Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Eskişehir Temsilcisi Esra Doğan, davada cinayetin "spontane geliştiği" yönündeki savunmaların suçun niteliğini hafifletmeye yönelik olduğunu belirterek, "Deniz Oktay'ın hayatı değil, İdris Gökmen'in eylemi yargılanıyor. Kadınların yaşamını tartışmaya açan değil, erkek şiddetini tüm ağırlığıyla cezalandıran bir karar bekliyoruz" dedi.

“Erkek şiddetini tüm ağırlığıyla cezalandıran bir karar bekliyoruz”-1

“Sıradanlaştırılmaya çalışılıyor”

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Eskişehir Temsilcisi Esra Doğan şu ifadeleri kullandı: “Deniz Oktay, bu şehirde kayboldu. Günler sonra, yakılmış bedeni ormanlık alanda bulundu. Sanık İdris Gökmen hakkında, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor. Ancak sanık tarafı, öldürme eylemini kabul etmekle birlikte; cinayetin niteliğini hafifletmeye çalışıyor. “Tasarlama yoktur, olay spontane gelişmiştir” deniyor. Araçta bulunan benzin ise “Eskişehir gibi soğuk bir ilde, gazlı bir arabada, benzin bulunması kaçınılmazdır” sözleriyle açıklanıyor. Yani bir kadının öldürülmesinden ve naaşının yakılmasından söz ettiğimiz dosyada, en kritik delillerden biri sıradanlaştırılmaya çalışılıyor. Çünkü bugün mahkemenin vereceği karar, yalnızca bir failin alacağı cezayı belirlemeyecek. Aynı zamanda kadın cinayetlerinde erkek şiddetinin nasıl görüldüğünü, nasıl adlandırıldığını ve inandırıcılıktan son derece uzak savunmaların kabul görüp görmeyeceğini de gösterecek. Pek çok dosyada karşılaştığımız gibi spontane gelişti savunması, cinayetin hafifletilmesine ve kadının hayatının tartışmaya açılması, failin eyleminin gölgelenmesine hizmet edecek mi? Bu ihtimalin peşini bırakmayacağız. Çünkü kadın cinayetlerinde adalet, yalnızca mahkûmiyet kararıyla değil; suçun adının doğru konulması ve şiddeti aklamaya çalışan savunmalara geçit verilmemesiyle sağlanıyor” ifadelerini kullandı.

“Cezasızlık dilinin en tipik örneği”

Doğan, “Bir kadının öldürülmesi, bedeninin yakılması ve ardından bütün bunların ‘spontane gelişen olay’ diye tarif edilmesi, kadın cinayetleri davalarında karşımıza çıkan cezasızlık dilinin en tipik örneği. Bu dil; failin eylemini hafifletiyor, şiddeti bağlamından koparıyor; öldürülen kadının yaşamını, ilişkilerini ve davranışlarını tartışmaya açıyor. Sanığın ‘küfür etmeseydi bunlar olmazdı’ sözleri de aynı hattı sürdürüyor. Sorumluluğu failden alıp öldürülen kadına yüklemeye çalışan bu yaklaşımı çok iyi tanıyoruz. Kadın cinayetleri davalarında yıllardır erkeklerin ne yaptığı değil, kadınların nasıl yaşadığı sorgulanıyor. Kadının kimlerle görüştüğü, ne söylediği, neye itiraz ettiği, nasıl davrandığı ceza indiriminin zemini haline getirilmeye çalışılıyor. Biz bu zemini reddediyoruz. Bu davada Deniz Oktay’ın hayatı değil, İdris Gökmen’in eylemi yargılanıyor. Mahkeme kararında da bunun karşılığını görmek istiyoruz: Kadınların yaşamını tartışmaya açan değil, erkek şiddetini tüm ağırlığıyla cezalandıran bir karar bekliyoruz” dedi.

Whatsapp Image 2026 06 24 At 09.56.03

“Bu dosyanın takipçisi olacağız”

Doğan, dosyada kadın bedeninin pazarlanmasına ilişkin iddiaların da bulunduğunu belirterek, “Deniz Oktay dosyasını incelediğimizde, önemli bir eksikle daha karşılaşıyoruz. Bu iddiaların fuhşa sürükleme suçu yönünden ayrıca soruşturulması gerekiyordu. Ancak bu yönde etkin bir soruşturma yürütülmedi. Bu, yalnızca teknik bir hukuki eksiklik değil; kadınlara yönelik şiddetin hangi ilişkiler içinde üretildiğini görmeyi reddeden erkek egemen bakışın sonucu. Bu nedenle Deniz Oktay davasını yalnızca öldürme anına sıkıştıran her değerlendirme eksik kalacaktır. Kadınların yaşam hakkı, faillerin savunma stratejileriyle pazarlık konusu yapılamaz. Kadınların hayatı, mahkeme salonlarında ahlaki denetime tabi tutulamaz. Deniz Oktay’ı ölüme götüren şiddet, sömürü ve tahakküm ilişkileri tüm yönleriyle ortaya çıkarılana kadar” bu dosyanın takipçisi olacağız” diye konuştu.

“Hiçbir şiddet eylemi münferit bir hadise değildir”

Eskişehir Kadın Dayanışma Komiteleri adına konuşan Ebru Oktay ise yaşanan olayın münferit olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, şu ifadeleri kullandı: “Ama biz biliyoruz ki hiçbir şiddet eylemi münferit bir hadise değildir. İçinde bulunduğumuz siyasi düzenin çarpıklığı, gerici iklim, görevini yapmayan kamu görevlileri, kadın esrar çok güzel anlattı, adını bütün yaşam alanlarında baskılayan, eleştiren, yapı sonuçta insanları bu hale getiriyor. Biz artık, özellikle kadın dayanışma komiteleri olarak, düzeniniz batsın kadınlar yaşasın sloganıyla yola çıkmıştık. Hakikaten bunun her geçen gün bir az daha ön planda olduğunu görüyoruz. Bugün burada, Deniz Oktay cinayetinde failin en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyoruz, bekliyoruz. Meselenin takipçisi olacağız. Ama bundan sonra da bu düzenin böyle devam ettiği sürece, bu iklimin böyle devam ettiği sürece bu cinayetlerin artacağını biliyoruz. Görevlileri de tam olarak görevlerini yapmaları için davet ediyoruz."

Kaynak: Seren Çatalçam