Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin CHP kurultayına ilişkin verdiği mutlak butlan kararını değerlendirdi.

Kararın yalnızca hukuki değil, siyasi ve toplumsal sonuçlar da doğurabileceğini belirten Günaydın, hukuk devletinin temel ilkelerinin zarar gördüğünü savunarak şu ifadeleri kullandı: “Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin verdiği karar, hukuki boyutun ötesinde siyasi alanın yargı eliyle şekillendirildiği yönünde kamuoyunda birtakım kaygıları dile getirdi. Gerçekten de bu karar sadece bir hukuk anlamında bir mutlak butlan ifadesi değil aslında hukuk devletinde olması gereken bir güvencenin, kuralların öngörülebilir olmasına da ortadan kaldıran bir karar. Yani hukuk devleti neyi gerektirir? Öncelikle yetki sınırını, yargının siyasi tartışmaların merkezine yerleşmemesini ifade eder. Ancak bu karar özellikle hukukun bir siyasal aparat olarak kullanılıp demokrasiyi, bir demokratik yarışı, yurttaşların kendi iradesiyle bir siyasi rekabetin yani demokratik bir rekabetin önüne geçen bir yapı olduğunu görüyoruz. Burada esas olan bir demokratik rekabetin korunması. Tabii bu nasıl sağlanır? Demokrasi sadece sandıkla değil hukuk güvenliğiyle de yaşaması gerekir. Yargının buradaki asıl görevi, siyaseti dizayn etmek değil hukuku korumak olmalıdır. Dolayısıyla bu kararı bu yönüyle ben yanlış ve hatalı buluyorum. Mahkemeler hiçbir zaman toplumsal bir kutuplaşmanın değil adalet duygusunun güçlendiği yerler olması gerektiğini düşünüyorum.”

“Demokrasiye zarar verecek”

Günaydın, “Son zamanlarda aslında bizim toplumsal olarak ihtiyacımız olan şey yeni gerilimlerin değil bir öngörülebilir hukuk, bağımsız yargı ve ortak aklın olduğuna inananlardandım. Çünkü biz eğer hukuk güvenliğini kaybettiğimizde bu siyaset değil işte siyasetle birlikte ekonomi ve toplumsal huzuru da yara almakta yara almasına sebep olacaktır. Dolayısıyla bu kararın bu yönüyle etkilerini zaten gördük ama baktığımızda bir hukukçu olarak tabii şunu da tartış hiç tartışılmayan yanı mutlak butlan mıydı oldu mu kaçın iptal edileceğinden ziyade bir Yüksek Seçim Kurulu diye yani bizim bunu da lağvetmiş gibi görünüyor. Yani yargı mercilerin kararlarını, Yüksek Seçim Kurullarının kararının kesin olduğunu, şimdi Asliye Hukuk Mahkemesi kararını biliyorsunuz İstanbul Genel Kurulunda da verilmiş ve doğru olan bir karardı. Yani buna karar şeklinde Asliye Hukuk Mahkemelerinin bizim görevimiz değil şeklindeydi. Yüksek Seçim Kurulu Türkiye'de seçim yargısını yapan ve kesin mercilerdir. Dolayısıyla bunun tartışılması gerekirken yeni farklı tartışmalar söz konusu. Şunu unutmamamız gerekiyor. Yani demokratik hukuk devleti ancak bağımsız yargı, güçlü kurumlar ve özgür yurttaş iradesiyle ayakta kalabilir. Bu nedenle ben tüm kurumları, karar vericileri, toplumun bütün kesimlerini anayasal hukuk düzenine, demokratik ilkelere ve adalet duygusuna sahip çıkmaya davet ediyorum. En büyük sıkıntı bu. Bu sadece Cumhuriyet Halk Partisi açısından değil. Bakın burada bir hukuk devleti ilkesinin, hukuki güvenlikten bahsediyorum. Bunun Asliye Mahkemelerinin bu tür kararlara, yapılmış bir şeye müdahalesine olanak tanıdığınızda artık hiçbir güvenlik yani yargı, demokratik bir yarış, demokrasiye bir darbe vereceği için bu ülke çok tabii darbeler gördü, neler yaşadı. Bunun da ben aslında bunun da atlatılacağını düşünüyorum ama bu kararlar gerçekten demokrasimize zarar verecek mahiyette bir kapının açmaya sebep verecektir” diye konuştu.

Kaynak: Seren Çatalçam