Son yıllarda balkonları kapatmak için kullanılan cam sistemleri oldukça yaygınlaştı. Ancak sistemin katlanabilir olması, binaya fazla yük bindirmemesi veya estetik görünmesi, yapılan işlemin doğrudan hukuka uygun olduğu anlamına gelmiyor.
Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında apartmanın ortak alanlarına, yapısına ve dış görünümüne yapılan müdahaleler belirli şartlara bağlı. Bu nedenle daire içerisinde gerçekleştirilen bir değişiklik ile binanın dış cephesini etkileyen uygulamalar hukuki açıdan aynı şekilde değerlendirilmiyor.
Cam balkonun binanın onaylı mimari projesinde bulunmaması, dış görünümde değişiklik meydana getirmesi veya gerekli izinler alınmadan yapılması durumunda diğer kat maliklerinin itiraz etmesi mümkün olabiliyor.
Tek bir komşunun başvurusu yeterli olabilir
Apartmanda gerçekleştirilen bir değişikliğe itiraz edilebilmesi için bütün kat maliklerinin birlikte hareket etmesi gerekmiyor. Kat maliklerinden biri, yapılan uygulamanın mevzuata veya binanın onaylı projesine aykırı olduğunu düşünmesi halinde Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurabiliyor.
Mahkemenin incelemesi sonucunda uygulamanın hukuka aykırı olduğunun belirlenmesi halinde eski hale getirme kararı gündeme gelebiliyor. Bu durumda yapılan cam balkon veya benzeri değişikliğin kaldırılarak binanın önceki durumuna döndürülmesi gerekebiliyor.
Bu durum özellikle ikinci el daire satın alacak veya kiralayacak kişileri de ilgilendiriyor. Dairede daha önce yapılmış bir cam balkon bulunması halinde uygulamanın mimari projeye ve gerekli izinlere uygun olup olmadığının kontrol edilmesi önem taşıyor.
Cam balkon için 5'te 4 onay ayrıntısı
Balkon kapatma uygulamalarında kat maliklerinin onayı kritik önem taşıyor. Yönetim planında farklı bir hüküm bulunmaması halinde, ortak alanı veya binanın dış görünümünü etkileyen bazı değişiklikler için kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası gerekebiliyor.
Bu nedenle cam balkon yaptırmak isteyenlerin yalnızca balkon ölçüsü, cam modeli veya kullanılacak sistemi belirlemesi yeterli değil. Uygulama öncesinde binanın onaylı mimari projesinin ve yönetim planının incelenmesi, ayrıca gerekli izinlerin alınması gerekiyor.
Gerekli şartlar yerine getirilmeden yapılan uygulamalar, ilerleyen süreçte hukuki uyuşmazlığa ve yapılan masrafa rağmen balkonun eski haline getirilmesine yol açabiliyor.
Apartmanlarda tartışma konusu olan bir diğer uygulama ise özellikle zemin ve birinci kattaki dairelerde güvenlik amacıyla kullanılan demir parmaklıklar.
Hırsızlığa karşı önlem amacıyla takılan parmaklıkların şekli ve binaya nasıl monte edildiği de hukuki değerlendirmede önem taşıyabiliyor. Özellikle yatay veya dışarı doğru bombeli tasarımların üst katlara tırmanmayı kolaylaştırması durumunda diğer kat maliklerinin güvenliği açısından risk oluşabileceği değerlendirilebiliyor.
Dolayısıyla daire sahibinin kendi evini korumak amacıyla parmaklık yaptırması, uygulamanın diğer daireler açısından güvenlik riski oluşturması halinde tek başına yeterli olmayabiliyor.
Cam balkon veya demir parmaklıklarla ilgili uyuşmazlıklarda karar verilirken yalnızca tek bir kriter dikkate alınmıyor. Uygulamanın onaylı mimari projeye uygunluğu, binanın dış görünümünü değiştirip değiştirmediği, yönetim planındaki hükümler ve gerekli kat maliki izinlerinin bulunup bulunmadığı birlikte değerlendiriliyor.
Demir parmaklıklarda ise bunlara ek olarak diğer dairelerin can ve mal güvenliği açısından risk oluşturup oluşturmadığı da önem kazanıyor.
Bu nedenle Yargıtay kararları, “apartmanlardaki bütün cam balkonlar sökülecek” şeklinde genel bir sonuç doğurmuyor. Her uyuşmazlık; binanın projesi, yönetim planı, yapılan uygulamanın niteliği ve alınan izinler doğrultusunda ayrı ayrı değerlendiriliyor.
Cam balkon veya benzeri bir değişiklik yaptırmayı planlayan kat maliklerinin sonradan hukuki sorun yaşamamak için uygulama öncesinde mimari projeyi ve yönetim planını kontrol etmesi, gerekli yazılı izinleri alması ve işlemin mevzuata uygunluğundan emin olması önem taşıyor.




