Ocak ayında yapılması beklenen artışın da emeklilerin sorunlarını çözmeye yetmeyeceğini belirten Dilbaz, emekli aylıklarının belirlenmesinde mevcut sistemin değiştirilmesi çağrısında bulundu. Türkiye Emekliler Derneği Eskişehir Şube Başkanı Muhsin Dilbaz, “Emeklilerin çok iyi durumda olduğunu söyleyemeyeceğiz. Tabii ki emekli herkes program yapıyor. Herkes emekliye mikrofon uzatıyor. Emekli çaresiz, emekli dertli. Emekli isyan ediyor ama emekliye çözüm üreten herhangi bir şey yapılmıyor. Hemen gıdayı ölçü alıyoruz değil mi? Zamlar öylesine fazla ki artık emekli gıda almakta zorlanıyor. Ekmeğini alacak belki peynirini alacak ama çok kalitelisini alabildiğini düşünmüyorum zaten. Bugün 700-800 liraya peynir var. 500 liraya, 600 liraya zeytin var. Yani onu emeklinin alması mümkün değil. Dolayısıyla emekli o gün evdekilerle birlikte nasıl karnını doyurabileceğini ya da hatta şimdi emekli öğün de atladı. Artık öyle üç öğün falan yemiyor. İkiye düşürdü. Bazı insanlara soruyorsunuz ben bir öğün yiyorum diyor. Doğrudur. Yani insanlar artık öğünlerinden de feragat ettiler ve o pazara çıkamıyor. Belki meyveyi, belki sebzeyi işte taneyle sınırlı olarak alabiliyor. Dolayısıyla emeklinin ihtiyaçlarını karşılamada böyle zorluklar ortaya çıktı. Eskiden bu böyle değildi. Dilelerimiz doluyordu ama şimdi maalesef artık o filenin dolmasını bırak. Poşetin bile dolması mümkün değil” diye konuştu.
“Bizim cebimizden neler alınacağına bakılıyor”
Dilbaz, “Yüzdelikli ya da işte TÜİK'in verilerine göre enflasyon farkı olarak zam değil o. Enflasyonu bize yaşatıyorlar. Ardından da şu kadar enflasyon oldu diyorlar ki gerçek değil. Gerçek enflasyonlar çok daha farklı. Bize onu artış olarak veriyorlar. Halbuki öyle bir şey yok. Enflasyon farkı. Ama bu doğru bir şey değil. Doğru olsaydı bu kadar ekonomik kayıp yaşamazdık. 2002 yılında en düşük emekli aylığı 271 liraydı. Asgari ücret 186 liraydı 8,5 altın alınıyordu. En düşük aylıkla. Bakın bugün 1 buçuğunu bile alamıyorsunuz. Ocak ayında ne zam yapılacak? O zamlar bizi mutlu edebilecek, bizi 5:10 refaha çıkarabilecek zamlar değil ya da artışlar değil. Neyle olmalı? Bizim yasamız vardı ya o zaman. 506 sayılı yasa, 657 sayılı yasa, 1479 sayılı BAĞ-KUR yasası. Ne oldu bunlara? Yasalar bizim leyimize işlemiyor zaten. Hep bizim aleyhimize, bizim cebimizden neler alınacağına bakılıyor. Ocak ayında da bize verilecek o fark öyle bizi mutlu eden hatta bırakın o farkı. Daha birinci ay geçmeden o verilen fark eriyip gidiyor. Bu sistem dolayısıyla ya doğru bir sistem değil artık. Onun için acilen sistemin değişmesini gerektiriyor. Yasa tekrar ele alınması gerekiyor ama tekrar alınırken birilerinin kafasındaki düşünceye göre değil, masada olduğu, mücadele ettiği bir yasa düzenlenmeli. Yani emekli ne çekiyor, ne gibi mesela işte enflasyon verileri bugün tartışmalı değil mi? Mahkemelere bile gittiler. Orada bile cevap veremediler. Yani enflasyon verileriyle gıdayla ölçülmüyor. Saçma sapan bir takım ürün sepeti var. O sepetten bizi işte enflasyon farkı da hep bu kadar %33 diyor değil mi enflasyon bugün için? Yıllık enflasyon gerçekten %33mü? %100'ün üzerinde. E bunu herkes bildiği halde emekliye Ocak ayında yapılacak ya da şimdi bu sıralarda söyleniyor. 5 bin lira seyyanen zam verilir. Bunlar hikaye şeyler. Bunlar böyle bizi aldatan, bizi doğruya götürmeyen bir takım dedikodular. Böyle şeyler olmaz. Yani bunlarla insanları mutlu edemezsiniz. Sadece emekli değil ki. Bugün çalışan da mutsuz, asgari ücret alan da mutsuz. Herkes mutsuz. Yani mutlu olan birini gösterin. Biz yasalarla artık yönetilmiyoruz. Biz birilerinin iki düdağı arasından çıkan sözlerle idare ediliyoruz. Ocak ayı gelsin istemiyoruz bile. Şu halimizde bırakın zam falan vermeyi. Bizim elimizden bir takım şeyleri almayın diye böyle düşünüyoruz” dedi.
“Bu bir sadaka”
Dilbaz, “Şimdi o bayramın ikramiyeleri de bizi çok üzüyor. İkramiye nedir? Bir sektörün ya da bir firmanın elde ettiği karı kendi çalışanlarıyla paylaşması. Değil mi? Emeklinin böyle bir şeyi yok. Çünkü bu kayıpları telafi edebilmek için zamanında ikramiye diye bir şey çıkardılar. İkramiyeyi çalışırsınız, üretirsiniz. Oradan elde ettiğiniz payı çalışanlarınızla paylaşırsınız. 1.000 liraydı bakın karşılığında bir kurban alınıyordu. Bugün 4 bin lira. Geçtiğimiz kurban ayında 1 lira bile zam yapamadılar. Neymiş peki o zaman? ikramiye değilmiş bu değil. Ne bu? Bu bir sadaka. Vermeyin efendim o zaman bizim normal maaşımızı verin. Bize olan görevlerinizi yerine getirin. Bu insanlar bu ülkeye hizmet ettiler. Bu ülkenin kalkınmasında emekleri var. Primler ödediler. Cumhurbaşkanı danışmanı, ‘Size 140 milyar kaynak aktardık’ dediler. Siz bize kaynak aktarmıyorsunuz Biz bedelini peşin ödedik ama siz o paraları kullanamadınız. Farklı yerlere aktardınız ve bugün bize 140 milyar kaynak aktardık diyebiliyorsunuz. Bu bir ayıptır. Bu bir utançtır. Siz bize kaynak aktarmıyorsunuz. Biz o bedeli peşinden ödedik. Bugün çok önemli, çok acı bir şey yaşıyoruz. Birileri fondan paraları almış götürmüş. O fonlar kimin paraları? Birisi böyle kolayca o fonların içini boşaltabilir mi? Demek ki siz ekonomiyi doğru yönetmiyorsunuz. Bu insanların geleceğini doğru kurmuyorsunuz. Öyleyse emekliden bu bedeli ödeme ödemesini istememelisiniz. Emekliyi bakın bu son zamanlarında daha yaşanabilir hale getirmeniz gerekirken emekliyi sefaletle, açlıkla sınıyorsunuz. Çok doğru bir şey değil” diye konuştu.
“Örgütlenmeye bir olmaya çağırıyoruz”
Dilbaz, “Türkiye'nin en büyük derneğiyiz diyoruz. 1 milyon üyemiz var ama hükümet bizi dinlemiyor. Tabii bizim sesimiz dinleyebilmesi için her türlü şeyi yapıyoruz. Yapmaya da devam edeceğiz. Öncelikle bu sistemin değişmesi için mücadele edeceğiz. Yasalarımızı geri alacağız. Almak için mücadele edeceğiz. Yoksa hükümetin söylediği gibi kaba olacak ama ‘ölmüyorsunuz’ dediler bize. Besliyoruz sizi dediler. Hatta bunu da bırakın tamamlayıcı emeklilik sistemi yani kendi aldıkları paradan da artık tatmini olmuyorlar. Tamamlayıcı emeklilik sistemiyle insanları zorunlu bir ikinci sisteme dahil edip oradan da primleri alıp hatta o tamamlayıcı emeklilik sistemi içinde işte bu içi boşaltılan fonlar var. Fonlara aktarabiliyorsun o parayı. Hükümet istediği yerde kullanabiliyor. Böyle bir sistemi asla kabul etmiyoruz. Sistem bizim daha önceki yasalarımız gibi olmalı. Yani 506 sayılı yasa gibi. Hep vekil maaşlarından konuşuyoruz değil mi? Onlar bizim vekillerimiz. Halbuki bugün 450 bin liralar alırken 23 bin lira alan emekliden hiç rahatsız olmuyor musun? Yani o vekillerin şunu yapması gerekiyor. Ben de bu maaşları almıyorum kardeşim demesi gerekir. Maalesef herkes bireysel davranıyor. Herkes kendi cebine bakıyor. Mücadele bireysel verilmiyor. Tabii ki bütün bizimle birlikte bizimle düşünen insanlarımızı örgütlenmeye bir olmaya çağırıyoruz. Sokaklarda bağırarak artık mücadele olmuyor. Yasaları değiştirmek üzerine mücadele vermeliyiz” ifadelerini kullandı.




