Eskişehir’in merkezindeki eski mahalleler arasında, köyden mahalleye dönüşen yerler hariç tutulduğunda en az nüfusa sahip mahalle olan Paşa Mahallesi, sakinlerinin yıllara dayanan tanışıklığıyla dikkat çekiyor. Odunpazarı ilçesine bağlı 223 nüfuslu mahallede, uzun yıllardır bir arada yaşayan vatandaşlar birbirlerinin alışkanlıklarını yakından tanıyor. Kahvehanede çayın kaç şekerle içileceği bilinirken, lokantada müşterinin köftesini ve salatasını nasıl sevdiği de hatırlanıyor. Ortalıkta görünmeyen bir komşunun durumu ise diğer mahalle sakinlerine soruluyor.

“Ben tek şeker içerim, herkes bilir”
Paşa Mahallesi’nde doğup büyüdüğünü belirten Turan Yayla, mahallede uzun yıllardır tanıdığı kişilerin günlük alışkanlıklarını dahi bildiğini söyledi. Birlikte çay içtiği arkadaşlarından örnek veren Yayla, “Mesela şu arkadaş şekersiz içer, şu arkadaş çift şeker içer. Ben tek şeker içerim, herkes bilir; tek şekerli getirirler bana da çayı” dedi.
Tanışıklıklarının yalnızca çay tercihleriyle sınırlı olmadığını anlatan Yayla, komşularından birinin günlük rutinini şu sözlerle aktardı:
“Abdurrahman Amca’nın bardağı değişiktir. Saat 2.30 gibi gelir, saat 3.30 gibi çarşıya gider. Lokantada yemeğini yer, kahvesini içer. Ondan sonra buraya doğru gelir, burada 2-3 bardak çayını içer. Ondan sonra pazardan 7 tane elma alır. Bilirim yani.”
“Birine kömür gelirdi, herkes birlikte kömür atardı”
Mahallenin geçmişte daha kalabalık olduğunu söyleyen Yayla, çocukluk yıllarında sokakların komşuların buluşma noktası olduğunu dile getirdi. Yayla, “Bizim zamanımızda akşam oldu mu kadınlar kapı önüne çıkar, çay demler, yaz günü otururlardı. Çocuklar dışarıda top oynar, saklambaç, körebe oynardık. Eskiden televizyon yoktu. Hep bu şekilde eğlenirdik. Mahallede herkes birbirini tanırdı. Birine kömür gelirdi, herkes birlikte kömür atardı” diye konuştu.
Zamanla eski mahalle sakinlerinin bir bölümünün taşındığını, evlerin ise dükkânlara dönüştüğünü anlatan Yayla, eski komşuluk ilişkilerini özlediğini belirtti. Mahallede tanıdığı kişilerin azaldığını ifade eden Yayla, “Şimdilik biz de yabancılaştık burada. Çoğu kişiyi biz de tanımıyoruz” dedi.

“Burada insanlar lakabıyla tanınırlar”
Mahalle sakinlerinden Fehmi Sevkulak da yıllardır aynı çevrede yaşadıkları için mahalle halkının büyük bölümünü tanıdığını söyledi. İnsanların isimlerinin yanı sıra lakaplarıyla da bilindiğini anlatan Sevkulak, şöyle konuştu:
“Buranın diyebilirim ki yüzde 70’ini tanıyan bir insanız. Kimin ne yaptığını, ne şekilde yaşadığını biliriz. Burada insanlar lakabıyla tanınırlar. Mesela semerciler, katırcılar diyorlar. O kişileri biz lakabıyla tanırız. Kişisel olarak da tanırız. Ne yaptıklarını, ne ettiklerini gayet iyi biliriz. Çünkü senelerden beri bu mahallede yaşayan insanlarız.”
Evlerin eskimesi ve yeniden yaptırma sürecinde yaşanan güçlüklerin taşınmalarda etkili olduğunu belirten Sevkulak, bazı mahalle sakinlerinin evlerini satarak kentin başka bölgelerine yerleştiğini ifade etti.

“Görünmüyor, bir şey mi oldu diye sorarız”
Orta Mahalle’de yaşayan ve Paşa Mahallesi’nde esnaflık yapan Rasim Olcay ise mahallede bir kişinin yokluğunun bile fark edildiğini anlattı. Birbirlerinin çay tercihlerinden evlerinin bulunduğu sokağa kadar pek çok ayrıntıyı bildiklerini söyleyen Olcay, “Abimiz iki şekerli, ben şekersiz içiyorum, öteki tek şeker içiyor diye bilebiliriz. Köy gibi burası” dedi.
Bir süredir görmedikleri kişileri diğer komşularına sorduklarını belirten Olcay, “Görmediğimiz bir şahıs olsa ‘Şu nerede, görünmüyor, bir şey mi oldu?’ diye sorarız. Hepimiz birbirimizi tanıyoruz. Deriz ki ‘Şu şahıs görünmüyor, ne oldu?’ Öbür kişi de ‘Hastalandı’ yahut ‘Gurbete gitti’ der. Küçük yer olduğu için muhakkak birisi bilir” ifadelerini kullandı.

“Köfteyi nasıl sevdiğini biliriz”
Mahalle sakini ve Paşa Mahallesi’nin 55 yıllık esnafı Yasin Uğur da yıllardır gelen müşterilerinin yemek tercihlerini bildiğini söyledi. Mahalledeki tanışıklığın esnaf ile müşteri arasındaki ilişkiye de yansıdığını anlatan Uğur, şunları kaydetti:
“Senelerdir gelen müşterimizin nasıl köfte yediğini; köfteyi sade mi istediğini, balaban mı istediğini, salatasını domatesli mi, soğanlı mı, soğansız mı istediğini biliriz. Çünkü senelerdir geldiği için müşterimizle aynı bir aile gibi olduk. Ailemizdeki çocuklarımızı nasıl tanıyorsak, müşterilerimiz de bizi tanır, biz de müşterilerimizi tanırız. Çayı şekerli mi şekersiz mi içtiğini bildikleri gibi, biz de köfteyi nasıl sevdiğini biliriz.”





