Habertürk'ten Ahmet Kıvanç'ın haberinde yer alan hesaplamalara göre, 2027 yılında asgari ücretin yüzde 30 artması senaryosu, hizmet borçlanmalarında ciddi maliyet farkları ortaya çıkarabilir. Özellikle uzun süreler için borçlanma yapmayı planlayan vatandaşların başvuru tarihini ve kendi emeklilik koşullarını dikkatle değerlendirmesi gerekiyor.
Hizmet borçlanmasında prim oranları değişti
SGK mevzuatına göre hizmet borçlanmalarında ödenecek prim, belirlenen alt ve üst sınırlar arasından sigortalının tercih ettiği kazanç tutarı üzerinden hesaplanıyor. Daha önce birçok borçlanma türünde yüzde 32 olarak uygulanan prim oranı, 2026 yılında yapılan düzenlemeyle doğum borçlanması dışındaki borçlanmalarda yüzde 45'e çıkarıldı.
Bu değişiklik, borçlanma maliyetlerini artırırken asgari ücretteki yükselişin de ödenecek tutarlara yansımasına neden oluyor. Yeni yılda asgari ücretin yüzde 30 artması durumunda, mevcut tarifeye göre hesaplanan borçlanma bedelleri de önemli ölçüde yükselebilecek.
Askerlik borçlanmasında yaklaşık 80 bin TL fark
Askerlik süresini emeklilik hesabına dahil etmek isteyen sigortalılar için borçlanma maliyeti, sürenin uzunluğuna göre değişiyor. Haberdeki hesaplamaya göre, 2026 yılı tarifesi üzerinden günlük 495,45 TL ile 540 günlük askerlik borçlanmasının bedeli 267 bin 543 TL olarak belirtiliyor.
Asgari ücrete yüzde 30 zam yapılması halinde aynı sürenin borçlanma tutarının 347 bin 806 TL'ye yükselmesi bekleniyor. Böylece iki hesaplama arasındaki fark yaklaşık 80 bin 263 TL'ye ulaşıyor.
Kadın sigortalılar, mevzuattaki koşulları sağlamaları halinde her çocuk için en fazla 720 gün, toplamda ise üç çocuk için 2 bin 160 güne kadar doğum borçlanması yapabiliyor. Bu hak, uygun şartlarda eksik prim günlerinin tamamlanmasına katkı sağlıyor.
Haberde yer verilen 2026 yılı hesaplamalarına göre, bir çocuk için 720 günlük doğum borçlanmasının maliyeti 253 bin 670 TL seviyesinde bulunuyor. İki çocuk için bu tutar 507 bin 340 TL'ye, üç çocuk içinse yaklaşık 761 bin TL'ye çıkıyor.
Asgari ücretin yüzde 30 artırılması halinde tek çocuk için borçlanma bedelinin 329 bin 771 TL'ye yükselmesi öngörülüyor. Bu senaryoda çocuk başına maliyet farkı yaklaşık 76 bin 101 TL oluyor.
Yurt dışı borçlanmasında maliyet 3,4 milyon TL'yi aşabilir
Yurt dışında çalışmış veya ilgili mevzuat kapsamında borçlanılabilecek süreleri bulunan vatandaşlar için ödenecek tutarlar, borçlanılan gün sayısına bağlı olarak milyonlarca liraya ulaşabiliyor.
Haberdeki örnekte, 5 bin 400 günlük yurt dışı borçlanmasının 2026 yılı tarifesiyle 2 milyon 675 bin 430 TL tuttuğu belirtiliyor. Asgari ücrete yüzde 30 zam yapılması durumunda aynı süre için ödenecek tutarın 3 milyon 478 bin 59 TL'ye yükselmesi bekleniyor.
İki tutar arasındaki fark 802 bin 629 TL'yi buluyor. Ancak gerçek borçlanma bedeli, kişinin başvuru koşullarına ve uygulanacak mevzuata göre belirleniyor.
Geçmiş dönemlerde prim borçları nedeniyle sigortalılık süreleri durdurulan Bağ-Kur'lular, gerekli koşulları sağlamaları halinde bu süreleri ihya ederek yeniden hizmetlerine dahil ettirebiliyor.
Haberdeki hesaplamaya göre, 2026 yılında günlük 495,45 TL üzerinden bin günlük ihya işlemi 495 bin 450 TL tutuyor. Asgari ücrete yüzde 30 zam yapılması halinde bu tutarın yaklaşık 644 bin TL'ye yükselmesi bekleniyor.
Bağ-Kur ihyasında dikkat edilmesi gereken önemli noktalardan biri, durdurulan sürelerin kısmen değil, ilgili mevzuat çerçevesinde borçlanmaya konu olan sürenin tamamı üzerinden ihya edilmesi gerekliliği. Bu nedenle başvuru öncesinde toplam borcun ve ödeme koşullarının öğrenilmesi önem taşıyor.
Başvuru için son tarih 31 Aralık 2026
Mevcut tarifeden yararlanmak isteyen vatandaşların hizmet borçlanması başvurularını 31 Aralık 2026 tarihine kadar yapmaları gerektiği belirtiliyor. Haberdeki bilgilere göre, belirleyici unsur başvuru tarihi olurken tahakkuk eden borcun ödenmesi için tebligat sonrasındaki yasal süreler uygulanıyor.
Askerlik ve doğum borçlanmasında ödeme süresinin tebliğ tarihinden itibaren bir ay, yurt dışı borçlanmasında ise üç ay olduğu aktarılıyor. Başvurunun yapılması, tek başına emeklilik hakkının kazanıldığı anlamına gelmiyor; borçlanma şartlarının ve ödeme yükümlülüklerinin ayrıca yerine getirilmesi gerekiyor.
Hizmet borçlanması yaparken yalnızca gün sayısına odaklanmak yerine emeklilik koşullarını ve aylık hesabını birlikte değerlendirmek gerekiyor. Borçlanılan her ek gün, emekli aylığının mutlaka artacağı anlamına gelmiyor. Aylık tutarı; sigortalılık statüsü, prime esas kazançlar, prim günleri ve tabi olunan hesaplama kuralları gibi çeşitli unsurlara bağlı olarak belirleniyor.
Bu nedenle uzmanların önerisi, emeklilik için gerçekten ihtiyaç duyulan eksik gün sayısının belirlenmesi ve gereksiz borçlanma maliyetlerinden kaçınılması yönünde. Başvuru yapmadan önce SGK üzerinden kişiye özel hesaplama alınması, yanlış veya eksik planlama riskini azaltabilir
Mevzuatta, koşulları karşılayan sigortalılar için askerlik ve doğum sürelerinin dışında da çeşitli hizmet borçlanması imkânları bulunuyor. Bunlar arasında şu süreler yer alıyor:
Kamu görevlilerinin mevzuata uygun kullandıkları aylıksız izin süreleri,
Sigortalı olmadan geçirilen normal doktora ve tıpta uzmanlık öğrenim süreleri,
Sigortasız geçen avukatlık stajının normal süreleri,
Gözaltına alınan veya tutuklanan ve daha sonra beraat eden kişilerin bu süreçte geçirdikleri süreler,
Yasal grev ve lokavt dönemlerinde geçen süreler,
Hekimlerin fahri asistanlıkta geçirdikleri süreler,
Seçim mevzuatı kapsamında görevinden istifa edip aday olan ancak seçilemeyen kişilerin belirli süreleri,
Kısmi süreli iş sözleşmesiyle çalışanların mevzuatta belirtilen eksik çalışma süreleri,
1416 sayılı Kanun kapsamında yurt dışına gönderilen ve ilgili şartları sağlayan kişilerin resmî öğrencilik süreleri.
Borçlanma hakkının kapsamı ve uygulanacak şartlar, her sigortalının durumuna göre değişebiliyor. Bu nedenle vatandaşların başvuru öncesinde SGK'dan güncel bilgi alması ve kendi emeklilik hesaplarını kontrol ettirmesi önem taşıyor.




