Eskişehir’de faaliyet gösteren bir örgü atölyesi, her yaştan kadını aynı çatı altında buluşturarak, üretimin ve sosyalleşmenin merkezi haline geldi. 7’den 70’e geniş bir katılımcı kitlesine sahip olan atölye, katılımcılarına sadece örgü teknikleri öğretmekle kalmıyor, aynı zamanda kurulan samimi ortamla hayatı paylaştıkları bir aile atmosferi sunuyor.
Örgü eğitmeni Sema Doyran, yıllar önce hobi olarak başladığı örgüyü mesleğe dönüştürdüğünü belirterek, “Normalde ben Halk eğitimde dikiş eğitmeniydim. Sonra bir süre ara verdim. Ardından arkadaşlarımın bir örgü atölyesi açınca onlardan böyle bir teklif geldi, öylelikle başlamış olduk. İki üç kişiyle başlayıp şimdi bir sürü insana ulaştığımız bir kitle oldu. Zor bir uğraş, zor bir sektör. Kadınları mutlu etmeyi çok seviyorum. Sürekli zaten o boş zamanlarımda da, çalışmadığım zamanlarda da sürekli hobiyle ilgilendim, işte takılar yaptım, örgüler ördüm. Hiç boş durmadım, seviyordum. Ben hobimi işe çevirdim öyle diyeyim. Benimle birlikte de yol alan bir kitle var, onlarla da birlikte hareket ediyoruz. Onlarla olmaktan çok mutluyum, çok seviyorum onları” ifadelerini kullandı.

“Biz bir aileyiz”
Atölyede yalnızca örgü örülmediğini dile getiren Doyran, “Burada hanımlarla hayatı paylaşıyoruz, çok güzel vakitler geçiriyoruz. Onlarla hem üretiyoruz, hem eğleniyoruz, hem geziyoruz. Üretmenin, birlikte yeniden üretime katılmanın keyfini çıkarıyoruz. Pek çok hanıma da örnek olmaya çalışıyoruz, onların hayallerinin peşinden gitmediğini, belli bir yaştan sonra hala hayatın içinde aktif rol alabileceklerini göstermek için burada faaliyetlerimize devam ediyoruz. Biz bir aileyiz. Gerçekten burada dertlerimizi paylaşıyoruz, mutluluklarımızı paylaşıyoruz. Tatillere gidiyoruz birlikte, sinemalara gidiyoruz, tiyatrolara gidiyoruz, festival yapıyoruz. Örgü festivalleri yapıyoruz” dedi.
“Bazı kişiler, doktor tavsiyesiyle geliyor”
Atölyeye gelen kadınların yalnızca örgü öğrenmek için değil, sosyal hayata yeniden karışmak amacıyla da kursa katıldığını söyleyen Doyran, “Bazıları örgü bilmese de örgü öğrenmek için geliyor. Ancak buradaki sıcak atmosfer ve aile ortamının bir parçası olmak onları mutlu ediyor. Bazılarının ise eşi vefat etmiş oluyor. O zor süreci atlatabilmeleri için çocukları onları buraya yönlendiriyor. Hatta gelmek istemeyenler bile oluyor. Eskiden annelerimiz bizi okul kapısında beklerdi ya, şimdi de çocukları annelerini buraya alışsın diye büyük çaba gösteriyor. Sağlık sorunları nedeniyle gelenler de var. Demans başlangıcı, Alzheimer ya da depresyon yaşayan bazı kişiler, doktor tavsiyesiyle çocukları, gelinleri veya diğer aile bireyleri tarafından buraya getiriliyor. Arkadaşlarının yönlendirmesiyle gelenler de oluyor. Ördüğü şık kıyafetleri görenler, 'Bunları nereden alıyorsun?' diye soruyor. 'Kendim örüyorum' cevabını alınca da 'Biz de kursa gidelim' diyorlar. Böylece küçük bir grupla başladık ve zamanla büyüdük” diye konuştu.

Atölyede üretilen örgülerle kadınların hem yeni beceriler kazandığını hem de mağazalarda satılan birçok ürünü kendi emekleriyle hazırlayabildiğini belirten Doyran, son olarak şu ifadeleri kulandı:
"Ben işimi çok seviyorum, gerçekten ortamımızı çok seviyorum. Kursiyerlerimi çok seviyorum, çalışmaktan burada olmaktan çok mutluyum. O mutluluk da onlara yansıyor. Birlikte iletişim ve etkileşim halindeyiz. Herkesi bekliyoruz."






