Eskişehir Diş Hekimleri Odası tarafından düzenlenen Geleneksel Ekim Sempozyumu, Tasigo Hotel’de başladı. 23-24 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilen sempozyumda, diş hekimliğindeki bilimsel gelişmelerin yanı sıra mesleğin sorunları ve çözüm önerileri ele alındı. Programda Türk Diş Hekimleri Birliği Başkanı Fatih Güler ve Eskişehir Diş Hekimleri Odası Başkanı Evre Baltalı konuşma yaparken, sempozyumun onursal konuğu Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan, “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Türkiye’de Çağdaşlaşma” başlıklı konuşmasıyla katılımcılarla buluştu.

“Yıllık kontenjanların 3 bin 500 seviyesini aşmaması gerektiğini düşünüyoruz”
Diş hekimlerinin mesleki bilgi ve becerilerinin geliştirilmesi açısından mezuniyet sonrası eğitimlerin önemine değinen Güler, mesleğin öncelikli gündeminin istihdam olduğunu belirtti. Yeterli planlama yapılmadan açılan fakültelerin ve artırılan kontenjanların iş bulma güçlüğünü beraberinde getirdiğini ifade eden Güler, şunları söyledi:
“Maalesef yeterli planlama yapılmadan açılan fakülteler ve artırılan kontenjanlar nedeniyle diş hekimliği, Türkiye’de mezunlarının iş bulmakta güçlük çektiği meslek grupları arasına girdi. Bugün diş hekimleri çok ciddi bir istihdam problemiyle karşı karşıya bulunuyor. Önümüzdeki beş yılda yaklaşık 40 bin diş hekiminin mezun olacağını öngörüyoruz. Yükseköğretim Kurulu son iki yılda diş hekimliği fakültelerinin kontenjanlarını yaklaşık yüzde 30 oranında düşürdü. Kontenjanlar 10 bin seviyelerinden 6 bin 400’lere kadar indirildi. Ancak bu sayı bile gelecekteki istihdam ihtiyacı açısından yeterli bir düzenleme değil. Biz, yıllık kontenjanların 3 bin 500 seviyesini aşmaması gerektiğini düşünüyoruz.”

“Bir tarafta hizmete ulaşamayan vatandaşlar, diğer tarafta iş bulamayan hekimler var”
İstihdam sorununun yalnızca gelecek yıllara ilişkin bir risk olmadığını, son iki üç yıldır ciddi biçimde yaşandığını dile getiren Güler, kamudaki atamalar ve sağlık hizmetlerinin planlanmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Güler, “Bir tarafta ağız ve diş sağlığı hizmetlerine ulaşmakta güçlük çeken vatandaşlarımız bulunurken diğer tarafta iş bulamayan genç diş hekimleri var. Bu durum, sağlık insan gücü planlamasında ciddi eksiklikler olduğunu gösteriyor” dedi.
Denetimlerin ardından uygulanan para cezalarının da meslektaşlarının önemli sorunları arasında yer aldığını belirten Güler, orantısız olduğunu ifade ettiği cezalarla ilgili yasal düzenleme taleplerini ilgili kurumlara ilettiklerini söyledi. Genç diş hekimlerinin sorunlarını ve taleplerini dinlemeye devam ettiklerini kaydeden Güler, istihdam konusunda yeni kadroların açılması için görüşmeler yürüttüklerini aktardı.

Diş hekimleri için kariyer köşesi oluşturuldu
Eskişehir Diş Hekimleri Odası Başkanı Evre Baltalı ise mesleki dayanışmayı güçlendirmek ve toplumun ağız ve diş sağlığı bilincini artırmak amacıyla yürüttükleri çalışmaları anlattı. Odanın internet sitesinde oluşturdukları kariyer köşesinde, iş arayan ve yanında diş hekimi çalıştırmak isteyen meslektaşlarının ilan paylaşabildiğini belirten Baltalı, kiralık muayenehane ve çalışma alanı gibi mesleki ihtiyaçlara yönelik ilanlara da yer verdiklerini ifade etti.
Ağız ve diş sağlığının genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çeken Baltalı, bu mesajın yaygınlaştırılması amacıyla hazırlanan rozetleri katılımcılara dağıttıklarını söyledi. Baltalı, “Amacımız, ağız ve diş sağlığının yalnızca dişlerle sınırlı olmadığını, genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğunu toplumumuza anlatmak. Böylece hem toplumun ağız ve diş sağlığını daha iyi bir noktaya taşıyabileceğimize hem de mesleğimizin değerini ve saygınlığını koruyabileceğimize inanıyoruz” diye konuştu.

Gürkan, çağdaşlaşma sürecini Eskişehir’den örneklerle anlattı
Sempozyumun onursal konuğu Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan, “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Türkiye’de Çağdaşlaşma” başlıklı konuşmasında, yaklaşık 200 yıllık dönüşümü askerî, ekonomik, toplumsal ve siyasi boyutlarıyla değerlendirdi. Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’e uzanan sürecin yalnızca yönetim biçimindeki değişiklikle açıklanamayacağını belirten Gürkan, çağdaşlaşmanın aynı zamanda bir kalkınma mücadelesi olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin modernleşme sürecini Eskişehir’in ulaşım ve sanayi tarihinden örneklerle anlatan Gürkan, “Bunu Eskişehir’in tarihinden de anlayabiliriz. Eskişehir’e demiryolu 1890’lı yıllarda ulaşıyor. Kentin sanayileşme süreci ise özellikle Cumhuriyet döneminde hız kazanıyor ve 1930’lardan, 1940’lardan başlayarak 1960’lı yıllardan sonra daha belirgin hâle geliyor” dedi.
Uzun savaşların ardından sınırlı nüfus, salgın hastalıklar, ulaşım ve üretim altyapısındaki yetersizliklerle mücadele eden bir ülkenin kalkınma çabasından söz edildiğini belirten Gürkan, Osmanlı’nın modernleşme adımlarının da değişen dünya koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Gürkan, “Osmanlı’nın 19. yüzyılda başlayan modernleşme çabalarını yalnızca Batı kültürüne özenme olarak değerlendirmek büyük bir eksiklik olur. Çünkü bu süreç, devletin ayakta kalabilmesi ve toplumun gelişebilmesi için ortaya çıkan zorunlulukların sonucudur” ifadelerini kullandı.
“Teknoloji, onu ortaya çıkaran ekonomik, toplumsal ve kurumsal yapıdan bütünüyle bağımsız değildir”
Osmanlı’da başlangıçta orduyu güçlendirmek amacıyla gerçekleştirilen reformların zamanla eğitimden mali yapıya kadar pek çok alanı etkilediğini anlatan Gürkan, modern bir ordunun yalnızca gelişmiş silahlarla kurulamayacağını vurguladı. Eğitimli insan gücü, düzenli mali kaynaklar, ulaşım altyapısı ve etkili bir devlet teşkilatına duyulan ihtiyacın, daha kapsamlı değişimleri beraberinde getirdiğini kaydetti.
Modernleşmenin yalnızca teknoloji aktarımıyla gerçekleşemeyeceğine dikkat çeken Gürkan, şöyle konuştu:
“Çünkü teknoloji, onu ortaya çıkaran ekonomik, toplumsal ve kurumsal yapıdan bütünüyle bağımsız değildir. Bir ülkeden fabrika satın alabilirsiniz. Buhar makinesi getirebilirsiniz. Yeni silahlar, makineler veya üretim araçları edinebilirsiniz. Ancak bunları etkili biçimde kullanabilmek için eğitimli insan gücüne, sermayeye, hukuki düzenlemelere, ulaşım altyapısına ve güçlü kurumlara ihtiyaç duyarsınız.”
Günümüzde yapay zekâ teknolojileri açısından da benzer bir durumun söz konusu olduğunu belirten Gürkan, bir teknolojiyi ülkeye getirmenin yanı sıra onu geliştirecek ve toplum yararına kullanacak kurumsal altyapının oluşturulması gerektiğini ifade etti.
Sempozyum kapsamında diş hekimliğinin farklı alanlarına ilişkin bilimsel sunumlar ve kurslar gerçekleştirilecek.





