Kalbine yenik düşen Ece İrtem'in son görüntüleri ortaya çıktı
Kalbine yenik düşen Ece İrtem'in son görüntüleri ortaya çıktı
İçeriği Görüntüle

Yabancı bir televizyon kanalına konuşan Bakan Uraloğlu, Türkiye ve Suudi Arabistan'ın öncülüğünde yürütülen demiryolu projesinin bölgesel iş birliğini güçlendireceğini belirtti. Uraloğlu, "Suudi Arabistan ile iş birliği yaparak sadece ticaretimizi değil, tarihi ve kültürel bağlarımızı da geliştireceğiz" ifadelerini kullandı.

Son dönemde Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gelişmelerin ulaştırma ve lojistik sektörüne etkilerine de değinen Uraloğlu, küresel ticaretin kesintisiz sürdürülebilmesi için alternatif ulaşım koridorlarının önemine dikkat çekti.

Hicaz Demiryolu'nun sadece Ortadoğu ve Türkiye için değil, küresel ticaret açısından güçlü bir alternatif oluşturduğunu belirten Bakan Uraloğlu, "Projede Riyad'ı merkez ya da başlangıç noktası alırsak, Avrupa'ya kadar giden; Akdeniz'e, Ege Denizi'ne, Karadeniz'e açılan bir hattan bahsediyoruz. Bunun burada kalmaması gerekir. Sadece yük değil, yolcu da taşıma noktasında görüşmelerimiz oldu. Bunun Cidde, Mekke ve Medine'ye kadar uzatılması; aynı şekilde diğer çevre ülkelere de önümüzdeki süreçte bağlantılar verilmesi planlanıyor. Öte yandan da bu hattın Umman üzerinden açık denize, okyanusa da açılması bekleniyor. Sadece Suudi Arabistan merkezli değil, Uzak Doğu'dan gelen yüklerin buradan karaya çıkarılıp demiryoluyla bütün Avrupa'ya kadar gitmesine müsaade edecek bir güzergahtan bahsediyoruz" diye konuştu.

400 KİLOMETRELİK BİR HAT

Proje kapsamında hem yük taşımacılığı hem de yolcu taşımacılığının gerçekleştirileceğini vurgulayan Uraloğlu, "Şu ana kadar Suudi Arabistan, Ürdün sınırına kadar hattı bitirdi. Türkiye tarafında biz zaten İslahiye'ye, Kilis'e, Gaziantep'e kadar bitirdik. Suriye ile Ürdün arasında yaklaşık 400 kilometrelik eksik bir bölüm var. Ama burada arazi şartları çok sıkıntılı değil. Hattın yer yer sağlam olan bölümleri var, yer yer yeniden yapılacak olan bölümleri var. 400 kilometrelik bir hattan bahsediyoruz. Bizim ilk etapta yapacağımız, burada yapılması gerekenlerin tespiti. Bunu birkaç ay içerisinde inşallah sonlandırmış olacağız. Süreci doğru yönetirsek, Türk müteahhitleri gibi güçlü, hızlı iş yapan müteahhitlerle projeyi yaparsak 3-4 yıl gibi bir zaman diliminde komple bu hattı işler hale getirebiliriz. Ayrıca proje ile kutsal yolculuğa gidecek olan yolcuların taşınmasından turistik seyahatlere kadar bunların da olması gerekir diye düşünüyoruz" şeklinde konuştu.

Hicaz Demiryolu ile bölgedeki ülkeler arasındaki kültürel ilişkilerin de güçleneceğini söyleyen Uraloğlu, "Burada bizim dost ve kardeş halklar ve onlarla tarihten beri olan ilişkilerimiz var. Artık siz komşularınızla beraber ancak güçlü olabilirsiniz; tek başına değil. Yaşanmış olan, yaşanan savaşlar bunu bize net bir şekilde gösterdi. Gerçekten bütün ülkeler, kendilerini zor durumda dahi destekleyebilecek, yanıltmayacak ülkelerle iş birliği yapmak istiyor. Onun için Türkiye bu noktada gerçekten sözünde duran, şartlara göre sözünü değiştirmeyen, yola çıktıklarını yolda bırakmayan bir anlayışa sahip. Bizim geçmişte de burada birçok ortak projemiz oldu. Ortadoğu'daki en güçlü ülke Suudi Arabistan'la iş birliği yaparak, sadece ticaretimizi değil, tarihi ve kültürel bağlarımızı da geliştireceğiz" ifadelerini kullandı.

"YATIRIM YAPTIK"

Gerçekleştirilen altyapı yatırımlarının Türkiye'yi bölgede öne çıkan ülkelerden biri haline getirdiğini belirten Uraloğlu, "Türkiye'de şu anda 4 bin 464 kilometre hızlı tren hattımız var; halihazırda inşaatlar devam ediyor. Bunun yaklaşık 3 bin kilometresini iki yıl içerisinde devreye almış olacağız. Ülkemize ulaştırma alanında 355 milyar dolarlık yatırım yaptık. Dolayısıyla bölgemize hizmet edebilecek her türlü altyapıyı yüzde 90'lar seviyesinde hazır hale getirdik ve getirmeye de devam ediyoruz. Biz küresel kriz, pandemi veya savaşlarda neyi yaşadık? Bazen şöyle düşünebiliyoruz; benim param var, her zaman her istediğimi alabilirim ama alamıyorsunuz. Dolayısıyla o zaman sadece para değil; sizin doğru zamanda parasal imkanlarınızı da ortaya koyarak doğru yatırımları, doğru stratejik hamleleri yapmanız gerekir. Türkiye de gerçekten bunları yaptı ve bölgesinde güçlü; ama bütün bölge ülkeleriyle beraber bu gücü inşallah artırmış olacağız" diye konuştu.
Projenin ilk etapta Suudi Arabistan, Türkiye, Ürdün ve Suriye'yi kapsaması planlanırken, ikinci aşamada Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Umman ve Yemen'in de dahil edilmesi öngörülüyor. Projenin hayata geçirilmesiyle ticari ürünlerin yanı sıra petrol ve doğal gazın da Basra Körfezi'ne ihtiyaç duyulmadan demiryolu ağı üzerinden Türkiye'ye, buradan da Avrupa pazarlarına ulaştırılması hedefleniyor.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı