Şeyh Şehabettin Sühreverdi, Abbasi Halifesi tarafından Anadolu Selçuklu sultanlarını Fütüvvet Teşkilatı’na davet etmek amacıyla Anadolu’ya gönderildi.
Kültür ve Turizm Bakanlığının kayıtlarına göre Sühreverdi, Anadolu Selçuklu Sultanları I. İzzeddin Keykavus ve I. Alaeddin Keykubad’a halifenin elçiliğini yaptı. Fütüvvet yapılanması, Anadolu’daki Ahilik teşkilatının temellerinden biri oldu.
ZAVİYE ÇEVRESİNDE YERLEŞİM BAŞLADI
Şeyh Şehabettin Sühreverdi adına 13’üncü yüzyılın ikinci yarısında Odunpazarı’nda bir zaviye kurulduğu aktarılıyor.
Babai ayaklanmalarının ardından bölgede biriken Türkmenler için çekim merkezi haline gelen yapı, klasik anlamda yalnızca bir tarikat tekkesi olarak kullanılmadı. Zaviye, bölge halkına sosyal ve ekonomik açıdan destek sağlayan bir dayanışma merkezi olarak faaliyet gösterdi.
Eskişehir’in ilk yerleşim alanlarının da zaman içerisinde bu yapının çevresinde oluşmaya başladığı belirtiliyor.
NEDEN “SALI TEKKESİ” DENİLDİ?
Şeyh Şehabettin Sühreverdi Zaviyesi, halk arasında yüzyıllardır “Salı Tekkesi” adıyla biliniyor.
Resmî kaynaklarda bu adın, zaviyede her salı günü düzenli olarak toplantılar yapılmasından geldiği belirtiliyor. İlk tapu kayıtlarında Eskişehir’de “Salı Mescidi” adıyla bir mahallenin bulunması da yapının kent tarihindeki yerini gösteriyor.

SİVRİOĞLU CAMİİ’NE UZANAN TARİH
Zaman içerisinde bakımsız kalan yapının, 1600’lü yılların sonlarında El Hac Süleyman Ağa tarafından onarılarak yeniden ibadete açıldığı aktarılıyor. Yapı, kayıtlarda bir dönem “El Hac Süleyman Ağa Camii” adıyla yer aldı.
1900’lü yılların başında ise Kafkas göçmeni Sivrioğlu İbrahim Bey’in camiyi yeniden onarttığı ve ibadete açtığı belirtiliyor. Günümüzdeki Sivrioğlu Camii’nin tarihsel geçmişinin bu yapıya dayandığı ifade ediliyor.
Sivrioğlu Camii ve Şeyh Şehabettin Türbesi, Odunpazarı’nın önemli dinî yapıları arasında gösteriliyor.
AĞA ÇEŞMESİ GÜNÜMÜZE ULAŞTI
El Hac Süleyman Ağa’nın cami ile Şeyh Şehabettin Türbesi arasına, Çatak Bayırı’ndan su getirerek bir çeşme yaptırdığı belirtiliyor.
“Ağa Çeşmesi” olarak bilinen tarihî yapı, günümüze ulaşan kent mirasları arasında bulunuyor.
GENİŞ VAKIF GELİRLERİ BULUNUYORDU
Zaviyenin faaliyetlerini sürdürebilmesi için farklı bölgelerde gelir sağlayan taşınmazlarının bulunduğu aktarılıyor.
Eşenkara köyü ile Karacaşehir ve Kızılinler arasındaki tarlalar, bugünkü Arifiye Mahallesi’nin bulunduğu bölgelerdeki bostanlar ve bazı küçük dükkânlar, zaviyenin vakıf mülkleri arasında gösteriliyor.
ESKİŞEHİR’İN TOPLUMSAL HAFIZASINDAKİ YERİNİ KORUYOR
Odunpazarı’nda bulunan Şeyh Şehabettin Sühreverdi Türbesi, günümüzde de halk arasında “Salı Tekkesi” adıyla anılıyor.
Fütüvvet ve Ahilik kültürünün kentte yayılmasına katkı sunan zaviye; dayanışma işlevi, çevresinde oluşan yerleşim ve yüzyıllara uzanan geçmişiyle Eskişehir’in toplumsal hafızasındaki yerini koruyor.





