Oğlunun daha önce haber vermeden ortadan kaybolmadığını belirten anne Tuğba Tanrıseven, “İşe gitmek için evden çıkıyor. Çıktığı saat 8 ama 8’i10 geçe telefonunu kapatıyor. Hiçbir şekilde bu saate kadar haber alamıyorum. Çocuğumun hayatından endişeliyim çünkü haber vermeden duramazdı. Telefonu şarjı bile bitse, kırılsa bile başkasından, tanımadığı birisinden ‘Annemi arayacağım. Telefonunuzu verir misiniz?’ diyerek arardı. Haber vermediği için paniğim. O yüzden bilmiyorum şu an ne olduğunu. Kendi telefonu kapalı. Sabah 8’den beri kapalı. Bizlik bir sıkıntısı yok. Yani bilmediğimiz hiçbir şekilde yok. Çünkü evden işe, işten eve giden bir çocuktu. Yurtta kalan arkadaşları var. Onlar biraz uyuşturucu, biraz hırsızlık, eli uzun, pis çocuklardı ve ben ne kadar uyarsam da bu çocukları hep Ege’nin tepesindelerdi. Yani ‘Ege buradayız, buraya gel’ diye sürekli çağırıyorlardı. Ege de maddi anlamda destek olunca, dayısı da her anlamda maddiyatı açıyordu ona. Kredi kartı vermişti, ‘Ben yokken sen her şeyi hallet oğlum, sende kalsın bu kredi kartı’ diye ve limit yoktu kredi kartında. Ondan para çekiliyormuş sürekli. Kardeşim diyor ki: ‘Nereye veriyorsun oğlum paraları? Nerede yiyorsun?’ Ege de bir şey demiyormuş. Yani o kadar para bir anda yenilmez. O yüzden endişeliyim yani şu an. Ne yapacağımı bilmiyorum, nereye gideceğimi bilmiyorum. Emniyete de gittim, çocuk şubeye gittim, karakola gittim, her yere gittim ama yok. Dün akşam eğer bize yalan söylemiyorlarsa, o arkadaşları Büyük Park dedikleri bir yer varmış orada ‘İşte burada gördük, oturuyor falan’ dediler. Hatta hemen kardeşim gitti ama tabii ki yok. Sonra polis ekipleri gitti, hiçbir şekilde bulunamadı. Ya zaman kazanmak istiyorlar diye düşünüyorum” diye konuştu.
“Ege, ne olur beni duyuyorsan eve gel”
Oğlunun bir an önce bulunmasını isteyen Tuğba Tanrıseven, yaşadığı endişeyi şu sözlerle dile getirdi: “Ben Ege’yi çok seviyorum. Evet, çok deli dolu bir çocuk, çok asi bir çocuk ama bir tek benimle sakinler. Göz göze geldiğimizde onun sinirini yatıştırabilecek bir tek benim. Kardeşleri perişan, biz perişanız. Kolum kanadım kırık. Ya ben hiç uyumadım. Ege’yi asla bırakmadım. Hiçbir zaman bırakmadım. Çocuğum yurda girdi, her gün yurdun kapısındaydım, her gün. Bırakmadım. Bir dönem esirgeme yurdunda kaldı. Yani bazı problemler vardı, orada da yaşadı ama oradan bile çıkarttım. Ben oradan çıkartmak için evlendim; çocuklarımın başında olayım diye. Ege, ne olur beni duyuyorsan eve gel annecim, seni bekliyorum. Lütfen bizi yalnız bırakma. Seni çok seviyorum.”





