Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Eskişehir Temsilcisi Esra Doğan, kentte kadına yönelik şiddetin görünürlüğüne dikkat çekerek, kadınların yaşadığı sorunların yeterince dile getirilmediğini vurguladı. "20 Dakika" programında konuşan Doğan, Eskişehir’de kadınların kendilerini her zaman güvende hissetmediğini belirterek, şiddetin görünür olmamasının en büyük sorunlardan biri olduğunu söyledi.

"Kadınlar rahat hissetmiyor"

Doğan, "Eskişehir’deki mevcut tablo aslında Türkiye’deki tablodan bağımsız değil. Fakat Türkiye’deki tabloya ek olarak Eskişehir’de bir şiddetin görünür olmaması gibi sorunumuz var. Yani şöyle ki; örneğin biz davalara destek olurken aslında diğer şehirlerde karşı taraftan gelen başvurular neticesinde harekete geçiyoruz. Ama Eskişehir’de bu başvurular diğer illere oranla daha sınırlı. Biz hemen her ilde örgütlenmesi olan bir platform olduğumuz için rahatlıkla karşılaştırma yapabiliyoruz. Birinci sebeplerinden bir tanesi; Eskişehir deyince herkesin aklına modern bir kent geliyor. Güvenli şehir... Kadınlar için en rahat kent... Ve mesela platform içindeki arkadaşlarımızdan bile zaman zaman 'Eskişehir’de de şiddet gerçekten sorun mu?' sorusunu duyduğumuz oluyor. Evet, bu Türkiye ortalamasından daha iyi bazı koşullara sahip olduğu Eskişehir’in bir gerçeği. Ama şiddet sorunu yok demek mümkün değil. İsimlendirme, adlandırma sorunumuz var. Görünür değil şiddet Eskişehir’de. Bu birinci sorunumuz. İkincisi; evet, çok daha güçlü bir kadın kesimi var Eskişehir’de. Yani ifade edebiliyor, çeşitli kamusal süreçlere katılabiliyor ama şu da bir gerçek ki; bu kadınların Eskişehir’deki tüm kadınları temsil oranı çok düşük. Yani Eskişehir’deki tüm kadınlar bu durumda diyemeyiz kesinlikle. Dolayısıyla bu çemberi genişletmemiz önemli bir soru. Kadınlar şiddet öykülerini aktarmakta Eskişehir’de çok rahat hissetmiyorlar kendilerini. Bunun bir şeyi de, bir yanıda mutlaka güven eksikliğidir. Yani daha çok tanışmamız, bizleri daha iyi tanımaları gerekir. Hemen ilk karşılaştığımız kişiye bunu dile getiremezsiniz. Ya da bizim de platform olarak daha görünür olmamız gerekir şüphesiz ki. Ama bir yandan da şiddet öyküsünü aktarmakta çekingen dururken yoksullukla ilgili sıkıntılarını çok rahat bir şekilde dile getiriyorlar ve Eskişehir’de çok önemli bir ekonomik şiddet tablosu var. Yani üç kadınla bir araya geldiğimizde ya kendileri için ya da çocukları için iş istiyorlar bizden bile. Onun dışında mesela Eskişehir’de sistematik olarak beni başlangıçta çok şaşırtıyordu çünkü aklıma gelmemişti, bir öne çıkan bir sorun var: Toplu taşıma ücretleri. Bu mesela farklı geliyor ama üstüne düşündüğünüz zaman çok fazla sorunu aslında açıklıyor. Bu doğrudan kadınların toplumsal hayata katılımı ve kadın yoksulluğu ile ilintili bir şey. Ev içi bakım hizmeti tabii ki Türkiye’de olduğu gibi Eskişehir’de de eşit paylaşılmıyor ve kadınların üzerinde çocuk bakımı ve yaşlı bakımı ile ilgili çok büyük bir yük var. Artan kiralar vesaire ile merkezden biraz daha şehrin çeperlerine kaydı yerleşim. Ve şehrin merkezinde daha çok yaşlı nüfus, eskiden beri ev sahibi olan yaşlı nüfus şehrin merkezinde ve kadınlar, çocuklar daha şehrin uzak noktalarından gitmek mesele. Hasta olan annesine, babasına her gün bakmaya giden kadın gerçekten çok fazla. Onun evine ulaşım maliyeti bugünün koşullarında 80 lira. Dışarıdan baktığımızda ilk bakışta yoksul diye adlandıramayacağımız kadınlar için bile aslında ciddi bir maliyet haline geliyor ve bunu karşılamakta zorlanıyorlar. Bu ulaşım sorunu konusunda çok fazla şikâyet geliyor. Ve örneğin belki İstanbul'daki 'Anne Kart' benzeri uygulamalar belki hayata geçirilebilir. Ya da 60 yaş üstü vatandaşlara %50 indirimli. Belki bu kadın yoksulluğu ve kadınların eşit ekonomik güce sahip olmadığı da göz önüne alınarak kadınlar için daha ön yaşlara (50 yaşına, 45 yaşına, 40 yaşına gibi) bir uygulama belki yapılabilir" diye konuştu.

"Belediyelerle işbirliği kuvvetlendirilmeli"

Doğan, "Öte yandan bu toplumsal, yani toplu taşıma kadınların toplumsal hayata katılımında tahmin ettiğimizden çok daha önemli bir rol oynuyor. Öte yandan kadınlar için önemli sosyalleşme alanları kurslar. Büyükşehir Belediyesi'nin ESMEK kursları var, Tepebaşı Belediyesi'nin belde evleri var, Odunpazarı halk merkezleri... Bunlar gerçekten çok kıymetli bir hizmet. Yani kadınları evden dışarı çıkartıyorlar. Kendim de yazıldım bu kurslara sosyolojiyi anlayabilmek için. Çünkü Eskişehirliyim ama hiç Eskişehir'de yaşamamıştım ve tanımıyordum. Ve orada mesela karşılaştığım ve ilginç bulduğum şeylerden bir tanesi şuydu: 60 yaşın üzerinde teyzeler böyle bir spor kıyafeti falan değil, ev içinde nasıl giyiniyorsa o şekilde o kurslara geliyorlar, yanlarında torunlarını getiriyorlar hatta ve ciddi ciddi pilates yapıyorlar yani! Hareketleri öğrenmişler. Bunlar çok kıymetli şeyler. Fakat daha da kurumsal kapasiteyi geliştirmemiz lazım. Mesela bir yanda işsizlik çok yoğun, bir ekonomik kriz, gençler arasında... Doğrudan meslek edindirme kurslarının o sisteme entegre edilmesi hayati. Onun dışında hak temelli şeyler, kurslar ekleyebiliriz. Belki doğrudan hak temelli kurslar da olmaz ama atıyorum işte bir takı kursu, kadınların yoğun ilgi gösterdiği kurslardan bir tanesi; ya da örgü kursları var. Bu kurslara belli aralıklarla hak temelli seminerler gibi uygulamalar katabiliriz. Uygulanan şiddetin belki şiddet olduğunun farkında değil kadınların çoğu. Normal olmayan bir şey yaşadığını bu sayede bu kadınlara gösterebiliriz öncelikle. Sonra da başına bu geldiğinde nasıl başvuru mekanizmaları olduğunu öğrenebilirler. Sadece bu da değil; 6284'e yönelik bazı bilgilendirme şeyleri baronun kadın hakları komisyonunun var sanırım ama bunu daha da genişletmemiz gerekiyor belki. Ya da toplumsal cinsiyet düzenine... Yani bir şekilde bu kadınları daha donanımlı hale getirecek hak temelli uygulamaları zenginleştirmemiz gerekiyor ve kamuyla, özellikle de belediyelerle sivil toplumun, kadın örgütlerinin iş birliği çok önemli. Çünkü biz bu bahsettiğim kesime doğrudan ulaşmamız gerçekten çok zor ama bu şeyler, hizmetler sayesinde belediye orada çok güzel bir kanal açmış durumda" dedi.

"Cinayetlerin sebebi patriyarka ve cezasızlık politikaları"

Doğan, "Cinayetlerin temelinde yatan çok yaygın karşılaştığımız ama bizim platform olarak karşısında durduğumuz bir cevabı, erkek şiddeti. Yani en yaygın ilk etapta söylenilen cevap bu fakat bu mevzuyu indirgemecilik oluyor. Yani yüzeyselle çekiyor ve devletin rolünü görünmez kılıyor. Biz buna şöyle cevap veriyoruz: Kadın cinayetinin sebebi patriyarka ve cezasızlık politikaları. Türkiye'de kadınların, aslında dünyanın pek çok yerinde de öyle, kendi hayatlarıyla ilgili karar verme özgürlüğü yok. Evet. Yani kendi hayatlarımıza ve bu çoğu zaman eğitim düzeyimizden ve ait olduğumuz sosyal sınıftan bağımsız halde de geliyor. Kendi kararlarımız üzerinde tam bir hakimiyet sahibi değiliz. Erkekler bu alanda bir egemenlik görüyorlar ve şiddeti bir kontrol altına alma aracı olarak ele alıyorlar. Ve hani pek çok erkeğe göre bu bir hak. Dolayısıyla bu eşitsizlik toplumsal cinsiyet rollerinde de eşitsizlik, az önce söylediğim gibi ev içi bakım hizmeti vesaire şiddetin bir yönü. Öte yandan özellikle son zamanlarda sistematik bir şekilde karşılaştığımız cezasızlık kültürü. Şöyle ki biz artık her gün en az bir kadının ölümüyle karşılaşıyoruz. Yüzlerce kadın ölüyor. Hatta ve hatta şöyle deneyimlerimiz oldu, aynı gün içerisinde aynı isimde iki kadının öldürüldüğü haberini aldık. Aynı gün ülkenin yine çok yakınlarda altı farklı yerinden kadın cinayeti haberi aldık. Bunlar münferit olmadığına, toplumsal bir şey olduğuna işaret ediyorlar ama başka bir sorunla daha karşı karşıyayız; hukuk da kurumsallaşmış değil. Ne demek istiyorum bununla ilgili; bir suç işlediğinizde alacağınız ceza, karşı karşıya kalacağınız devlet figürü hangi suçu işlediğinizle çok ilintili hale gelmeye başladı son zamanlarda. Ve kadına yönelik şiddet maalesef ki en cezasız kalan suçlardan. Öte yandan yine son zamanlarda çok en sık konuştuğumuz konulardan bir tanesi Gülistan Doku dosyası. Bu sadece işlediğiniz suçun türüne de yönelik değil, aynı suçun kadına yönelik şiddetin ya da cinayetin kim tarafından işlendiğiyle de çok alakalı hale geldiğini gösteriyor. " ifadelerini kullandı.

"İtiraf olarak görüyorum"

Adalet Bakanı Akın Gürlek'in faili meçhul dosyalar için kurduğu komisyon hakkında konuşan Doğan, şu ifadeleri kullandı: "Bir kere ben bunu daha ismi itibarıyla bir itiraf olarak görüyorum. Yani faili meçhul kavramı kendi başına zaten toplum olarak başımızı önümüze eğmemiz gereken bir şey. Devlet o dosyaları vaktinde ve etkili bir şekilde soruşturup çözmekle yükümlü. Hadi diyelim faili meçhuller çözülecek bu olumlu bir adım, kadınlara bir lütuf gibi sunulması çok yanlış. Öte yandan öyle bir dile getiriliyor ki sanki bu daire bir soruşturma makamı ve kendi kendine bir sihirli değnek değmişçesine bu sorunu çözecek gibi basında yer aldı. Oysa ki incelediğimiz zaman görüyoruz ki sadece bir danışma organı, daha doğrusu geri bildirim verecek. Ne yapacak bu daireler? Eski dosyaları raftan indirecek, inceleyecek, eksiklikleri tespit edecek ve ilgili savcılıklara önerilerde bulunacak. Hangi faili meçhullerin ele alınacağını bilmiyoruz. Hangi yıldan başlatılarak bunun yapılacağını bilmiyoruz. Öte yandan bu eksikliklerin tespit edilmesi dışarıdan bir göz olarak ve ortaya çıkarılıp öneri getirilmesi konusunda bizim zaten işleyen bir mekanizmamız vardı. Türkiye'de kadın hareketi bunu yıllardır yapıyor. Ama iktidar kadın hareketinin bu çabasını da, yani kadın hareketini bir paydaş olarak görüp bu çabayı değerlendirmek yerine kadın hareketini şeytanlaştırmayı seçti. Ve giderek de bu baskı üzerimizde artıyor. Yani elimizde eğer mesele eksikliklerin tespiti ve geri bildirimde bulunmaksa mercilere bizim böyle işleyen ve oldukça da artık tecrübe edinmiş bir kadın hareketimiz zaten var."

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Eskişehir Temsilcisi Esra Doğan

"Şüpheli ölümler arttı"

Doğan, "Şiddet eskiden de vardı, sosyal medyayla görünür kılındı. Maalesef böyle değil. Bu yine devletin rolünü gizlemek için aslında dolaşıma sokulan bir söylem. Sosyal medyayla görünürlük artmıştır, doğrudur. Fakat şiddetin kendisi de artıyor. Bir kere öncelikle bu görünürlüğün artması şiddeti de pozitif etkiledi, yani şiddeti yeniden ürettiğine dair akademik çalışmalar var. Görerek öğrenme, hep basında haberlerin nasıl ele alınış biçiminin çok önemli olduğundan vesaire bahsediyoruz ya buna gönderme yapıyorum. İkincisi, şüpheli ölümler dediğiniz gibi çok arttı. Hatta ve hatta bu artış çok yeni değil, 2017 yılından beri ciddi bir artış söz konusu. Devletimiz bu verileri şeffaf bir şekilde tutmuyor. O yüzden biz 2017 yılından beri düzenli şekilde verileri tutuyoruz ve Türkiye'de en güvenilir kaynak olduğumuz konusunda da bir iddiamız var. 2017'den beri cinayet verilerinin yanında şüpheli ölümleri de biz tutuyoruz ve ilk kez ama geçen yıl şüpheli ölümler cinayetlerin sayısını geçti. Ciddi bir artış var burada. Bu da yine etkin soruşturmaların yapılamamasıyla ilgili. Yine son zamanlarda öne çıkan sorunlardan bir tanesi ateşli silah kullanımı çok arttı. Yine başka bir dikkat çekmemiz gereken nokta, kadınlar önleme mekanizmalarına başvurmuşken hatta çoğunlukla uzaklaştırma kararı varken evlerinin önünde, şehrin göbeğinde, iş yerlerinde öldürüldüler. Bunların hepsi gösteriyor ki çok sistematik bir eee cinayet sorunuyla karşı karşıyayız, şiddet sorunuyla karşı karşıyayız. Sadece cinayet değil, cinayet şiddetin en son aşaması. Bunlar kapasite eksikliğinden değil; gerçekten siyasal tercihlerin sonucu olarak karşımıza geliyor maalesef" dedi.

"Önleyici mekanizmalara başvuru oranını artırmamız gerekli"

Doğan, "Eskişehir'de önleyici mekanizmaların yeterli olup olmadığını tespit etmek bile çok güç. Türkiye'den bağımsız değil, mutlaka burada da eksiklikler var ama öncelikle dile getirilme oranı çok düşük. Yardım isteme çok düşük. Biz Eskişehir'de bir adım geriden geliyoruz. Önleyici mekanizmalara başvuru oranını artırmamız gerekiyor Eskişehir'de. Daha oradan başlatmamız gerekiyor. O yüzden bu az önce anlattığım bilinç yükseltme çalışmaları Eskişehir için çok kıymetli. Çünkü kadınlar korkuyor. Evet. Hem korkuyor hem de yani öyle bir şey ki özellikle alt sosyoekonomik sınıfta zaten kadın eee etrafındaki tüm kadınlar şiddet görüyor, annesi şiddet görmüş ve bir noktada bu kadınlarla konuştuğunuzda bunun olağan dışı bir şey olduğunun bile çok farkında değiller gerçekten. Yani çok ciddi bir eee bilinç yükseltme çalışmasına, farkındalık çalışmalarına Eskişehir'de ihtiyacımız var" diye konuştu.

"Hukuki destek veriyoruz"

"Platform olarak, sadece Eskişehir olarak demiyorum, genel merkezle birlikte en önemli faaliyetlerimizden bir tanesi verilerin takibini yapıyoruz. Çünkü sorunu görünür kılan en önemli şeylerden bir tanesi bu. Yerellerde hukuki destek veriyoruz kadınlara. Buradaki normal işleyişimiz, kadınların ya da cinayetse mağdur ailelerin bize başvurması. Bir çağrı merkezimiz var. Bu merkez aracılığıyla bize başvuru yapıp oradaki avukat arkadaşlarımızla karşılaşıyorlar. Oradan yerellere yönlendirme şeklinde bir akışımız var. Ama Eskişehir gibi başvuruların daha sınırlı olduğu illerde biz çok ciddi sosyal medya üzerinden vesaire takip yapıp basına yansımış vakalara biz ulaşmaya çalışıyoruz. Bakın burada da dönüş çok sınırlı. Mesela Şubat ayının sonuna doğru bir Sevim Özdemir cinayeti işlendi Eskişehir’de. Öldürülen kadının komşularıyla konuşmaya bizzat ben kendim gittim. Hiçbir şekilde bilgi aktarmak istemiyorlar. Hiçbir şekilde haberi olmadığını söylüyorlar. Mahallenin muhtarıyla konuşmaya çalıştık katı bir duvar vardı. Bir şekilde yerelde de okuyan bir arkadaşımız aracılığıyla yazdı bize. Aileye ulaştık. Başlangıçta bu iş birliği yapmak istedi ama sonra ne oldu bilmiyorum, iş birliği yapmaktan çekindi. Yani Eskişehir özelinde yereldeki direnç çok daha yüksek. Ailelerin de susması şeklinde. Tabii bu dosyayla ilgilenmeyecek miyiz? Tabii ki hayır. Eskişehir’in dışında da yine Nisan ayından sonra, öncesinde bir çocuğumuz, Zehra Uzun yine babası tarafından öldürüldü. O vakada bilgi erişimi çok daha fazla sınırlı. Ne yapıyoruz bu tür durumlarda? Eğer aileden bize destek talebi gelmezse baronun kadın hakları komisyonuyla güçlü bir iş birliği içerisindeyiz. Oradaki arkadaşlarımızla çok ciddi bir çaba içerisinde ve ortak çalışıyoruz. Onların da yardımıyla yine dava sürecini takip ediyoruz. Kamuoyu oluşturmak adına orada basın açıklamaları yapıyoruz. Bu cinayeti duyurmak için refleks eylemler, basın açıklamaları yapıyoruz. Onun dışında da atölyeler yapıyoruz. Bu atölyelerde de kadınların bilinçlerini yükseltmek, farkındalıklarını artırmak üzerine çalışmalar yapıyoruz" ifadelerini kullandı.

"Kadın cinayetleri politiktir"

Doğan, "Kadın hareketi olarak bıkmadan, usanmadan söylediğimiz bir şey var; kadın cinayetleri politiktir, önlenebilir, öngörülebilir ve iktidar böyle istediği için başımıza gelir. Bunu hiçbir kadın unutmasın, hiçbirimiz unutmayalım. Öte yandan, evet toplumsal eşitsizliklerle mücadele ederek var olmaya çalışıyoruz. Ve evet eşit vatandaşlar olarak var olamıyoruz toplumda. Ama bu bir kader değil, bunu değiştirebiliriz. Fakat buradaki anahtar nokta 'bu değişebilir' değil, 'değiştirebiliriz'. Biz bu konuda mücadele edersek bu değişecek. Eskişehir’deki tüm kadınlarla, amasız, fakatsız, hiçbir özelliklerine bakmadan tüm kadınlarla yan yana olmak istiyoruz. Lütfen bize ulaşın. Mutlaka bir şiddet öykünüz olmayabilir ama bu çok büyük bir mücadele ve bütünleşik mücadele etmemizi gerektiren bir sorun. Hepinize, her kadına ihtiyacımız var.mmBize sosyal medya hesaplarımız aracılığıyla ulaşabilir kadınlar. Twitter’da da Instagram’da da 'EskisehirKCDP' olarak bulabilirler. Her ikisinde de mesaj kutumuz açık. Eğer desteğe ihtiyacınız varsa yanınızda olalım, dayanışalım. Yok, desteğe ihtiyacım yok ama ben de bu meselede bir şey yapmak istiyorum, ben de elimi taşın altına koymak istiyorum diyorsanız da birlikte dayanışalım" dedi.

Kaynak: Seren Çatalçam