Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adıgüzel, üniversitenin yeni dönemde yapay zeka, dijitalleşme, bilişim teknolojileri ve sağlık alanlarına ağırlık vereceğini belirtti. Prof. Dr. Adıgüzel, üniversitenin kontenjanlarının tamamının dolduğunu belirterek, “Yapay zeka ve dijitalleşme konusundaki bölümlerimiz dikkat çekiyor” dedi.
“Yapay zeka ve dijitalleşme bölümlerimiz dikkat çekiyor”
Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, “Anadolu Üniversitesi Türkiye'nin en köklü üniversitelerinden biri. Sadece Türkiye'de değil aslında dünyanın da en büyük üniversitelerinden biri olma özelliğini gösteriyor. Özellikle Açıköğretim Fakültesindeki öğrenciler açısından. Dolayısıyla bizim iki kampüsümüz var. Biri Yunus Emre Kampüsü, ikincisi de global kampüs dediğimiz, dünyanın 123 farklı ülkesinde öğrenci ağırladığımız global kampüsümüz. Türkiye'nin her yerindeki öğrencilerin okumak istediği şehirlerin başında Eskişehir geliyor. Eskişehir çünkü öğrenci dostu bir şehir, öğrenci dostu bir kent. Halkıyla, esnafıyla, yönetimleriyle, üniversiteleriyle gerçekten öğrenciyi kucaklayan, sarıp sarmalayan bir şehir Eskişehir. Dolayısıyla YKS sınavına giren öğrencilerin öncelikli okumak istedikleri şehirlerin başında Eskişehir var ve Eskişehir'deki bölümler var doğal olarak. Biz de Anadolu Üniversitesi olarak en fazla tercih edilen, öğrenciler tarafından ilk sıralara yazılan bölümler hangileri diye baktığımızda aslında özellikle bizim son iki yılda büyük yatırım yaptığımız yapay zeka ve dijitalleşme konusundaki bölümlerimizin dikkat çektiğini söyleyebiliriz. Ancak bir de bizim klasik olarak güçlü olduğumuz alanlar var. Bunlar da yine en çok tercih edilen ve üst sıralarda yer alan bölümler. Bunların başında eğitim fakültesindeki özel eğitim öğretmenliği ve ingilizce öğretmenliğini mutlaka saymamız lazım. Bunlar öğrencilerin en çok tercih ettiği bölümler ve en yüksek puanla öğrenci alan yerler. Diğer taraftan eczacılık ve hukuk fakültelerimiz yine çok yüksek puanda öğrenci alıyorlar” diye konuştu.
“Kontenjanlarımız %102 doldu”
Aşçılık programının Türkiye'nin en gözde aşçılık programı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Adıgüzel, “Türkiye'de aşçılık koduyla 165 farklı program var ve bunlar içerisinde Anadolu Üniversitesi aşçılık programı birincisi sırada yer alıyor. Diğer taraftan turizm fakültelerinin bölümleri yine çokça tercih edilen ve tercihlerde ilk üç içerisinde yer alan bölümler. İletişim bilimleri fakültemiz Türkiye'nin en köklü, en eski iletişim fakültelerinden bir tanesi. Buraya da ciddi yatırımlar yaptık bu yıl. Teknolojik altyapısını yeniledik. İnsan kaynaklarını yenilemeyi ve çağın ihtiyaçlarına göre müfredatı yenilemeyi başlattık. Ve bu yıl Türkiye'de halkla ilişkiler bölümümüz en yüksek puanda öğrenci alan bölüm oldu. Diğer bölümlerimiz de yine ilk ikiden, ilk üçten Türkiye'deki sıralamalara baktığımızda bölümler oldular iletişim bilimleri fakültesi açısından. Son yıllarda YÖK'ün liderliğini yaptığı bilişim teknolojilerine yönelik bir yatırım ve bölüm hamlesi var. Türkiye'deki 20-25 üniversitede bilişim teknolojileri yüksekokulları açıldı. Anadolu Üniversitesinde de bilişim teknolojileri yüksekokulu açıldı geçen yıl ve 4 bölümle öğrenci almaya başladı. Bizim orada ön yüz yazılımı, arka yüz yazılımı, büyük veri ve oyun geliştirme bölümlerimiz var. Bunların her biri Türkiye'deki 3. sıra bölümlere baktığımızda 3. sıradan öğrenci alan bölümler oldular henüz 2. yılları olmasına rağmen. Ve şunu da söyleyelim, nasıl hangi bölümler tercih ediliyor dediniz ama bizim bütün bölümlerimiz tercih ediliyor. Geçtiğimiz gün bir programda 'Kontenjanlar doldu mu?' diye sormuştu bir arkadaşımız. Ben de '%102 doldu' demiştim. O nasıl oluyor? Çünkü %100 zaten doluyor Anadolu Üniversitesi, bunda hiçbir sorun yok. %100 doluluk oranına ulaşıyoruz. %102 de şöyle oluyor, okul birincisi kontenjanı var biliyorsunuz. Bunlar mesela 40 kişilik bir kontenjan içerisinde okul birinciliği kontenjanı ayrı tanımlanıyor. Kuzey Kıbrıs kontenjanı ayrı tanımlanıyor, 35 yaş üzeri kadın kontenjanı ayrı tanımlanıyor. Bunları da ilk tercihlerinin başında Anadolu Üniversitesi geliyor tabii ki, Eskişehir geliyor öğrencilerin tercihleri arasında. Dolayısıyla %102 bizim doluluk oranına ulaştığımızı söyleyebilirim” dedi.
“Anadolu Üniversitesi olarak dönüşüm yaşıyoruz”
Prof. Dr. Adıgüzel, “Anadolu Üniversitesi olarak bir dönüşüm yaşıyoruz. Bu dönüşüm zaten şu anda siz de kampüsümüzde, rektörlüğümüzde ağırlıyoruz. Bu dönüşümü fiziki olarak yani altyapı olarak değişip dönüştüğümüzü zaten gözlerinizle görmüş olmanız lazım. Kampüsümüzdeki şu anda yıkım kararı aldığımız 13 bina var ve bu yıl bunlardan 10 tanesini yıkıyoruz. Fiziki olarak büyük bir dönüşüm ve değişim yaşıyoruz. Bu fiziki değişim ve dönüşümün yanında biz müfredat olarak, bölüm olarak, yeni merkezler ve araştırma alanları olarak da büyük bir değişim ve dönüşümün içerisindeyiz. Öncelikle nereye yatırım yaptığımızı, hangi alanlarda öncelikli alan olarak daha çok çalıştığımızı söylemek istersek bunların başında yapay zeka ve dijitalleşme geliyor, bilişim teknolojileri geliyor çok doğal olarak. Bu alanlarda yatırım yapıyoruz. Türkiye'nin ilk animasyon bölümü biliyorsunuz ki Anadolu Üniversitesi'nde, çizgi film-animasyon bölümü. Ve bu çizgi film-animasyon bölümünün yanına biz geçtiğimiz yıldan itibaren iki yeni bölüm daha ekledik. Bilişim teknolojileri yüksekokulunda açmış olduğumuz oyun tasarımı bölümü. İkincisi de sayısalla öğrenci alan güzel sanatlar fakültesi bünyesinde öğrenci kabul etmeye başlayan dijital oyun tasarımı bölümü. Dolayısıyla biz animasyon, oyun tasarımı, oyun geliştirme konusunda merkez olmayı ve öncelikli olarak bu alanlara yatırım yapmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

İlk defa veri analistliği bölümüne öğrenci aldık
Prof. Dr. Adıgüzel, “Diğer taraftan yapay zekâ konusunda söylediğimiz gibi yatırımlarımızı, hem araştırma merkezimizi hem müfredatımızı geliştirip bu alandaki bölümleri de destekliyoruz. Çünkü bu yıl ilk defa veri analistliği bölümüne öğrenci almış olduk. Burası bilişim bilimleri fakültemizin bir bölümü. bilişim bilimleri fakültesi de bizim geçen yıl açtığımız yeni bir fakülte. Buradaki 5 bölümün bir tanesine öğrenci aldık bu yıl ve bu bölümümüz de yine Türkiye'deki 3. sırada, sıraladığımız zaman, öğrenci almayı başaran bir bölüm oldu. %100 İngilizce olarak eğitim verecek bir bölüm, veri analistliği bölümü. Dolayısıyla biz nereye doğru yönümüzü çevirdik diye sorarsanız; aslında piyasanın, sektörün, dünyanın gidişatı ne tarafa doğru ve neye ihtiyaç var, öğrenciler buradan mezun olduktan sonra hangi alanlarda kendilerine daha kolay iş bulabilirler, istihdam yaratabilirler, buraya doğru yönümüzü çeviriyoruz ve öğrencilerimizi bu alanlardaki eğitimle donatmak istiyoruz. Dolayısıyla yapay zekâ, iletişim teknolojileri, veri bilimi, yeşil dönüşüm, yaşam boyu eğitim gibi alanlar bizim öncelikli alanlarımız olarak dikkat çekiyor. Tabi yaşam boyu eğitim dediğimizde de aklımıza çok doğal olarak herhalde açıköğretimin gelmesi kadar doğal bir şey olamaz. Belki onu ayrıca konuşma imkânımız olur” dedi.
“Alanı dağıtmak yerine odağımızı geliştirmek istiyoruz”
Prof. Dr. Adıgüzel, “Üniversitelerin öğrenci sayısıyla ölçmek ölçü kriterlerinden bir tanesi. Biz açıköğretimde öğrenci sayısının fazlalığını bir güç, örgün eğitimde öğrenci sayısının fazlalığını da bir zayıflık olarak görüyorum kendi adıma. Şu anda Eskişehir Teknik Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi, Osmangazi Üniversitesi tek üniversite olsaydı öğrenci sayısı 70.000 olan mühendislik alanında, havacılık alanında, sağlık alanında, sosyal bilimler alanında, güzel sanatlar alanında, konservatuar alanında, iletişim alanında, eğitim alanında dağılmış, odağı olmayan bir üniversite olurdu. Ama şu anda bizim odağımız az önce konuştuğumuz gibi çağın ihtiyaçlarına göre daha çok sosyal bilim alanında ve sağlık bilimlerinde eczacılığı ve yanına sağlık bilimleri fakültesini koyduğumuz bir alanda biz şu anda Türkiye'nin öncü üniversitelerinden bir tanesiyiz. Alanı dağıtmak yerine odağı bir yerde toplayarak derinlemesine bir eğitim vermek ve bu alanda odağımızı geliştirmek istiyoruz. Şimdi, Eskişehir Teknik Üniversitesi daha çok mühendislik, adı üzerinde teknik bir üniversite. Özellikle havacılık konusunda, mühendislik konusunda, yapay zekâ konusunda onların da üniversitemizin de önemli yatırımları var” diye konuştu.
“Dijital sağlık sistemleri teknikerliği birinci sırada”
Prof. Dr. Adıgüzel, “Yunus Emre Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu kapsamında dijital sağlık sistemleri teknikerliği bölümü açtık. İlk defa açtık bu yıl ve YÖK Atlas'a baktığımızda 1. sırada Türkiye'de bütün özel ve kamu üniversiteleri arasında en yüksek puanla öğrenci alan bölüm oldu. Kendi alanında birinci sırada, ilk yıl açmış olmamıza rağmen. Dijital sağlık sistemleri bizim hem sağlık, yapay zekâ, dijital teknolojiler ve dijital eğitim konusundaki odağımızın bir parçası olarak dijital sağlık, onun bir uzantısı olarak ortaya çıktı” dedi.
“ESTÜ ve ESOGÜ bizim rakibimiz değil”
Prof. Dr. Adıgüzel, “Bizim artık çalıştığımız, odaklandığımız bölümler, fakülteler, araştırma merkezleri daha çok sosyal bilime, yapay zekâya ve sağlık alanına kaymış durumda. Sağlık derken tıbbı katmıyorum içerisine. Eczacılığımız var ve sağlık bilimleri fakültesinde de bizim konuşma dil terapistliği bölümümüz var. Çünkü işitme engelliler, zihin engelliler konusunda veya bedensel engelliler öğretmenliği konusunda Türkiye'deki ilk bölümler Anadolu Üniversitesi'nde açıldı. Türkiye'nin bu alandaki bütün öğretmenlerini neredeyse Anadolu Üniversitesi yetiştiriyor. O alandaki akademisyenlerin birçoğu Anadolu Üniversitesi'nden mezun olmuş ve bugün akademik çalışma yapan insanlar. Dolayısıyla biz sağlık bilimleri dediğimizde özel eğitimin ihtiyaç duyduğu insan kaynağını da burada yetiştirdiğimiz için aslında eğitim, sosyal bilimler ve sağlığı birleştiren bir yapımız var şu anda. Dolayısıyla bir odak kayması diye bir şey söz konusu olmuyor. Eskişehir Teknik Üniversitesini veya Osmangazi Üniversitesini bizim bir rakibimiz olarak görmüyorum. Onları bir iş ortağımız, iş birliği yaptığımız partnerlerimiz olarak görüyorum ve Eskişehir için, yükseköğretim ekosistemi için, dünya için üretilecek bütün faydalı bilgiye, araştırmalara bir ortak imza atmaya çalışıyoruz. Birlikte çok fazla iş yapıyoruz Teknik Üniversiteyle de Osmangazi Üniversitesiyle de. Bunlar bizim rakiplerimiz değil; birlikte iş yapacağımız güçlü ortaklarımız, böyle bakıyoruz. Böyle bakmamız gerektiğini de düşünüyorum gerçekten. Dün yine yeni bir ortak patent geliştirdik. Teknik Üniversiteyle Anadolu Üniversitesi ortak patent geliştiriyor. Ortak çalışmalara imza atıyor. Yine bir mülakatımızda geçmişte, az önce atıfta bulundunuz siz de, bizim BİBAM diye bir merkezimiz var. Eczacılık fakültesi bünyesindeki bu merkezde biz tıbbi ve aromatik bitkileri araştırıyoruz. Onlardan ilaç ham maddesi geliştirmek gibi bir hedefi var buranın. Oradan esans üretimi veya koku üretimi veya tıbbi aromatik bitkilerde aromaterapi gibi alanlarda, aromaterapi ile sağlık hizmeti vermesi gibi alanlara malzeme üretiyor burası. Bu alandaki ihtiyaç duyduğumuz ham maddeyi bitkiyle kendimiz üretiyoruz. Bunu da Çifteler'deki bir köyde 100 dönüme yakın bir yer var, burada Anadolu Üniversitesi üretiyor bunu. Ancak Osmangazi Üniversitesinden destek alarak çünkü bizde ziraat fakültesi yok. Osmangazi Üniversitesi ziraat fakültesinden destek alarak birlikte yapıyoruz. Yani biz birlikte güçlü olduğumuzun farkındayız. Buradaki üç üniversite olarak zaten her zaman bu güç birliğine önem veriyoruz. Bunun en büyük yansımalarından bir tanesi de ‘Study in Eskişehir’ diye bir şeyimiz var, bizim bir yapımız var, bir mottomuz var. Uluslararası arenada, özellikle fuarlara gittiğimizde bu üç üniversitedeki bölümler birbirlerine destek oluyorlar. Fuarlarda Osmangazi Üniversitesi, Teknik Üniversite ve Anadolu Üniversitesi aynı stantta üç üniversitenin de bölümlerini tanıtan broşürler görebilirsiniz. Çünkü Eskişehir'de okumak üzere davet ettiğimiz uluslararası öğrencilerin her biri bu Eskişehir'in yükseköğretimine katılan ve Eskişehir'deki eğitim-öğretime dahil ettiğimiz öğrencilerimiz olarak görüyoruz. Dolayısıyla bizim için güç birliği ve iş birliği, ayrışmaktan ve rekabetten daha önemli diye düşünüyorum. Diğer taraftan şunu da söyleyelim; ortak makaleler, ortak araştırmalar sadece Türkiye'de değil, yani sadece TÜBİTAK için değil, Avrupa Birliği projelerinde ve Birleşmiş Milletler projelerinde de birden fazla üniversitenin olması o projeyi daha güçlü kılıyor. Dolayısıyla farklı üniversitelerle birlikte bir proje sunduğunuz zaman, tek başınıza sunduğunuzdan daha güçlü bir şekilde destek alabiliyorsunuz” ifadelerini kullandı.
“Açıköğretim Fakültesi Dekanı Aras Bozkurt dünyada zirvede”
Rektör Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, “Akademik makalelerde de atıf yapmak, atıf almak kıymetli bir şeydir. Yani bir çalışmanız ne kadar çok atıf alıyorsa o kadar onun kıymetli olduğunu ve bilim ekosisteminde o kadar kıymetli olduğunu gösteriyor. Bu arada iki gün önce Açıköğretim Fakültesi Dekanımız Aras Bozkurt, dünyada açıköğretim alanında en fazla atıf alan bilim insanı oldu. Ödül aldı bu alanda. Bunu da ilk defa sizin aracılığınızla söylemiş olalım. Türkiye'de de sosyal bilimler alanında en çok atıf alan bilim insanı. Atıf almak, yaptığınız çalışmanın ne kadar çok bilim insanı tarafından görüldüğünü, okunduğunu ve oradan destek alındığını, kendi çalışmasında kullanıldığını gösteren bir şey. Ve atıfın çok alınabilmesi için çalışmanın çok yazarlı olması, çok bilim insanının olması, çok fazla üniversiteden bilim insanının bir araya gelmesi o çalışmayı güçlü hale getiriyor. Tek başınıza değil, birlikte yaptığınız zaman bir etki oranı ikiye çıkıyor. Üç üniversite varsa üçe çıkıyor. Dolayısıyla bunu, yani bu üniversitelerin ayrılmasını bir noktadan bakıp bunu bir zayıflama olarak görebilirken başka bir pencereden bakıp sizi güçlendirecek bir yön olarak da görebilirsiniz. Şu anda bizim geçmişe dönüp keşke şöyle olsaydı, böyle olsaydı deme şansımız yok. Dolayısıyla şu haliyle her iki üniversite için, üniversite ekosistemi için, yükseköğretim için ve Eskişehir için, Türkiye için daha iyi nasıl olabilecekse biz bunun gayretindeyiz ve bunu birlikte yapmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla şu anki mevcut halde en iyi bilimsel ortamı oluşturmaya, en fazla bilimsel çalışmayı yapmaya gayret ediyoruz” dedi.

“Güvenli ve yeşil kampüs hedefi”
Prof. Dr. Adıgüzel, “Birincisi fiziki olarak benim hedeflerim arasında kampüsü daha yaşanabilir, daha güvenli bir hale getirmek. Dolayısıyla kampüsümüzdeki depreme dayanaksız olan bütün binalardan arındırmak gibi bir niyetim var. Arındırdıktan sonra da buraları peyzajıyla daha yeşil, daha temiz ve daha erişilebilir bir kampüs haline getirmek gibi bir hedefim var. Öncelikle fiziki olarak bu yapıyı düzeltmek istiyorum. Göreve geldiğimde daha 6 Şubat depremleri olmamıştı ve sorduğum ilk soru ‘Binalarda yangın çıkışı var mı? Acil çıkış kapıları var mı? Yangın merdivenleri var mı?’ Çağırıp yapı işlerine sorduğum ilk soru bu oldu benim. Birçok binada bunun olmadığını gördüm ve ilk yaptığım iş acil çıkış kapıları, yangın merdivenlerini bir an önce yapmak oldu. İlk yaptığım fiziki olarak yatırım bu oldu benim Anadolu Üniversitesi'nde ve şu anki yaptığımız şey de bu. Önce insanların can güvenliğini sağlamak, fiziki olarak bunu sağlamak” diye konuştu.





