontrol altına alacak en önemli adımlardan biri olduğunu ifade etti.
“Bağışıklığımızı güçlendirerek riskleri azaltabiliriz”
Prof. Dr. Ersoy, enfeksiyonlardan korunmak için bağışıklık sistemini desteklemenin önemine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Hijyen kurallarına dikkat etmek, doğru bilgilerle hareket etmek, hasta kişilerin kalabalık ortamlarda maske takması ve gerekli aşıların zamanında yapılması enfeksiyon riskini büyük ölçüde azaltır. Enfeksiyonları azalttığımızda antibiyotik ihtiyacı da düşecek, böylece direnç sorununa karşı önemli bir katkı sağlamış olacağız.”





