İlk taslakta bulunmayan bu madde, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor tarafından sonradan rapora eklendi. Siyasi kimliğiyle öne çıkan Amor'un ekonomik ve stratejik öneme sahip bu konuya özel yer vermesi dikkat çekti. Maddenin, diğer değişiklik önerilerinden farklı olarak geniş uzlaşıyla kabul edilmesi de Avrupa Birliği'nin konuya verdiği önemi ortaya koydu.
AB ile Türkiye ilişkilerinin uzun süredir siyasi gerilim nedeniyle sınırlı ilerlediği bir dönemde, nadir toprak elementlerine ilişkin bu vurgu, Avrupa Birliği'nin kritik hammadde güvenliği politikalarıyla doğrudan örtüşüyor.
AB'NİN KRİTİK HAMMADDE STRATEJİSİ
Avrupa Birliği, kritik hammaddelerde dışa bağımlılığı azaltmayı temel hedeflerinden biri haline getirdi. Bu kapsamda 23 Mayıs 2024'te yürürlüğe giren Kritik Hammaddeler Tüzüğü ile yeni bir dönem başlatıldı.
Tüzük kapsamında 2030 yılına kadar stratejik hammaddelerin en az yüzde 10'unun Birlik içindeki madencilik faaliyetlerinden karşılanması, yüzde 40'ının AB sınırları içinde işlenmesi, yüzde 25'inin geri dönüşüm yoluyla elde edilmesi ve herhangi bir stratejik hammaddede tek bir ülkeye bağımlılığın yüzde 65'i aşmaması hedefleniyor.
Bu hedefler doğrultusunda Avrupa Birliği yalnızca kendi üretimini artırmayı değil, aynı zamanda kaynak sahibi ülkelerle stratejik ortaklıklar geliştirmeyi de amaçlıyor.
AVRUPA KRİTİK HAMMADDELER KURULU OLUŞTURULDU
AB, kritik hammaddeler alanındaki politikaları koordine etmek amacıyla Avrupa Kritik Hammaddeler Kurulu'nu kurdu. Kurul, stratejik projelerin belirlenmesi, izin süreçlerinin hızlandırılması, döngüsel ekonomi uygulamalarının geliştirilmesi ve üçüncü ülkelerle stratejik ortaklıkların kurulması gibi alanlarda görev yapıyor.
Avrupa Birliği'nin halihazırda Arjantin, Kanada, Şili, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Grönland, Kazakistan, Namibya, Norveç, Ruanda, Ukrayna, Özbekistan ve Zambiya ile kritik hammaddeler konusunda stratejik ortaklıkları bulunuyor. Rapordaki ifadeler, Türkiye'nin de bu zincire dahil edilmek istendiği yönünde yorumlanıyor.
TÜRKİYE RAPORUNDA EKONOMİYE SINIRLI YER VERİLDİ
Avrupa Parlamentosu'nun kabul ettiği Türkiye Raporu 90 maddeden oluşuyor. İlk bölümde yer alan 25 değerlendirmeden yalnızca üçü ekonomiyle ilgili. Bu bölümde Türkiye ile Avrupa Birliği'nin karşılıklı önemli ticaret ortakları olduğu, AB'nin Türkiye'deki doğrudan yatırımların en büyük kaynağı olduğu, son iki yılda yüksek enflasyon ve kur istikrarsızlığıyla mücadelede ilerleme sağlandığı ve Antalya'da düzenlenecek COP31 kapsamında iklim taahhütlerine değinildi. Ekonomiye ilişkin ayrıntılı değerlendirmeler ise ikinci bölümde yer aldı.
Raporda enflasyonla mücadelede büyümenin korunmasına yönelik politikalar olumlu karşılanırken, emeklilerin sıkı para politikasının olumsuz etkilerine karşı korunması istendi. Hukukun üstünlüğü ve hukuki güvenliğin yatırım ortamı açısından taşıdığı önem vurgulanırken, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun büyümesi eleştirildi.
Ayrıca yolsuzlukla mücadelede GRECO tavsiyelerine uyulması, kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadelede AB mevzuatına uyum sağlanması çağrısı yapıldı. Kayıt dışı istihdam, gelir eşitsizliği ve kadın-erkek ücret farkı gibi yapısal sorunlara dikkat çekilirken, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadelede yetersiz kaldığı ifade edildi.
Raporda ayrıca Rusya ve İran'dan enerji ithalatına ilişkin endişeler dile getirildi. Ticaret, teknoloji, bilim, güvenlik ve göç alanlarında yüksek düzeyli diyalogların sürdürülmesi, enerji, ulaşım ve dijital altyapı projelerinde iş birliğinin artırılması, Orta Koridor ve Karadeniz otoyolu gibi projelerin desteklenmesi önerildi. Gümrük Birliği'nin güncellenmesi için ekonomi dışındaki siyasi şartların yerine getirilmesi gerektiği de vurgulandı.
STRATEJİK VE KRİTİK HAMMADDE LİSTELERİ
AB mevzuatı kapsamında hazırlanan stratejik hammaddeler listesinde lityum, manganez, nikel, doğal grafit, nadir toprak elementleri, bakır, alüminyum ve bor başta olmak üzere 17 hammadde yer alıyor. Kritik hammaddeler listesinde ise bor dahil toplam 34 hammadde bulunuyor. Bu hammaddeler savunma sanayii, yenilenebilir enerji, elektrikli araçlar, batarya teknolojileri, havacılık ve dijital dönüşüm açısından kritik önem taşıyor.
AB, stratejik hammadde projelerini desteklemek amacıyla Global Gateway programını devreye aldı. 2021-2027 dönemini kapsayan program kapsamında yaklaşık 300 milyar avroluk kamu ve özel sektör yatırımının harekete geçirilmesi hedefleniyor.
Finansman hibeler, yatırım garantileri ve Avrupa finans kuruluşlarının sağlayacağı kredilerle oluşturulurken, program Avrupa Komisyonu, Avrupa Yatırım Bankası ve üye ülkelerin ortak hareket ettiği Team Europe modeliyle yürütülüyor. AB üyesi olmayan ülkelerde gerçekleştirilecek stratejik projelerin de bu kapsamda desteklenmesi planlanıyor.
RAPORUN 30. MADDESİNDE ESKİŞEHİR VURGUSU
Rapordaki 30. maddede Türkiye'nin Eskişehir'de keşfettiği büyük nadir toprak elementleri rezervlerinin ülkeyi stratejik küresel pazarda önemli bir aktör haline getirebileceği belirtiliyor. Ancak bu potansiyelin değerlendirilebilmesi için ileri madencilik ve işleme teknolojilerine erişim, yüksek çevre standartlarının uygulanması ve sürdürülebilir kaynak yönetiminin sağlanmasının zorunlu olduğu ifade ediliyor.




