Eskişehir’de faaliyet gösteren Beko fabrikasında yaklaşık 600 çalışanın işten çıkarılacağı iddia edildi. İşçilerden edinilen bilgilere göre, 26 Ekim itibarıyla başlaması beklenen tensikat sürecinin hem kadrolu hem de sözleşmeli personeli kapsaması öngörülüyor.
Sipariş İptalleri ve Tek Vardiya Düzenlemesi
Fabrika çalışanları, küresel ve yerel pazarda siparişler ile üretim hacminde yaşanan düşüş sebebiyle bazı siparişlerin iptal edildiğini, işten çıkarma iddialarının da bu gelişmelerle doğrudan bağlantılı olduğunu aktardı. İddialar arasında, fabrikada üretimin tek vardiyaya düşürüleceği ve yaşanan süreç sebebiyle 28 Ekim ile 1 Kasım tarihleri arasında üretime geçici olarak ara verileceği bilgisi yer aldı.
Öte yandan, toplu işten çıkarma söylentilerinin gündemde olduğu bir dönemde, fabrikanın online kariyer platformlarında yeni personel alımına yönelik ilan yayımlaması dikkat çekti. Söz konusu ilana kısa sürede yaklaşık 200 kişinin başvuru yaptığı öğrenildi.
İşçiler Mektup Yayımladılar
Metal İşçileri Birliği tarafından yayımlanan yazıda şu ifadelere yer verildi,
"Merhaba size Eskişehir den ulaşıyoruz. Geçen hafta Bekoda alışkanlık haline gelen sözleşme çıkış imzası attırıldı. Siz umarım sesimizi duyurursunuz.
ESKİŞEHİR BEKO FABRİKASINDA İŞÇİNİN GELECEĞİ BELİRSİZLİĞE MAHKÛM EDİLMEMELİ!
Bir fabrikayı ayakta tutan yalnızca makineler, sermaye ve üretim bantları değildir. O fabrikaya gece gündüz emek veren, alın teri döken, ailesinin geçimini sağlamak için çalışan işçilerdir.
Eskişehir Beko fabrikasında çalışan yüzlerce işçinin geleceğini düşünün… Evine ekmek götürmek, çocuklarına daha iyi bir hayat sunmak, yarınını planlamak isteyen emekçiler; bugün işlerine devam edip edemeyeceklerinin kaygısını yaşıyor.
İşçinin emeğine ihtiyaç duyulurken işçinin geleceğinin belirsiz bırakılması kabul edilebilir mi?
İşçi yalnızca üretim rakamlarından ibaret değildir. İşçi bir insandır; ailesi, sorumlulukları, umutları ve gelecek hayalleri vardır.
Sermayenin gücü karşısında emekçinin tek güvencesi, emeğinin karşılığını alabilmesi, adil değerlendirilmesi ve insanca çalışma koşullarına sahip olmasıdır.
Biz ayrıcalık değil, adalet istiyoruz.
Lütuf değil, emeğimizin karşılığını istiyoruz.
Belirsizlik değil, güvence istiyoruz.
Korkuyla çalışmak değil, geleceğimizi planlayabilmek istiyoruz.
Buradan yetkililere ve ilgili yöneticilere soruyoruz:
Yıllarca üretime katkı sunan, işini yapan, alın teri döken işçinin geleceği neden belirsizliğe terk ediliyor?
Bu insanların emeği, zamanı ve hayalleri bu kadar kolay gözden çıkarılabilir mi?
Unutulmasın: Üretimin gerçek gücü, o üretimi gerçekleştiren emekçidir. İşçinin sesini duymak, taleplerini dikkate almak ve kalıcı çözümler üretmek bir tercih değil, insani bir sorumluluktur.
İşçinin geleceği belirsizlik değil, güvence üzerine kurulmalıdır. Çünkü emeğin olduğu yerde adalet de olmak zorundadır!"





