“Ejderha Sıcakları” Türkiye’ye geliyor: Eskişehir’de termometreler 30 dereceyi aşacak
“Ejderha Sıcakları” Türkiye’ye geliyor: Eskişehir’de termometreler 30 dereceyi aşacak
İçeriği Görüntüle

Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nın (YKS) tamamlanmasının ardından gözler tercih dönemine çevrilirken, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Behçet Yalın Özkara, gençleri bekleyen süreçle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

YKS'nin tamamlanmasının ardından öğrencilerin şimdi tercih sürecine odaklanacağını belirten Prof. Dr. Behçet Yalın Özkara, “Şimdi adaylar tercihler için sonuçları bekleyecekler. Ondan sonra tercih aşaması başlayacak. Aslında birazcık daha sıkıntılı süreç oradan sonra başlıyor. Sınavdan sonra, sınavın sonunda hak ettiklerini alacaklarını düşündükleri ve geleceklerini kendilerine yazacakları bölüm tercihlerine girecekler” dedi.


"Aileler artık çocuklarının geleceğini öngöremez"

Meslek seçiminde aile baskısının geçmişe göre daha riskli hale geldiğini ifade eden Özkara, “15 yıl öncesi olsaydı çok da karışmazdım ben. Bence istedikleri baskıyı yapsınlar. Kendi çocukları değil mi, yetiştirmişler. İstedikleri baskıyı yapsınlar ama şu anda öyle değil. Çünkü şu anda çağda inanılmaz bir değişim oldu. Birçok veli şöyle düşünüyor olabilir; geleceği açısından çocuğum için bunun daha iyi olacağını düşünüyor olabilir. Ama şu anda geleceği kimse tahmin edemiyor. Çünkü yapay zekanın değiştirdiği süreçler inanılmaz fazla. Dolayısıyla burada tek kurtuluş şu: Artık bizim bilginin maliyeti dediğimiz şey sıfırlanıyor. Bu ne demek? Mesela ben istatistik analizleri öğrenmek istiyorum. Bunu eskiden öğrenebileceğim yer üniversiteydi, üniversitedeki bir hocaydı. Ancak bu şekilde öğrenebiliyordum. Bugün öyle değil. Bugün yapay zekayla birçok şeyi belli düzeye kadar öğrenebiliyorsun. Bu da bilginin maliyetinin sıfırlanmasına yol açtı. Bu beraberinde neyi getirdi? Derya deniz bir bilgi var artık. Kimi çocuklar oradan kana kana içecekler, kimi çocuklar ise istemeyecek. Şimdi kana kana içenler kim? Mesleğini severek yapanlar. Dolayısıyla çocuk artık neyi seviyorsa onu yapmalı. Bu klasik bir söylem. Önceden de, 15 yıl önce de bunu böyle söylüyorduk ama 15 yıl öncesinde bu kadar etkili değildi. 15 yıl önce tıp’ı sevmeden okuyan biri para kazanırdı. Makine mühendisliğini sevmeden okuyan biri mezun olunca para kazanırdı. Gelecekte bu mümkün değil. Çünkü bilginin maliyeti sıfırlandı. Bilginin maliyetinin sıfırlanması da sevmeden bir işin yapılmasını imkansız hale getirdi” diye konuştu.

“Üniversitede alacağınız eğitimden çok daha fazlası dışarıda mevcut artık”

Özkara, üniversite okumanın bir değerinin kalmadığını ama hala etkileri olduğunu söyleyerek, “Sinyalleme etkisi dediğimiz bir şey var. Çünkü insan zihnindeki değişimler çok hızlı olmuyor. Bugün inanın bana, yollardaki birçok kuryeye ya da taksiciye temelde ihtiyacımız yok. Teknoloji bunu şu anda halletti. Ama zihinsel gelişim ve hukuki gelişim bunu beraberinde getirmedi. Üniversite mezuniyeti de aynı durumda. İşverenlerde ve toplumsal algıda üniversite mezuniyetinin hâlâ bir sinyalleme etkisi var. Gerçekten bir anlamı var mı? Yok. Ama algı gerçeğin önünde olan bir şey olduğu için hâlâ üniversite okumak gerekiyor. Dolayısıyla daha bitirir bitirmez işe atılmak değil de şöyle bir sorumluluk var: Üniversite okurken yapacağı iş neyse, istediği şey neyse onun üzerinde çalışmalara başlamak, kendini yetiştirmek ve 2. ya da 3. sınıftan itibaren bir yerlerde staj yapmak artık çok daha anlamlı ve önemli hale geldi. Çünkü bunu yapmayınca üniversite okumanın anlamı da kalmıyor gibi. Tabii üniversitede dört yıl okuduktan sonra mezun olduğunuzda, üniversitede alacağınız eğitimin de eskisi kadar etkisi yok. Dedim ya, bilginin maliyeti sıfırlandı. Dolayısıyla üniversitede alacağınız eğitimden çok daha fazlası dışarıda mevcut artık” ifadelerini kullandı.

"Sosyal medyada kolay para diye bir şey yok"

Sosyal medyanın gençlerin kariyer algısını etkilediğini söyleyen Özkara, “Sosyal medyanın şöyle bir etkisi oluyordur. Eminim ki tüm gençler için değil ama eskisine göre daha fazla genç, sosyal medyadaki insanları görüyor ve “Buradan güzel para, kolay para kazanılıyormuş” diye düşünüyor. Hiçbir yerde kolay bir şey yok. Kimse şöyle düşünmesin: Sosyal medyaya girdim ve para kazandım. Böyle bir şey mümkün değil. Herkes deniyor zaten. Dolayısıyla her yerde ancak şu mümkün: Sosyal medyaya takıntılıysanız, bunu çok severek yapacağınızı düşünüyorsanız, bin tane video koyup da doğru düzgün izlenmeyince ve kötü yorumlara maruz kalınca buna dayanabilecekseniz başarılı olursunuz. Ama bunun altından nasıl kalkılacak? Ancak o işi severek. Yani gideceğiz, geleceğiz ve yine aynı noktaya varacağız. Sosyal medya olsun, başka bir şey olsun etkiliyor olabilir ama gencin yapacağı şey şu: Başına oturduğunda zamanın nasıl geçtiğini anlamadığı ve keyif aldığı iş neyse onu bulmaya çalışmak” dedi.


“Kimse sizi elinizden tutup kaldırmayacak”

Son olarak gençlerde giderek artan umutsuzluk duygusuna da değinen Özkara şu ifadeleri kullandı:
“Gençler zaten kendi yollarını bir şekilde bulacaklar. Sıkıntı şu; artık eskisi kadar istihdam olanakları fazla değil. Çok daha kısıtlı bir kesime bunu sağlayabiliyoruz. O kısıtlı kesim de aslında kendini en iyi geliştirenler olacak. O sınıfın içerisine dahil olmak için gençlerin bir şey yapması gerekiyor. Geri kalanlar için iş birazcık zor. Geri kalanlar için zor iş. Gelecek zor, gerçekten de zor. Çünkü Harari’nin bahsettiği, sömürülmeye bile değer görülmeyecek bir sınıf anlatısı var. Bence o sınıf gerçekleşecek. Biz şu anda sömürülüyoruz evet, işverenler tarafından. Gelecekte ise buna bile değer görülmeyen bir sınıfın oluşacağı tahmin ediliyor yapay zekayla birlikte. O sınıfın işi çok zor olacaktır.
Gelecekte şöyle bir şey var: Hayat çok adaletsiz ve acımasız bir süreç. Biliyorum, birçok kişi ekranların önüne geçince “Hayır, umutsuz olmayın” diyor ama umutsuz oldunuz diyelim. Ne oldu? Kaybettiniz. Gelecekte acınacak bir dünya yok. Gerçekten öyle bir dünya yok. Bugün Haiti’de olanlara kimse acımıyor. Dünya Kupası elemelerinden Haiti’ye bir baksınlar. İç savaş var ve insanlar ölüyor. Kimsenin umurunda değil. Ama Ukrayna umurumuzda. Niye? Çünkü Ukrayna’da altyapı var, Avrupa’ya yakın ve orada madenler var. Haiti’de hiçbir şey olmadığı için oradaki ölen insanlar kimsenin umurunda değil. Gelecek böyle bir dünyayı getirebilir. Sömürülmeye dahi değer görülmeyen sınıf için işler çok acımasız olabilir. Umutsuzluğu falan anlıyorum ama yere yıkılıp düştüğünüzde kimse sizi elinizden tutup kaldırmayacak. Kendi kendinize kalkmak zorundasınız. Gençler de bunun bilincine vardıkları an zaten umutsuzluktan çıkıp kendilerini kurtarmak için mücadele edeceklerdir diye düşünüyorum.”

Kaynak: Aslıhan Gezer