Kentte bağımlılık türlerinin Türkiye geneliyle benzerlik gösterdiğini belirterek, en büyük sorunun kumar bağımlılığı olduğunu açıklayan Yeşilay Eskişehir Şube Başkanı Avukat Ayşe Fert Dökmeci, "Eskişehir'de gördüğümüz bağımlılıkla ilgili problemlerimiz aslında tüm Türkiye'deki gördüğümüz bağımlılık problemlerimizle birebir yakın seyreden şeyler. Eskişehir'de YEDAM üzerinden, yani Yeşilay Danışmanlık Merkezimiz üzerinden genelleme yapacak olursak ne yazık ki kumar bağımlılığı birinci sırada.Yeşilay Cemiyeti 1920 yılında kurulan çok köklü bir cemiyet ama bizim sadece önleyici hizmetlerimizi yaptığımız şubelerimiz, cemiyetimiz bünyesinde Yeşilay Danışmanlık Merkezlerimiz var. Yeşilay Danışmanlık Merkezlerimize 115'i arayarak ulaşabiliyorsunuz. Tamamen gizli tutulan bilgilerle ve hiçbir şekilde hiçbir ücret ödemeden Yeşilay Danışmanlık Merkezlerimizden bağımlılıkla ilgili bilgi alabiliyorsunuz. Hiç dilemediğimiz bir şey ama ailelerinizden, yakınınızdan herhangi birinin böyle bir problemi de varsa bu konuda tedavi görebiliyorsunuz. Tedavimiz ayakta yapılıyor ve bu tedavide tamamen uzmanlar tarafından gerçekleştiriliyor, kimlik bilgileriniz gizleniyor, kimseye verilmiyor ve ücretsiz bu kurumdan faydalanabiliyorsunuz. İşte biz şu anda buradaki konuşmuş olduğumuz konuları ve bilgileri Yeşilay Danışmanlık Merkezimize başvuran kişilerin yüzdeleri üzerinden, genellemeleri üzerinden yapacağız. Hani özellikle bu konuda bilgi vereyim, tekrar ediyorum 115'i arayan herkes buradan bilgi sahibi olabiliyor ve yararlanabiliyor. Eskişehir'deki başvurularda en fazla başvuru kumar bağımlılığından ne yazık ki ve internet bağımlılığından başvuru var. Onun arkasından alkol bağımlılığı geliyor. Şimdi biliyorsunuz ki bizim şehrimiz öğrenci şehri, öğrenci şehri olduğu için bunun onunla da birebir örtüştüğünü düşünüyoruz. Ama Eskişehir şöyle de bir şehir; bilinçli, okumuş bir şehir. Bağımlılığı olan insanların daha kolaylıkla bir yerlere, bir kuruma başvuracağını da düşünüyoruz. Hani kumar bağımlılığı ne yazık ki önde, onun arkasından hemen alkol bağımlılığı geliyor ve biz bunlarla ilgili çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bir yaş skalası belirtecek olursak; gençlerimiz ve orta yaş grubu insanlarımız daha çok kumar bağımlılığından başvuruyorlar bizlere. Bunun da sebebini şöyle görüyoruz; ne yazık ki gençlerimizin gerek sosyal medyadan gerek TV'den görmüş oldukları o şaşalı, ne yazık ki bize gösterilen şaşalı hayata bir an önce kavuşmak için böyle bir yola girdiklerini düşünüyoruz. Orta yaştaki insanlarımızın da gerek ekonomik sıkıntılar gerekse işte kendilerine bir çıkış yolu olarak kumarı gördüklerini düşünüyoruz. Ama ne yazık ki kumar intihar vakalarının da büyük bölümünü oluşturan bir bağımlılık türü. Hiçbir zaman için ümitsizliğe kapılmalarını istemiyoruz. Yani başvurdukları takdirde bunun tedavisi de en kolay olan bağımlılık türü. Biz bu konuda çok başarılıyız. Her isteyen, bu konuyla ilgili problemi olan herkes Yeşilay Danışmanlık Merkezi'ne başvurabilir. Öncelikle çünkü bunu yapmamız gerekiyor, yani utanmadan, işte ayıplanırım endişesi taşımadan başvurmak gerekiyor. Çünkü şöyle bir şey var: 'İşte benim çocuğumun geleceği bundan olumsuz bir şekilde etkilenir mi? Siciline işler mi?' halk deyimiyle ya da 'İleride iş bulmasına engel teşkil eder mi?' Hayır, tekrar ediyorum hayır. Bütün vatandaşlarımız bilsin ki Yeşilay Danışmanlık Merkezi'ne başvuran hiçbir gencimizin, hiçbir büyüğümüzün bilgileri hiçbir yerle paylaşılmıyor, gizli tutuluyor. Bir an önce tedavilerini olup güzel bir şekilde hayatlarına devam ediyorlar" diye konuştu.

"Ebeveynlerin dikkati çok önemli"

Dökmeci, "Eskiden bu akıllı telefonlar olmadan önce bağımlılıkla mücadele etmek inanın çok daha kolaydı. Şimdi velilerimiz, insanlarımız, çocukları dışarıda risk altında değil, 'Aman evde olsunlar, evde odalarında olsunlar, gözümüzün önünde olsunlar' endişesiyle hareket ediyor. Ancak ne yazık ki bu internet bağımlılığı ve cep telefonu da ekran bağımlılığı dediğimiz bağımlılık birçok bağımlılık türünü de birbiriyle doğru orantılı olarak götürüyor. Domino taşı gibi düşünün; devriliyor ve gidiyor. Şimdi burada ilk önce ebeveynlere çok büyük iş düşüyor. Yani akıllı telefondan bu çocuğumuz ne yapıyor? Hangi sitelere giriyor? Çünkü biz ne kadar çok bağımlılıkla mücadele için çalışırsak inanın bilin ki karşı tarafta çok daha büyük bu işle uğraşan, buna kafa yoran ve bağımlılık oluşturarak kendilerine farklı bir hem ekonomik anlamda bir kazanç sağlamaya çalışan, hem de kendi çıkarları doğrultusunda —kelimeleri doğru seçmeye çalışıyorum— insan grubu oluşturmaya çalışan bir grup var. Yani bir sektör bu, çok büyük bir sektör. O nedenle öncelikle cep telefonlarına çok dikkat etmeleri gerekiyor; çocuklarımız işte ne kadar, hangi sitelere giriyorlar, nerelerde, kimlerle görüşüyorlar? Çünkü algoritmalar üzerinden ne yazık ki bakın son ülkemizde yaşanan iki olay da bunu gösterdi ki çocuklarımızın iç dünyaları çok farklı farklı yerlere götürülebiliyor. Çocuk içeride, ne kadar saat telefonla, ne kadar saat internetle, ne kadar saat oyunla... Yani bunların hepsini çocukluktan başlayarak belli kurallar içerisinde ebeveynlerin dikkatle takip etmeleri gerekiyor. Ben şimdi bir restorana gittiğimde çok üzülüyorum. Yani siz de görmüşsünüzdür mutlaka; aileler yemek yiyor, çocuklar yan tarafta ellerinde tablet, o tabletle birlikte vakit geçiriyor. Yani nerede, neyi yiyor? Kim var? O ortam nasıl bir yer? Nasıl bir restorandayız? Ya bunların hiçbirinin farkında değiller. Ya da bakıyorum tatile gidiliyor; çocuk işte sahilde üç dakika denize girip çıkıyorsa ondan sonrasının tamamını tablette vakit geçiriyor. Kulakları çınlasın, uzun yıllar önce Profesör Doktor Nazmi Oruç hocamız vardı. Bana hep şunu söylerdi —o zaman akıllı telefon falan da yoktu benim kızımın çocukluğunda— 'Örnek olmak için siz hiçbir şey yapmıyorsanız bile elinizde kitap tutacaksınız' derdi. Yani çocuğunuz sizin o kitapla dokunduğunuzu, o kitapla haşır neşir olduğunuzu bilecek diye. Ne yazık ki Türkiye'de şu anda anneler ve babaların da çok ciddi bir ekran bağımlılığı, beğenilme kaygısı... Sosyal medyanın üzerinden tıklanma arzusu, beğenilme vesaire... Hani bu o kadar hat safhaya çıkmış ki; evde yemek yapmayan anne işte orada beğenilmek, beğenilme yarışına giriyor. Aynı şekilde erkekler için de, baba için de aynı şey geçerli. Yani akşam evlerinde oturmuş herkesin elinde birer ekran; işte o ekranla vakit geçiren, sadece aynı çatı altında buluşan ama hiçbir şey paylaşmayan insanlar haline geldik. Ha, ama bundan kurtulacağımıza inanıyorum yani. Bunun bir yeniden başlama hikayesi olduğuna inanıyorum. Yani bence ebeveynler bu son yaşamış olduğumuz olaydan sonra da daha da bilinçlenmeye çalışacaktır ve bilinçlenecektir diye düşünüyorum. 'Sigara' deyip geçmeyeceksiniz. Yani hiç sigara içmeyen birinin alkol bağımlısı olmasıyla sigara içen birinin alkol bağımlısı haline gelmesi arasında farklılık var yani bunun bilincinde olmamız gerekiyor" dedi.

"Bağımlılık konusunda bilinçli değiliz"

Dökmeci, "Ne yazık ki bu konuda çok bilinçli değiliz. Şimdi Türkiye'de iki aile tipi var. Bir aile tipi çok biliyor, aslında her şeyi biliyor. O bildiği için yardım almak istemiyor. 'Ben bu konuda bilgi sahibiyim' diyor, 'Ben zaten bağımlılıkla nasıl mücadele edileceğini de biliyorum' diyor. Hiç bu konuda yardım almayı kabul etmiyor, kapatıyor kapısını. Aslında bilmiyor. Ben de Yeşilay’la yolum kesişmeden önce hiçbir şey bilmiyormuşum. Bilmediğimi bu işin içerisine girdikten sonra anladım. Ben bir de uyuşturucu dosyası falan almayı da hiç sevmem, yani o nedenle körmüşüm öyle söyleyeyim size. Ama bu çok farklı bir şeymiş. Bir grup aile de aslında sorunun çok farkında ama 'Benim yapabileceğim bir şey yok ya, ben bununla uğraşsam da baş edemeyeceğim' modunda. Pes etmiş. O yüzden bizim yardım almayı ve bilinçlenmeyi hiçbir zaman için kapımızı kapatmamamız gerekiyor. Bu konuda sürekli olarak bilinçlenmemiz gerekiyor. Şimdi biz Yeşilay olarak mesela çok ciddi eğitimler yapıyoruz, okullarda eğitimler yapıyoruz, etkinlikler yapıyoruz. Burada da öncelikle ebeveynler üzerinden eğitimler yapmayı tercih ediyoruz. Çünkü siz gidin çocuğa istediğiniz kadar anlatın; biz çocuklara da yapıyoruz mesela, gelip şikayet ediyorlar bize. 'Hocam siz öyle diyorsunuz ama annem şöyle yapıyor, ama babam böyle yapıyor' gibi şikayetlerde bulunuyorlar. O yüzden de biz hep ebeveynler üzerinden gidiyoruz. Çocuğuyla ilgili bir problemi fark eden aile hemen bir bilene danışmalı. 24 saat Yeşilay Danışmanlık Merkezlerimiz olarak -bunu hadi reklam olsun diye söylemiyorum, ne kadar çok insana ulaşabilirsek o kadar kârdır diye söylüyorum- hizmetlerindeyiz. Yani bu konuda hiç kimsenin endişesi olmasın. Sağlık Bakanlığımız bu konuda zaten ciddi çalışmalar yürütüyor, üniversitelerimiz bu konuda ciddi çalışmalar yürütüyor, Milli Eğitimimiz bu konuda ciddi çalışmalar yürütüyor, Aile Bakanlığımız da aynı şekilde. Yeter ki onlar yardım almak için utanmadan arasınlar. Tek istediğimiz bu zaten, bize ulaşsınlar. Ondan sonrasını biz evlerine kadar uzman gönderiyoruz bakın, evlerine kadar. Diyelim ki bir anne aradı: 'Benim çocuğumun böyle böyle bir problemi var' orada önce nasıl yaklaşması gerektiğini anlatıyoruz. Çünkü bizim Türkiye'de şöyle oluyor; hemen yargılıyorsun. 'Neden böyle yaptın, ben anne olarak sana saçımı süpürge etmedim mi? İşte al dedin de almadım mı, yap dedin mi yapmadım mı?' Yargıladın bitti. O çocukla artık bir daha irtibata geçme şansınız kalmıyor. Orada işte uzmanlarımız önce bir annenin ya da babanın o çocuğa nasıl yaklaşması gerektiği eğitimini veriyor. Onlar baş edemeyecekse, dediğim gibi eve giderek evlerinde dahi bu konuda yardımcı oluyorlar" ifadelerini kullandı.

"Okullarla ciddi çalışmalar yapıyoruz"

Dökmeci, "Özel okullarımızda da Milli Eğitimimize bağlı okullarımızda da ciddi çalışmalar yapıyoruz ve idarecilerimizle birlikteyiz. İnanın ki o kadar iyi idarecilerimiz var ki, orada öğretmenine bile söylese bakın, bunu gizli tutup -tabii ki 18 yaşından küçük olduğu için ailesiyle mutlaka paylaşıyorlar- ama hiç kimseye fark ettirmeden o kadar çok problemini çözdüğümüz gencimiz oldu ki... Yani yargılanmaktan, damgalanmaktan korkmamak gerekiyor ama bizim de karşı taraf olarak damgalamayacağımızı, yargılamayacağımızı karşı tarafa hissettirmemiz gerekiyor. Her şey zannederdim yani bu işe başlamadan önce: 'Yapma' deyince bir çocuk yapmayacak. 'İçme' deyince içmeyecek. Öyle bir şey kesinlikle yokmuş. Ben derdim ne var ki, hani bizim kendimizin herhangi bir bağımlılık problemi olmadığı için 'Alkol kullanma' dersek kullanmaz herhalde... Ama şimdi bakıyorum mesela -alkolün bahsi açılmışken söyleyeyim- gençlerimiz arasında alkol kullanmadan sosyalleşilemeyeceği ile ilgili de bir algı var. Yani illaki bir konser varsa, o konsere gidilecekse alkol alınacak ve alkol alınarak mutluluk sağlanacak, eğlenilecek. Hayır yok öyle bir şey. Mesela biraz sonra bahsedeceğim, 5-6 Mayıs'ta Osmangazi Üniversitesi'nde iki gün sürecek bir Yeşilay Fest Bahar Şenliğimiz var. Bir gelin bakalım alkol almadan nasıl eğleniliyor bir görün" dedi.

"Baro gençlik merkeziyle proje yapıyoruz"

Dökmeci, "Baroyla yürütmüş olduğumuz projelerimiz var. Barolarımızda gençlik meclislerimiz de var. Gençlik meclisimiz ile birlikte sürekli olarak projeler yapıyoruz. Şimdi bizim düsturumuz şu: Biraz önce söyledi ya 'yapma denince yapılacağını zannetmiştim' diye. Genel merkezimizin çocuklarımıza ve gençlerimize yönelik yapmış olduğu etkinliklerin tamamında aslında sağlıklı yaşam üzerinden etkinlikler yapılıyor. Yani yasaklayan bir zihniyetten daha çok, işte yasakların haricinde sağlıklı bir birey nasıl olunur, sağlıklı bir bireyin neler yapması gerektiği üzerinden yapılıyor; spor, sanat yani bağımlılık boşluk dolduran bir şey aslında. Biz gençlerimizin boşluk doldurmalarına fırsat vermeyecek etkinlikler yapmaya çalışıyoruz. Bu bağlamda da baromuzla birlikte mesela şimdi baromuzun olimpiyatları var bildiğim kadarıyla. Orada mesela gençlerimize spor etkinlikleri, sanat etkinlikleri, oyunlar vesaire, bunlarla birlikte Yeşilay ile birlikte yapıyoruz. Mesela geçen en son voleybolla ilgili bir etkinlik yaptık bunun önüne ancak böyle geçebiliriz. Çünkü düşünün akşam yatak odamıza girdiğimizde o cep telefonuyla baş başa kalıyoruz. Yani ona engel olma şansımız yok. Mesela fiziken sağlık anlamında da 'dışarıda bırakın' diyoruz, ben dahil hepimiz dışarıda bile bırakamıyoruz yatak odamızın dışında. O yüzden ilgilerini, alakalarını başka şeylere çekmemiz gerekiyor" diye konuştu.

"5-6 Mayıs'ta OGÜ'de etkinliğimiz var"

Dökmeci, "Bizim etkinliğimiz Osmangazi Üniversitesi'nde olacak. Daha önce aynısını Anadolu Üniversitesi'nde yaptık. Ünlüler çağırıyoruz, 'Yeşil Sahne' etkinliğimiz dediğimiz bir etkinliğimiz var. O etkinlikte ünlülerimiz yer alıyor. Sürpriz olsun onları sosyal medyamızdan açıklayacağız. Ondan sonra o ünlülerimiz aslında nasıl sağlıklı bir birey olunması gerektiğini ya da nasıl iyi bir insan olunması gerektiğiyle; sanatçıysa sanatıyla ilgili olan hayatını, sporcuysa sporuyla ilgili olan hayatını orada anlatıyorlar. Sıkıcı değil, yani bir seminer yapmıyoruz. Yani gençler çünkü o tarz şeylerden çok çabuk sıkılıyorlar, seminer yapmıyoruz. Mesela 5'i akşamı L Tipi Cezaevimizdeki çalışan arkadaşlarımızın sergileyecekleri çok güzel, kumar bağımlılığıyla ilgili ama çok eğlenceli bir oyunumuz var, tiyatro oyunumuz var, ücretsiz tamamen. Yine o akşam inşallah Hıdırellez akşamı, Hıdırellez ile ilgili bir etkinliğimiz var. 6'sı akşamı konserimiz var. Ondan sonra sinema etkinliğimiz var, gün boyu stantlarımız var ETİ'nin sponsorluğunda. Atölyeler yapıyoruz gençlerimize yönelik; ebru atölyeleri yapıyoruz, anahtarlık atölyeleri yapıyoruz, takı atölyeleri yapıyoruz. Amacımız orada gönüllüye ulaşmak. Yani Yeşilay gönüllüsü ne kadar çok insanı yapabilirsek, o insanların dünyasında, gönlünde, kalbinde gönüllü olarak hani bir duygusal bağ kurabilirsek ondan sonrasının geleceğine inanıyoruz. Yıl içerisinde ilkokullarımızda takriben 10 yıla yakındır devam eden 'Benim Kulübüm Yeşilay' etkinliği dediğimiz bir etkinliğimiz var. Bizim üniversite kulüplerimiz var, üniversite kulüplerimizden ablalar, abiler geliyor. Orada yine sağlıklı yaşam üzerinden ama dediğim gibi; direkt Yeşilay üzerinden değil, sağlıklı... Tabii ki Yeşilay yeleklerimizle, işte Yeşilay şapkalarımızla yapıyoruz bunu. Sağlıklı yaşam üzerinden çocuklarımızla soru-cevap şeklinde oyunlar oynatıyoruz, resimler çizdiriyoruz, en sonunda işte ödüller veriyoruz, pastalar kesiyoruz. Bu şekilde etkinliklerimiz var. Esnafa yönelik etkinliklerimiz var. Kadın komisyonumuz zaten deli gibi çalışıyor. Onlar hastanelerde projeler yapıyorlar, sanat anlamında yapıyorlar. Yani hiç durmadan çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.

"Tehlike kapımızdan içeriye girmek üzere"

Dökmeci, şu ifadeleri kullandı: "Bu bir bireysel problem değil, bu ulusun problemi, hepimizin problemi. Bunun tek elle, devlet eliyle sadece çözülme şansı da yok. Yani devlet ne önlem alırsa alsın, her şey biraz önce söylediğim gibi ailede başlıyor aslında. Hepimizin topyekûn bütün algımızı, dört gözle eskilerin deyimiyle, açık tutması gerekiyor. Ailemizden biri bu problemle karşılaştıysa da asla yargılamamamız gerekiyor, ayıplamamamız gerekiyor. Çünkü zaten o bağımlılıkla ilgili problem yaşamaya başlayan insan, kendi iç dünyasında o kadar çökmüş oluyor ki yani karşı tarafın ona söyleyeceği en ufak bir olumsuzluk onu iyice ümitsizliğe sevk ediyor. O nedenle öğretmenlerimize çok iş düştüğünü düşünüyorum. Öğretmenlerimiz de bu konuda çok dikkatli olmaları gerekiyor. Yani biz bu işin şöyle söyleyeyim; Avrupa’daki kadar Türkiye'de problem olduğunu düşünmüyoruz, Avrupa'da durum çok daha vahim ama tehlike kapımızda. Yani tehlike kapımızdan içeriye girmek üzere. Son yaşanan olaylar da ne yazık ki bunu gösterdi. Lütfen el birliğiyle; anneler, babalar, işte öğretmenlerimiz, tüm kamu kurumlarımızın iş birliğiyle bu tehlikenin kapımızdan içeri girmesine izin vermeyelim. Benim tek temennim bu. 115, tekrar ediyorum, Yeşilay Danışmanlık Merkezlerimizi aramaktan lütfen imtina etmesinler. Atayurt Kolejimizde, Gelişim Kolejimizde etkinlik yaptık. Orada da mesela 'Enstrümanını Kap Gel' etkinliğiydi. İnanın o gençleri görmenizi isterim ya. O kadar duygulandım ki; hepsi Yeşilay yeleklerini giydiler, enstrümanlarını getirdiler, bize çok güzel şarkılar söylediler. Onları görünce de çok ümitleniyorsunuz. Tabii ki problemi olan bir grup öğrencimiz var ya da gencimiz var ama burada pırıl pırıl gençlerimiz de var. Bizim her yıl düzenlemiş olduğumuz münazara yarışmalarımız var tüm Türkiye'de ve illerimizde yapılan yarışmalar sonucunda bizim şehrimizi de orada temsil eden liseler oluyor. Eskişehir Anadolu Lisemiz çok iyi bu konuda, ETİ Sosyal Bilimler çok iyi, Organize Sanayi Bölge Başkanlığı'nın lisesi çok iyi bu konuda, Atayurt Koleji yine çok iyi. Mesela ayın 6'sında orada yine bir gösteri maçı düzenleyecek gençlerimiz. Ben gençlerimizden çok ümitliyim, çocuklarımızdan çok ümitliyim. Hiç ümidimi kaybetmedim ama şeyi de kabul etmemiz gerekiyor, hani görmezden de gelemeyiz; böyle de bir problemimiz var ve biz bu problemi çözmek için el birliğiyle... Sizler bugün beni buraya davet edeceksiniz, bu şekilde katkı vereceksiniz, ben burada çıkacağım dilim döndüğünce anlatacağım. Bağımsız bir nesil diliyoruz biz. Bağımsız bir nesil olabilmesi için de topyekûn bir savaş vermek gerekiyor."

Kaynak: Seren Çatalçam