Almanya’nın Köln kentinde kuaförlük yapan 23 yaşındaki Sami Gezer, Eskişehir’e yerleşerek kendisine yeni bir hayat kurdu. Çevresinden Türkiye’ye yerleşmesinin kendisi için zor olacağı yönünde tavsiyeler alan Gezer, kendi işini kurmak için adım attı. İlk salonunu Cumhuriyet Bulvarı’nda açan genç kuaför, kentin farklı mahallelerinden müşteriler kazandıktan sonra iş yerini Kızılcıklı’ya taşıdı. Eskişehir’deki yaşama kısa sürede alışan Gezer, akşamlarını Emek Mahallesi’ndeki kahve sohbetleriyle, boş günlerini ise Sivrihisar’ı gezerek geçiriyor.
“Eskişehir çok güzel bir şehir”
Başlangıçta Dubai’ye gitmeyi planladığını, daha sonra Eskişehir’de kendi işini kurmaya karar verdiğini anlatan Gezer, bu süreçte çevresinden farklı tepkiler aldığını söyledi. Gezer, “Ben buraya gelmeden önce bana çoğu kişi demişti zaten, ‘Sakın öyle bir şey yapma, sakın Türkiye’ye yerleşme’ diye. Ben genelde şöyle düşünüyorum; gelin, yaşayın, görün. Beğenirseniz kalırsınız, beğenmezseniz gidersiniz. Eskişehir çok güzel bir şehir. ‘Ben o zaman burada, Eskişehir’de kendi dükkânımı açıyorum’ dedim. Açtım, tutturdum çok şükür. Şimdi buralara kadar geldim” dedi.
İlk iş yerinin göz önünde bir konumda olmamasına rağmen farklı mahallelerden müşterilerin kendisini tercih ettiğini belirten Gezer, “Çoğu kişi ‘Sen yapamazsın, edemezsin’ dedi. Dükkân çok sapaydı, gözükmüyordu. Gerçekten ben o dükkânı öyle bir işlettim ki Çamlıca’dan, Batıkent’ten bile geliyorlardı. Sultandere’den gelenler oluyordu. Şimdi Kızılcıklı’ya açtım. Güzel insanlarla tanıştım. Gençler çok beğeniyor bizim yaptığımız saçları” ifadelerini kullandı.
“Akşam dışarı çıkabilmek benim için lüks”
Almanya’daki günlük hayatının büyük ölçüde iş ve ev arasında geçtiğini anlatan Gezer, Eskişehir’de iş çıkışında da sosyal hayata zaman ayırabildiğini söyledi. Gezer, “Almanya’daki hayatım şöyleydi; sabah kalkıyordum, sabah namazından sonra spora gidiyordum, işe gidiyordum. İşten sonra yine camiye gidiyordum. Ondan sonra eve gidip yatıyordum. Saat 8.30-9 oluyordu. Eskişehir’de akşam benim dışarı çıkma gibi bir lüksüm var. O zaten benim için bayağı bir lüks” diye konuştu.
Eğlence mekânları yerine mahalle ortamını tercih ettiğini dile getiren Gezer, “Millet genelde Almanya’dan gelir, Nişantaşı’nda falan takılır. Ben Emek Mahallesi’nde takılıyorum. Akşamları kahveye gidiyorum” dedi.

“Beni en çok şaşırtan şey çayın 15 lira olmasıydı”
Emek Mahallesi’ndeki kahve ortamını sevdiğini anlatan Gezer, çay fiyatlarının da kendisini şaşırttığını söyledi. Gezer, “Beni burada şaşırtan şey, Emek Mahallesi’nde çayın 15 TL olmasıydı. Ben normalde 70 TL’ye bir çay içiyordum, şimdi mahalle kahvesinde 15 TL’ye içiyorum. Şaka bir yana, gerçekten parasında değilim. Güzel ortamlar var. Eskişehir gerçekten güzel” dedi.
“Türkiye’deki köyler gibi yerler görmedim ve ben buna bayılıyorum”
Pazar günleri fırsat buldukça Sivrihisar’a gittiğini belirten Gezer, ilçe sokaklarında yürümekten ve vatandaşlarla sohbet etmekten keyif aldığını anlattı. Gezer, “Babaanne tarafım Sivrihisarlı olduğu için Sivrihisar’a gidiyorum. Kulaklığı takıp geziyorum. Köy ortamlarını daha çok seviyorum. Eskişehir’deki insanlara bu tarz şeyler genelde sıradan geliyor ama ben apayrı bir gözle bakıyorum. Türkiye’deki köyler gibi yerler görmedim ve ben buna bayılıyorum. Oradaki insanların sıcakkanlılığı ayrı, havası, kokusu ayrı. Amcalarla sohbet etmeyi severim. Bunlar güzel şeyler bana göre” şeklinde konuştu.
“Eskişehir bana takım sevgisi kazandırdı”
Eskişehir’de kurduğu yeni hayatın kendisine bir de takım sevgisi kazandırdığını ifade eden Gezer, daha önce futbolla ilgilenmediğini söyledi. Bazı Eskişehirspor futbolcularının da saçlarını kestiğini belirten genç kuaför, şöyle devam etti:
“Eski dükkânımda bir kişi bana, ‘Senin futbolla şu an alakan yok ama Eskişehirspor’u tutacaksın, bu kesin’ dedi. Gerçekten de öyle oldu. Benim futbolla hiçbir şekilde alakam yoktu ama şimdi Eskişehirspor maçlarını sürekli takip ediyorum. Futbolcular da bana tıraşa geldiğinde daha çok heyecan katıyor. Daha maça gitmek nasip olmadı, mutlaka gitmek istiyorum. Merak ediyorum çünkü gerçekten hiç gitmedim.”





