Bir yerin şişi, başka bir yerin köftesi yolcuyu durdurur. İnegöl’den geçenler mobilya vitrinleriyle karşılaşır. Aynı mantık Anadolu’nun birçok güzergâhında işler.
Eskişehir bu tabloda tersine durur. Kentin elinde lületaşı, çibörek, met helvası, boza, sifon limonata, Balaban ve Sivrihisar dövme sucuğu gibi güçlü ürünler vardır.
Bunlara coğrafi işaretli onlarca değer eklenir: Eskişehir lületaşı menşe adı ile tescillidir; çibörek, met helvası, simit, Balaban köfte ve Sivrihisar’ın sucuk, höşmerim, muska baklava, arabaşı, kelem dolması, kilim ve el sanatı ürünleri mahreç işaretiyle korunur. Sorkun çömleği de bu listeye dahildir.
Buna rağmen şehir geçişleri çoğu zaman transit kalır. Geleni durduracak, ürünü yol kenarında gösterecek, paketleyip satacak düzenli bir tesis, dükkân veya mağaza zinciri yoktur. Trafik akar, para şehre inmez. Yerel üretici şehir içindeki sınırlı noktalara sıkışır; otoyol ve çevre yolu üzerindeki milyonlarca yolcu potansiyeli değerlendirilmez.
Ekonomik kayıp burada başlar.
Coğrafi işaretli ürün, yalnızca kültürel kimlik değil; markalaşmış, denetlenebilir ve yüksek katma değerli bir satış kalemidir. Yol kenarı satış noktası, bu ürünü tanıtım, deneme ve hediyelik pakete dönüştürür. Afyon lokumu, İnegöl mobilyası veya sucuk durakları nasıl kısa molayı ciroya çeviriyorsa, Eskişehir de aynı modeli kurabilir.
Lületaşı hediyelik, met helvası ve nuga, sucuk, çibörek ve Balaban’ın paket versiyonları, boza ve sifon limonata gibi içecekler tek çatı altında toplanabilir.
Gündoğdu bu iş için uygun bir lokasyondur. Dönüş güzergâhına yakın, erişimi kolay bir alanda 80-100 metrekarelik dükkânlardan oluşan sade bir tesis yeterli olur. Büyük bir AVM’ye gerek yoktur. Standart dükkânlar, ortak otopark, tuvalet, kısa mola alanı ve yerel üreticiye kiralanacak vitrinler işi görür. Üretici kendi ürününü doğrudan satar; belediye veya ticaret odası koordinasyonuyla kalite ve coğrafi işaret denetimi sağlanır.
Böyle bir tesis yalnızca esnaf cirosunu artırmaz. Kırsal üreticiyi, Sivrihisar’daki sucuk ve el sanatı üreticisini, lületaşı atölyelerini ve helvacıları aynı satış hattına bağlar.
Transit yolcu “Eskişehir’den bir şey almadan geçtim” demez. Kent, ürünlerini yolda konuşturur.
Eskişehir’in sorunu ürün kıtlığı değil, ürünü yolcuya gösterme eksikliğidir. Trafik zaten vardır. Eksik olan, o trafiği durduracak küçük ve işlevsel bir tuzaktır. Gündoğdu ölçeğinde bir tesis, bu tuzağı kurmak için yeterlidir. Paranın şehre inmesi için büyük vaatlere değil, yol kenarında duran vitrine ihtiyaç vardır.




