<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Eskisehir.Net | Eskişehir Haber - Eskişehir Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.eskisehir.net</link>
    <description>Eskişehir haber, güncel Eskişehir haberleri, Eskişehir son dakika haberleri, Eskişehirspor haberleri ve Eskişehir iş ilanları Eskişehir.Net'te</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.eskisehir.net/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 04 Apr 2026 09:51:17 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehir.net/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Genç yaşta sigaraya başlayanlar dikkat! Yılda 35 bin kişi akciğer kanserinden ölüyor]]></title>
      <link>https://www.eskisehir.net/genc-yasta-sigaraya-baslayanlar-dikkat-yilda-35-bin-kisi-akciger-kanserinden-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehir.net/genc-yasta-sigaraya-baslayanlar-dikkat-yilda-35-bin-kisi-akciger-kanserinden-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de kanser kaynaklı ölümler arasında ilk sırada akciğer kanseri yer alıyor. Konuyla ilgili uzmanı açıklamalarda bulundu. işte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hem dünyada hem Türkiye'de kanser oranları hızla artmaya devam ediyor. Türkiye'de en çok görülen kanserin akciğer kanseri olduğu aktarıldı.</p>

<p>Konuyla ilgili Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Kıyık, "Biz hekimler akciğer kanserinde taramayı şu amaçla yapıyoruz. Bir koruyucu hekimlik var, bir de tedavi edici hekimlik var. Koruyucu önlemlerden bir tanesi de kişi akciğer kanseri olmasın diye akciğer kanseri taraması yapılmasıdır. Risk gruplarını önce belirliyoruz. Yaklaşık olarak 20 yıl günde bir paket sigara içmiş bir insan 50 ila 77 yaş arasındaysa, akciğer kanserinin en fazla görülme yaşları bu yaş grupları oluyor" dedi.</p>

<p>Kıyık, "Dünyada yılda iki buçuk milyon akciğer kanseri görülüyor ve maalesef bunların 1 milyon 800 bin kişisi hayatını kaybediyor. Türkiye'ye gelecek olursak yılda 50 bin yeni akciğer kanseri görülüyor ve bunların 35 bini hayatını kaybediyor. Akciğer kanseri maalesef tüm dünyada ve Türkiye'de kanserler içerisinde ölüm sırasında birinci sırada yer alıyor" ifadelerini kullandı.</p>

<h2>İÇTİĞİNİZ SİGARA RİSK OLUŞTURUYOR</h2>

<p>Kıyık, "Bu yaş grubunda sigara içen insanlara düşük doz bilgisayarlı tomografi çektiriyoruz. Yani hem radyasyonundan korumuş oluyoruz hem de akciğer kanseri varsa bir başlangıç halinde yakalayıp onu bertaraf etmek istiyoruz. Hem de ikinci bir uyarı da o hastamızla, sigara içen kişiyle yüz yüze geldiğimiz zaman şunu anlatıyoruz; içtiğiniz sigara risk doğuruyor, sizi bunun için tarıyoruz. Belki onu sigarayı bırakması için de yardımcı bir gerekçe olmuş oluyor" diye konuştu.<br />
 </p>

<h2>"ERKEN EVREDE AKCİĞER KANSERİ TEŞHİSİ KONUYOR"</h2>

<p>Kıyık, "Bu tarama yapıldığında 100 kişiden 4 kişiye erken evrede akciğer kanseri teşhisi konuyor. Ayrıca başka bir akciğer hastalığı varsa, kanser dışında onlar da ortaya çıkarılmış oluyor. Kişi başlangıç aşamasında bir enfeksiyonla karşı karşıya olabilir. İçtiği sigarayla maruz kaldığı başka bir hastalık, KOAH, interstisyel akciğer hastalığı gibi diğer hastalıklar da oluşuyor olabilir. Bunlar da önlenmiş oluyor" dedi.<br />
<br />
Kıyık, "Artık Avrupa'da ve Amerika'da olan akciğer kanseri taramasının bizde de rutin olarak başlaması gerekiyor. Ama diyelim ki şu anda yok, bizim uyarımız sigara içen insanlara bir, sigarayı bırakmaları; iki, eğer sigara içiyorlarsa, bu yaş grubundaysalar, 50-77 yaş arasındaysalar, 20 yıldır sigara içmişlerse nasıl arabalarını yılda bir yahut da 10 bin kilometre, 15 bin kilometrede bir bakıma götürüyorlarsa, kendileri de buyursunlar gelsinler. Zaten devletimizin de sigara bırakma polikliniği hizmeti var. Hem o hizmeti almış olurlar hem de kendi sağlıkları için bir taramadan geçmiş olurlar" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>GENÇ YAŞTA SİGARAYA BAŞLAYANLAR DİKKAT</h2>

<p>Dr. Murat Kıyık, "Bütün dünyada bazı ülkelerde, özellikle bizim Türkiye, genç yaşta sigaraya başlama konusunda hemen hemen birinci sırada geliyor. Bizim gibi ülkeler var; Rusya, Sırbistan, Macaristan gibi ülkelerde de erken yaşta sigaraya başlama söz konusu. Onun için ne kadar erken başlanıyorsa sigaraya, riski o kadar artıyor. Aslında biz 50-77 diyoruz ama bunlar ortalama yaşlar. Kişi 15 yaşında bir paket sigara içmeye başlamışsa, 20 yıl içince 35 yaşına gelmiş oluyor. Aynı riski o da taşıyor aslında" dedi.</p>

<h2>"14 YAŞINDA BAŞLADI 34 YAŞINDA KAYBETTİK"</h2>

<p>Genç yaşta sigaraya başlamanın ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğine ilişkin örnek de paylaşan Kıyık, çok genç akciğer kanseri hastalarıyla karşılaştıklarını söyledi. Kıyık, "Tarama grubu olarak 50-77 yaş arası grubu söylemiş isek de erken yaşta sigaraya başlayanlar dikkatli olmalı. Çünkü bizim çok genç akciğer kanser hastalarımız var. Hatta öyle ki, bir hastamın oğlu akciğer kanseriydi. Baba hala yaşıyor. Oğlunu 34 yaşında kaybettik. 14 yaşında sigaraya başlamıştı. Maalesef 3 yıl yaşadıktan sonra kaybettik" ifadelerine yer verdi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehir.net/genc-yasta-sigaraya-baslayanlar-dikkat-yilda-35-bin-kisi-akciger-kanserinden-oluyor</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 16:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirnet.teimg.com/crop/1280x720/eskisehir-net/uploads/2025/04/saglik-bakanligindan-akciger-kanseri-uyarisi.png" type="image/jpeg" length="51458"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından mevsim geçişi uyarısı: Her öksürük enfeksiyon değil]]></title>
      <link>https://www.eskisehir.net/uzmanindan-mevsim-gecisi-uyarisi-her-oksuruk-enfeksiyon-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehir.net/uzmanindan-mevsim-gecisi-uyarisi-her-oksuruk-enfeksiyon-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mevsim geçişleriyle birlikte hava sıcaklıklarındaki ani değişimler, üst solunum yolu enfeksiyonlarını (ÜSYE) tetiklemeye başladı. Uzmanı üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acil Tıp Uzmanı Dr. Mehmet Tatlı, artan vaka sayıları karşısında vatandaşları uyararak; her grip vakasında acil servislere başvurmanın hastane yükünü artırdığına ve kritik durumdaki hastaların hizmet almasını zorlaştırdığına dikkat çekti.</p>

<h2>KİMLER RİSK ALTINDA?</h2>

<p>Uzmanlara göre, bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerde virüslerin yayılımı çok daha hızlı gerçekleşiyor. Özellikle şu grupların ekstra dikkatli olması gerekiyor: Yaşlılar ve çocuklar, Kronik hastalığı olanlar (Özellikle KOAH hastaları), Bağışıklık sistemi düşük bireyler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="öksürük-site" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://eskisehirnet.teimg.com/eskisehir-net/uploads/2023/04/oksuruk-site.jpg" width="1280" /></p>

<h2>"AŞI HAYAT KURTARIR"</h2>

<p>Dr. Mehmet Tatlı, enfeksiyonları hafif atlatmanın anahtarının grip aşısı olduğunu vurguladı. Mevsim başında yapılan aşıların sadece gribi önlemekle kalmadığını, aynı zamanda zatürre gibi ciddi komplikasyon risklerini de minimize ettiğini belirtti.</p>

<p>Sağlıklı bireylerin hastalıklara yakalanmadan önce önlem alması gerektiğini ifade eden Tatlı, bağışıklığı desteklemek için şu önerilerde bulundu: Aile hekiminizde veya dahiliye polikliniklerinde D vitamini, B12 ve Çinko seviyelerinizi ölçtürün. Vücudun normal işleyişini bozan vitamin eksikliklerini gidererek savunma mekanizmanızı güçlendirin. Kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması virüs yayılımını hızlandırır; ortamı düzenli olarak havalandırın.</p>

<p>Toplumda yaygın olan "serum veya iğne olmadan iyileşilmez" düşüncesinin bilimsel bir temeli olmadığını belirten Dr. Tatlı, bu yanlış algının sonuçlarını şöyle sıraladı: Acil servislerin gereksiz yere kilitlenmesine neden olur. Kalabalık acil servislerde virüslerin sağlıklı insanlara bulaşma ihtimali artar. Kalp krizi veya kaza gibi hayati tehlikesi olan hastaların tedavi sürecini aksatabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehir.net/uzmanindan-mevsim-gecisi-uyarisi-her-oksuruk-enfeksiyon-degil</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirnet.teimg.com/crop/1280x720/eskisehir-net/uploads/2024/07/oksuruk-2.jpg" type="image/jpeg" length="83926"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ölümün aylar öncesinden gelen belirtileri ortaya çıktı! Bu işaretleri görmezden gelmeyin]]></title>
      <link>https://www.eskisehir.net/olumun-aylar-oncesinden-gelen-belirtileri-ortaya-cikti-bu-isaretleri-gormezden-gelmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehir.net/olumun-aylar-oncesinden-gelen-belirtileri-ortaya-cikti-bu-isaretleri-gormezden-gelmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir tıp uzmanı, yaşamın son dönemine giren bireylerde aylar öncesinden ortaya çıkabilen belirtilere dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir tıp uzmanı, bir kişinin yaşamının son dönemine girip girmediğinin aylar öncesinden bazı belirtilerle anlaşılabileceğini öne sürdü. Uzman, hayatının sonuna yaklaşan bireylerde görülen işaretleri ve bu süreçte yapılabilecekleri paylaştı.</p>

<p>Carol DeSarkissian, WebMD üzerinden yaptığı değerlendirmede; aşırı uyuma ya da uyuyamama gibi değişimlerin, kişinin durumunun ağırlaştığına işaret edebileceğini belirtti. Ayrıca, ölümcül hastalığı bulunan kişilerde yeme-içme isteğinin azalması ve iletişimin giderek zayıflaması da dikkat çeken belirtiler arasında yer alıyor.</p>

<h2>BU BELİRTİLERE DİKKAT</h2>

<p>Uzman, özellikle bazı hastalarda konuşma isteğinin artabileceğini, bunun da duygusal bir sürecin parçası olabileceğini ifade etti. Bunun yanı sıra kan basıncı, solunum ve kalp ritminde yaşanan değişiklikler ile şiddetli ağrı da önemli uyarı işaretleri arasında gösteriliyor.</p>

<p>Fiziksel belirtiler arasında ise cilt renginde değişimler, özellikle el, ayak ve diz çevresinde farklılaşmalar, vücut ısısında düşüş ve nefes almada zorlanma gibi durumlar öne çıkıyor.</p>

<p>Konuyla ilgili şu tavsiyelere yer verildi:</p>

<p>“İnsanlar onlarla konuştuğunda ya da onlara dokunduğunda yanıt vermeyebilir. Birisi size cevap vermese bile, sizi hissedebilir ve orada olmanızdan dolayı rahatlayabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bazı insanlar, beklenenden daha çabuk kötüleşir. Bu yüzden aile üyenize veya sevdiklerinize söylemek istediğiniz bir şey varsa, bunu söylemeniz önemlidir.</p>

<p>Diğer aile üyelerinden veya arkadaşlarınızdan, sevdiklerini ziyaret etmelerini veya vedalaşmalarını isteyebilirsiniz. Ya da ziyaret etmesi için dini veya manevi bir lider ayarlayabilirsiniz.</p>

<p>Herkes bunu yapmak istemez fakat zorunda değil. Bazı insanlar dinlenmek için zamana ihtiyaç duyabilir. Ya da diğerlerinin etrafında olmasını rahatlatıcı bulabilir."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>tv100</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehir.net/olumun-aylar-oncesinden-gelen-belirtileri-ortaya-cikti-bu-isaretleri-gormezden-gelmeyin</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 15:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirnet.teimg.com/crop/1280x720/eskisehir-net/uploads/2026/04/hasta.jpg" type="image/jpeg" length="90466"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sessiz tehlike kapıda: Eskişehir'den vatandaşlara kritik çağrı, sakın ihmal etmeyin!]]></title>
      <link>https://www.eskisehir.net/sessiz-tehlike-kapida-eskisehirden-vatandaslara-kritik-cagri-sakin-ihmal-etmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehir.net/sessiz-tehlike-kapida-eskisehirden-vatandaslara-kritik-cagri-sakin-ihmal-etmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulunan Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, kanserin dünyada en sık görülen ikinci ölüm nedeni olduğunu hatırlatarak, ücretsiz tarama programları ve erken teşhisin hayati önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası dolayısıyla yaptığı basın açıklamasında, kanserin hem dünyada hem de ülkemizde önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini söyledi. Doç. Dr. Bildirici, kanserin kalp ve damar hastalıklarından sonra en sık ölüme neden olan hastalıklar arasında ikinci sırada yer aldığını söyleyerek, yalnızca bireylerin sağlığını değil; aileleri, sosyal yaşamı, iş gücünü ve ülke ekonomisini de etkileyen çok yönlü bir hastalık olduğuna belirtti.</p>

<p>Dünya genelinde kanser görülme sıklığının her geçen yıl arttığını ifade eden Doç. Dr. Bildirici, nüfusun artması, yaşlanması, çevresel risk faktörlerine maruziyetin artması ve sağlıksız yaşam alışkanlıklarının yaygınlaşması nedeniyle önümüzdeki yıllarda kanser yükünün daha da artmasının beklendiğini belirtti. Dünyada ve ülkemizde en sık görülen kanser türleri arasında akciğer, meme ve kolorektal kanserlerin ilk sıralarda yer aldığını da ekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Kanser Hücresi (1)" class="detail-photo img-fluid" height="599" src="https://eskisehirnet.teimg.com/eskisehir-net/uploads/2026/04/kanser-hucresi-1.jpg" width="1280" /></p>

<h2>RİSK FAKTÖRLERİNİ TEK TEK SIRALADI</h2>

<p>Kanserlerin yaklaşık %90’ının çevresel, %10’unun ise genetik faktörlere bağlı olarak geliştiğini ifade eden Doç. Dr. Bildirici, özellikle tütün kullanımı, alkol tüketimi, sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik, fazla kilolu veya obez olma ile bazı enfeksiyonların kanser gelişiminde önemli risk faktörleri arasında bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Ulusal Kanser Tarama Programları hakkında da bilgi veren Doç. Dr. Bildirici, Meme kanseri taramasının 40-69 yaş arasındaki kadınlara yılda bir klinik meme muayenesi ve 2 yılda bir mamografi, Rahim ağzı (serviks) kanseri taramasının 30-65 yaş arasındaki kadınlara 5 yılda bir HPV-DNA testi, Kalın bağırsak (kolorektal) kanseri taramasının ise 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklere 2 yılda bir Gaitada Gizli Kan Testi (GGK) ile yapıldığını, ayrıca bu yaş grubundaki bireylere 10 yılda bir kolonoskopi önerildiğini söyledi.</p>

<h2>ÜCRETSİZ BİR ŞEKİLDE HİZMETE SUNULUYOR</h2>

<p>Bakanlık tarafından Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM), Aile Sağlığı Merkezleri (ASM), Toplum Sağlığı Merkezleri (TSM) ve Mobil Tarama Araçları aracılığıyla ücretsiz olarak sunulduğunu ifade eden Doç. Dr. Bildirici, tarama sonucunda pozitif ya da şüpheli bulgu saptanan bireylerin ileri tetkik ve değerlendirme amacıyla ilgili sağlık kuruluşlarına yönlendirildiğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Eskisehir.net Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehir.net/sessiz-tehlike-kapida-eskisehirden-vatandaslara-kritik-cagri-sakin-ihmal-etmeyin</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 10:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirnet.teimg.com/crop/1280x720/eskisehir-net/uploads/2026/04/kanser-hucresi-2.jpg" type="image/jpeg" length="93555"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sessizce yayılıyor: 2050’de dünya nüfusunun yarısı miyop olabilir!]]></title>
      <link>https://www.eskisehir.net/sessizce-yayiliyor-2050de-dunya-nufusunun-yarisi-miyop-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehir.net/sessizce-yayiliyor-2050de-dunya-nufusunun-yarisi-miyop-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilimsel çalışmalar, 2050 yılına gelindiğinde dünya nüfusunun yaklaşık yarısının miyop ile karşı karşıya kalabileceğini öngörüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sabah'ın haberine göre, göz sağlığını sadece ekran kullanımına indirgemek artık yetersiz bir yaklaşım. Bilimsel çalışmalar, 2050 yılına gelindiğinde dünya nüfusunun yaklaşık yarısının miyopi ile karşı karşıya kalabileceğini öngörüyor.</p>

<p>Üstelik bu artışın tek nedeni telefon ya da tablet kullanımı değil. Özellikle düşük ışıkta yapılan ve gözü uzun süre yakına odaklamayı gerektiren alışkanlıkların, gözlerde ciddi bir zorlanmaya yol açtığı belirtiliyor.</p>

<p><img alt="Göz Tansiyonu (1)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://eskisehirnet.teimg.com/eskisehir-net/uploads/2026/03/goz-tansiyonu-1.png" width="1280" /></p>

<h2>MESELE YALNIZ EKRAN SÜRESİ DEĞİL</h2>

<p>Araştırmalara göre, bu tür koşullarda göz kasları sürekli aktif kalıyor ve zamanla göz yapısında değişiklikler meydana gelebiliyor. Bu durum da uzağı net görememe sorununu tetikleyebiliyor. Yani mesele yalnızca ekran süresi değil; nasıl, ne kadar ve hangi ortamda odaklandığımız da büyük önem taşıyor.</p>

<p><img alt="Göz Tansiyonu Doktor (1)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://eskisehirnet.teimg.com/eskisehir-net/uploads/2026/03/goz-tansiyonu-doktor-1.png" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, asıl risk faktörlerinden birinin kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması ve yeterince gün ışığına maruz kalmamak olduğunu vurguluyor. Açık havada zaman geçirmek, doğal ışığın etkisiyle gözlerin daha rahat çalışmasına yardımcı oluyor ve miyop gelişme ihtimalini azaltabiliyor. Ancak özellikle çocukların dışarıda oynama alışkanlıklarının azalması, bu riski daha da büyütüyor. Bu nedenle sadece tedaviye odaklanmak yerine, günlük yaşam alışkanlıklarını gözden geçirmek de büyük önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Eskisehir.net Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehir.net/sessizce-yayiliyor-2050de-dunya-nufusunun-yarisi-miyop-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 16:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirnet.teimg.com/crop/1280x720/eskisehir-net/uploads/2026/03/goz-tansiyonu.png" type="image/jpeg" length="62778"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hastalık kapmadan aşı şart! Çocukları ölüme kadar götürüyor]]></title>
      <link>https://www.eskisehir.net/hastalik-kapmadan-asi-sart-cocuklari-olume-kadar-goturuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehir.net/hastalik-kapmadan-asi-sart-cocuklari-olume-kadar-goturuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya genelinde yeniden tırmanışa geçen kızamık vakalarına karşı uyaran Uzman Dr. Ferunda Demir, aşı karşıtlığının artmasıyla çocukların ölümcül risklerle baş başa kaldığını ve hastalığın yıllar sonra bile beyin hasarına yol açabildiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir dönem kontrol altına alınan ancak son yıllarda küresel ölçekte yeniden patlak veren kızamık vakaları, özellikle çocuklar için hayati bir risk teşkil ediyor. Covid-19 pandemisi sonrası çocukluk çağı aşılanma oranlarında gözlenen gerileme, bu bulaşıcı hastalığın yeniden yayılmasına zemin hazırladı.</p>

<p>Uzman Dr. Ferunda Demir, kızamığın sadece hastalık süreciyle sınırlı kalmadığını vurguladı.</p>

<p>Kızamığın, rubeola adı verilen bir virüs hastalığı olduğunu belirten Uzm. Dr. Ferunda Demir, hastalığın özellikle döküntüyle seyreden ve toplumsal yayılım riski yüksek bir enfeksiyon olduğuna işaret ederek, "Kızamık hastalığı, rubeola dediğimiz bir virüs hastalığıdır. Özellikle döküntülerle seyreden bir hastalıktır ve salgınlar şeklinde kendini gösterdiği için çok ciddi önem taşımaktadır" dedi.</p>

<p>Demir, "Öksürmekle, hapşırmakla, bazen fiziksel temasla birbirlerine bulaştırabilirler. Kızamık virüsünün özellikle 20 ve 37 derece arasında canlı olarak yaşadığını biliyoruz ve havada da bir saat kadar asılı kalabiliyor. Bu yüzden de herhangi bir kızamıklı çocuğun bulunduğu ortamda diğer çocuklara bulaşma ihtimali birkaç saat daha devam edebiliyor, çocuk oradan ayrılmış olsa bile" ifadelerini kullandı.</p>

<h2>BELİRTELERİ NELER?</h2>

<p>Uzm. Dr. Demir, hastalığın belirtilerini, "Öksürük, burun akıntısı, boğaz ağrısı, halsizlik, gözlerde kızarma gibi semptomlarla gelebilir. Özellikle hastalığı kapan çocukların bir kısmında yanak iç kısmında, ağız içinde gri renkli koplik lekesi dediğimiz lekelerin olması, hastalığın tanı koydurmada bize çok diagnostik bir veridir. Bu şikayetlerin arkasından 4. ya da 5. günde, boyun arkasından ve kulak arkasından başlayan, tüm vücuda yayılan kırmızı ve kahverengi renkli döküntüler meydana gelir. Bu döküntüler 4-5 gün kaldıktan sonra önce solar, ardından soyularak baştan aşağı kaybolur" ifadeleriyle anlattı.</p>

<p>Son yıllarda kızamık vakalarındaki artışın en önemli nedenlerinden birinin de aşı karşıtlığı olduğuna işaret eden Uzm. Dr. Demir, "Son yıllarda özellikle aşı karşıtı kişilerin artması, çocukların aşılanmaması bu tür ölümcül risklerle karşı karşıya kaldığımızı gösteriyor" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Demir, kızamık aşısının iki doz halinde uygulandığını söyleyerek, "Türkiye'deki aşı şemasında iki doz aşı var. 12. ay ve 4. yaşta. Son yıllarda salgınların artmasıyla birlikte 9. ayda da ek doz bir aşı önerilmekte" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehir.net/hastalik-kapmadan-asi-sart-cocuklari-olume-kadar-goturuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirnet.teimg.com/crop/1280x720/eskisehir-net/uploads/2025/08/cocuk-sagligi-hastkjpg.webp" type="image/jpeg" length="79820"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mide kanserinde sessiz tehlike: Bu belirtileri görmezden gelmeyin!]]></title>
      <link>https://www.eskisehir.net/mide-kanseri-sessiz-tehlike-bu-belirtileri-gormezden-gelmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehir.net/mide-kanseri-sessiz-tehlike-bu-belirtileri-gormezden-gelmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[3 binden fazla mide kanseri hastasının kaydının incelenmesi sonucu ortaya çarpıcı sonuç çıktı. Mide kanseri hastalarının çoğunluğunun bu 5 alışkanlığı yaptığı ortaya çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde en yaygın ve en geç teşhis edilen hastalıkların arasında mide kanseri türü olduğu açıklandı.</p>

<p>Yapılan araştırmalar sonucunda 3 bin 235 mide kanseri hastası incelenerek yaptıkları 5 alışkanlık görüldü.</p>

<p>İşte 3 binden fazla hastanın kaydında öne çıkan 5 kritik faktör...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="720" src="https://eskisehirnet.teimg.com/eskisehir-net/uploads/2026/03/mide-kanseri-risk-faktorleri-helicobacter-pylori-tuz-tuketimi-1.png" width="1280" /></p>

<h2>YÜKSEK TUZ TÜKETİMİ MİDE KANSERİNİ TETİKLİYOR</h2>

<p>Sözcü'nün haberine göre, veriler, mide kanseri hastalarının %30’dan fazlasının yüksek tuz içeren bir beslenme düzenine sahip olduğunu ortaya koyuyor. Turşu, konserve ve aşırı baharatlı yiyeceklerin sık tüketimi mide mukozasına zarar vererek kanser riskini yaklaşık 1,7 kat artırabiliyor. Ayrıca bu tür bir mide ortamı, kansere neden olabilen bakterilerin çoğalması için elverişli koşullar oluşturuyor.</p>

<p>Mide kanseri vakalarının %65’inden fazlasında Helicobacter pylori (H. pylori) enfeksiyonu tespit ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından “Grup I kanserojen” olarak sınıflandırılan bu bakteri, uzun süre tedavi edilmediğinde midede kronik iltihaplanmaya yol açarak zamanla kansere zemin hazırlayan hücresel değişimlere neden olabiliyor.</p>

<p><img height="720" src="https://eskisehirnet.teimg.com/eskisehir-net/uploads/2026/03/mide-kanseri-risk-faktorleri-helicobacter-pylori-tuz-tuketimi-2.png" width="1280" /></p>

<h2>DÜZENSİZ BESLENME ALIŞKANLIKLARI</h2>

<p>Öğün atlamak, düzensiz zamanlarda yemek yemek ya da bir öğünde aşırı miktarda tüketmek, mide iç yüzeyinin kendini yenilemesine yeterli fırsat tanımaz. Yapılan klinik araştırmalar, bu tür beslenme alışkanlıklarına sahip bireylerde mide kanseri riskinin, düzenli beslenenlere göre yaklaşık %22 oranında daha yüksek olduğunu göstermektedir.</p>

<p><img height="720" src="https://eskisehirnet.teimg.com/eskisehir-net/uploads/2026/03/mide-kanseri-risk-faktorleri-helicobacter-pylori-tuz-tuketimi-3.png" width="1280" /></p>

<h2>YÜZDE 40'I SİGARA TÜKETİYOR</h2>

<p>İncelenen vakalarda, hayatını kaybeden bireylerin yaklaşık %40’ının sigara kullandığı, %35’inin ise aşırı alkol tüketme alışkanlığına sahip olduğu belirlenmiştir. Günde bir paket sigara içen ya da haftada en az üç kez yoğun alkol tüketen kişilerde, mide kanseri riskinin bu alışkanlıklara sahip olmayanlara göre %30 ila %50 oranında arttığı görülmektedir.</p>

<p>Veriler ayrıca, yaşamını yitiren hastaların %50’sinden fazlasının geçmişte kronik gastrit, ülser veya sık tekrarlayan mide ağrısı şikâyetleri yaşadığını, ancak erken dönemde tıbbi destek almadığını ortaya koymaktadır. Tedavi edilmeyen mide mukozası hasarları zamanla ilerleyerek, kişi farkına varmadan kansere dönüşebilmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Eskisehir.net Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehir.net/mide-kanseri-sessiz-tehlike-bu-belirtileri-gormezden-gelmeyin</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 17:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirnet.teimg.com/crop/1280x720/eskisehir-net/uploads/2026/03/mide-kanseri-risk-faktorleri-helicobacter-pylori-tuz-tuketimi.png" type="image/jpeg" length="83492"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlar açıkladı: Marketten asla almamanız gereken 7 ürün!]]></title>
      <link>https://www.eskisehir.net/uzmanlar-acikladi-marketten-asla-almamaniz-gereken-7-urun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehir.net/uzmanlar-acikladi-marketten-asla-almamaniz-gereken-7-urun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alışveriş yaparken yalnızca pratikliği değil; içerik kalitesini, ürünün tazeliğini ve bütçenize etkisini de değerlendirmek önemli. Küçük değişikliklerle daha sağlıklı ve çevre dostu tercihler yapmak mümkün.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük hayatın temposu arttıkça hazır ve paketli gıdalar daha cazip görünebiliyor. Ancak uzmanlar, bu tür ürünlerin her zaman düşündüğünüz kadar avantajlı olmadığını vurguluyor. Alışveriş yaparken yalnızca pratikliği değil; içerik kalitesini, ürünün tazeliğini ve bütçenize etkisini de değerlendirmek önemli. Küçük değişikliklerle daha sağlıklı ve çevre dostu tercihler yapmak mümkün.</p>

<p>İşte mümkün olduğunca uzak durmanız önerilen bazı ürünler:</p>

<h2><strong>Hazır paket salatalar</strong></h2>

<p>İçindekiler önceden doğrandığı için hızlı tüketim gerektirir ve tazelikleri çabuk azalır. Ayrıca, genellikle aynı malzemeleri kendiniz aldığınızda daha uygun maliyetli olur.</p>

<p><img alt="Market 9-6" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://eskisehirnet.teimg.com/eskisehir-net/uploads/2026/03/market-9-6.jpg" width="1280" /></p>

<h2><strong>Şişe su</strong></h2>

<p>Erişilebilir temiz musluk suyu varken sürekli şişe su tercih etmek hem bütçeye yük getirir hem de plastik atık miktarını artırır.</p>

<h2><strong>Doğranmış meyveler</strong></h2>

<p>Kesildikten sonra daha hızlı bozulur ve hijyen açısından risk taşıyabilir. Bütün halde alınan meyveler hem daha uzun süre dayanır hem de daha ekonomiktir.</p>

<p><img alt="Market 7-6" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://eskisehirnet.teimg.com/eskisehir-net/uploads/2026/03/market-7-6.jpg" width="1280" /></p>

<h2><strong>Dondurulmuş et ürünleri</strong></h2>

<p>Uzun süre saklama için uygun olsa da kısa sürede tüketilecekse taze et, lezzet ve yapı açısından genellikle daha iyi sonuç verir.</p>

<p><img alt="Market 8-5" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://eskisehirnet.teimg.com/eskisehir-net/uploads/2026/01/market-8-5.jpg" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Hazır pankek karışımları</strong></h2>

<p>Zaman kazandırdığı düşünülse de çoğu tarifte yine temel malzemeleri eklemek gerekir. Evde basit malzemelerle hazırlamak daha hesaplıdır.</p>

<p><img alt="Market 13" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://eskisehirnet.teimg.com/eskisehir-net/uploads/2026/02/market-13.jpg" width="1280" /></p>

<h2><strong>Hazır salata sosları</strong></h2>

<p>Evde birkaç temel malzemeyle kolayca hazırlanabilir. Böylece katkı maddesi içermeyen ve daha doğal soslar elde edebilirsiniz.</p>

<p><img alt="Market 5-8" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://eskisehirnet.teimg.com/eskisehir-net/uploads/2026/01/market-5-8.jpg" width="1280" /></p>

<h2><strong>Bazı dondurulmuş sebzeler</strong></h2>

<p>Bezelye gibi bazı ürünler uygun olsa da brokoli veya biber gibi sebzeler çözüldüğünde dokusunu kaybedebilir. Bu nedenle her sebze için aynı yöntem ideal değildir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Eskisehir.net Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehir.net/uzmanlar-acikladi-marketten-asla-almamaniz-gereken-7-urun</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 17:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirnet.teimg.com/crop/1280x720/eskisehir-net/uploads/2026/03/market-10-7.jpg" type="image/jpeg" length="28575"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu: Ramazan Bayramı'nda sağlık hizmetleri kesintisiz sürecek]]></title>
      <link>https://www.eskisehir.net/saglik-bakani-memisoglu-ramazan-bayraminda-saglik-hizmetleri-kesintisiz-surecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehir.net/saglik-bakani-memisoglu-ramazan-bayraminda-saglik-hizmetleri-kesintisiz-surecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Ramazan Bayramı süresince milletimizin sağlığı için sağlık hizmetlerimizin devamlılığını kesintisiz şekilde sürdüreceğiz" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>[related-posts id="181976" color="bg-primary"][/related-posts]</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ramazan Bayramında 1129 kamu sağlık tesisinde görev yapan 335 bin 240 personel, 866 evde sağlık ekibi, 112 Acil Sağlık Hizmetlerinde görevli 4 bin 14 ekibi ve 46 bin 319 çalışan ile toplam 381 bin 559 sağlık çalışanı bayram boyunca sahada görev başında olacağını aktardı.</p>

<h2>"KESİNTİSİZ ŞEKİLDE SÜRDÜRECEĞİZ"</h2>

<p>Bakan Memişoğlu, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:<br />
<br />
"Ramazan Bayramı süresince milletimizin sağlığı için sağlık hizmetlerimizin devamlılığını kesintisiz şekilde sürdüreceğiz. 1129 kamu sağlık tesisimizde görev yapan 335 bin 240 personelimiz, 866 evde sağlık ekibimiz, 112 Acil Sağlık Hizmetlerinde görevli 4 bin 14 ekibimiz ve 46 bin 319 çalışanımız ile toplam 381 bin 559 sağlık çalışanımız bayram boyunca sahada görev başında olacaktır. Büyük sağlık ailemizin her bir ferdinin Ramazan Bayramı'nı gönülden kutluyor, milletimize sundukları özverili hizmet ve fedakarlıkları için teşekkürlerimi iletiyorum."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Eskisehir.net Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehir.net/saglik-bakani-memisoglu-ramazan-bayraminda-saglik-hizmetleri-kesintisiz-surecek</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 17:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirnet.teimg.com/crop/1280x720/eskisehir-net/uploads/2025/01/bakan-memisoglu-eskisehirden-genclere-seslendi-sagliginiz-ve-geleceginiz-icin-buyuk-bir-tehdit.png" type="image/jpeg" length="70480"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[10 milyon kişiyi tehdit ediyor: Salgın gibi yayılıyor]]></title>
      <link>https://www.eskisehir.net/10-milyon-kisiyi-tehdit-ediyor-salgin-gibi-yayiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehir.net/10-milyon-kisiyi-tehdit-ediyor-salgin-gibi-yayiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Aydın Türkmen, böbrek hastalığına dikkat çekerek Türkiye’de 10 milyon kişinin böbrek hastalığı riski altında olduğunu aktardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de böbrek hastalığının endişe edilecek boyutlara geldiğini belirten Türkiye Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Türkmen, organ bağışının önem taşıdığını aktardı.</p>

<h2>10 MİLYON KİŞİ RİSK ALTINDA</h2>

<p>Aydın Türkmen, Türkiye’de kronik böbrek hastalığının görülme oranının yüzde 16’ya ulaştığını belirterek bunun yaklaşık 10 milyon kişinin böbrek yetmezliği riski taşıdığı anlamına geldiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Böbrek Yetmezliği" class="detail-photo img-fluid" height="714" src="https://eskisehirnet.teimg.com/eskisehir-net/uploads/2025/04/bobrek-yetmezligi.jpg" width="1280" /></p>

<p>Hastalığın çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğine dikkat çeken Türkmen, erken teşhisin hastalığın ilerlemesini durdurabileceğini ya da yavaşlatabileceğini söyledi. Bu nedenle düzenli sağlık kontrollerinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Böbrek fonksiyonlarının yüzde 15’in altına düştüğü ileri evrede ise hastalar için diyaliz tedavisi veya organ naklinin hayati bir seçenek haline geldiğini belirtti.</p>

<h2>13 BİN YENİ HASTA DİYALİZ TEDAVİNE BAŞLIYOR</h2>

<p>Her yıl yaklaşık 13 bin yeni hastanın diyaliz tedavisine başladığını dile getiren Türkmen, Türkiye’de yıllık organ nakli sayısının ise yaklaşık 3 bin 500 civarında olduğunu kaydetti. Organ naklinin hastalara yalnızca daha iyi bir yaşam kalitesi sağlamadığını, aynı zamanda diyalize kıyasla yaşam süresini de belirgin şekilde uzattığını ifade etti.</p>

<p><img alt="Sdf Kavurucu Sıcaklar Kalp Krizi Ve Böbrek Yetersizliğini Tetikleyebilir" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://eskisehirnet.teimg.com/eskisehir-net/uploads/2024/07/sdf-kavurucu-sicaklar-kalp-krizi-ve-bobrek-yetersizligini-tetikleyebilir.png" width="1280" /></p>

<h2>ORGAN NAKLİNİN ÖNEMİNE DİKKAT ÇEKİLDİ</h2>

<p>Türkiye’nin organ nakli cerrahisinde önemli başarılara imza attığını söyleyen Türkmen, buna karşın organ bağışı oranlarının yeterli seviyede olmadığını belirtti. Batı ülkelerinde yapılan organ nakillerinin yaklaşık yüzde 90’ının kadavradan sağlandığını aktaran Türkmen, Türkiye’de ise bunun tersine nakillerin büyük bölümünün canlı vericilerden gerçekleştirildiğini ifade etti. Milyon kişi başına düşen kadavra donör sayısının Türkiye’de yaklaşık 5 olduğunu belirten Türkmen, bu rakamın ABD ve İspanya gibi ülkelerde 50 seviyelerine ulaştığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Donör yetersizliğinin aşılmasında çapraz nakil sisteminin önemli bir rol oynayabileceğini vurgulayan Türkmen, kan grubu veya doku uyumsuzluğu nedeniyle nakil olamayan ailelerin ulusal bir sistemde eşleştirilmesinin nakil sayısını en az yüzde 10 artırabileceğini dile getirdi. Beyin ölümü tespit edilen hastalarda aileye bilgilendirme sürecinin yeni düzenlemelerle kolaylaştırılmasının bilimsel açıdan olumlu bir gelişme olduğunu belirten Türkmen, toplumda organ bağışı konusunda farkındalığın artırılması gerektiğini de sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehir.net/10-milyon-kisiyi-tehdit-ediyor-salgin-gibi-yayiliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 16:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirnet.teimg.com/crop/1280x720/eskisehir-net/uploads/2025/11/acil.jpg" type="image/jpeg" length="60722"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: Akne tedavisinde gizli tehlike]]></title>
      <link>https://www.eskisehir.net/uzmani-uyardi-akne-tedavisinde-gizli-tehlike</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehir.net/uzmani-uyardi-akne-tedavisinde-gizli-tehlike" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Psikolog Dilruba Işın, "Bazı araştırmalar bu ilaçların depresyon, anksiyete ya da duygu durum bozukluklarını tetikleyebileceğini söylerken bazı çalışmalar ise psikiyatrik bir yan etki bulunmadığını ortaya koyuyor" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzman Psikolog Dilruba Işın, "Eğer bir kişiye ağızdan kullanılan akne ilacı öneriliyorsa mutlaka psikiyatrik öyküsüne bakılmalı. Kişinin güncel olarak depresyon, anksiyete ya da duygu durum bozukluğu gibi bir problemi olup olmadığı değerlendirilmelidir. Bu değerlendirmeden sonra ilaç kullanımına başlanması daha sağlıklı olacaktır" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"HEKİMLERİNE BİLDİRMELİDİR"</h2>

<p>Dilruba Işın, "Burada bu tür ilaçları kullanan kişilerin bireysel olarak değerlendirilmeli eğer hekimleri tarafından oral kullanılan akne ilaçlarının önerildiği hastalar varsa bu hastanın psikiyatrik öyküsüne bakmak gerekiyor. Güncel olarak yaşadığı herhangi bir depresyon, anksiyete, duygu durum bozukluğu, mod bozuklukları ya da herhangi bir psikiyatrik hastalığa yatkınlığı var mı bunlar değerlendirilmeli zaten sonrasında ilaç kullanımına başlanılabilir. Ben de kendi klinik çalışmalarımda bu ilaç grubunu kullanan danışanlara özellikle hekimle iş birliği yapmalarını öneriyorum. Bu noktada ilaç süreci boyunca bireyde duygu durum bozukluğu, mod düşüklüğü ya da karamsarlık açığa çıkarsa bunu da mutlaka hekimlerine bildirmeliler. Tüm bunlara ek olarak söylenilenleri kenara bırakırsak bir de pozitif yan etkileri olduğunu söyleyen çalışmalar var" dedi.</p>

<p>Işın, uzman kontrolünün önemine vurgu yaparak, "Akne problemi yaşayan bireylerde kaygı bozukluğu, depresyon, sosyal fobi, düşük özgüven gözükebilir ama akne tedavisi sonrasındaysa bu semptomlarda ciddi bir düzelme açığa çıktığını vurguluyor. Bu yüzden oral kullanılan akne ilaçları hem böyle daha dikkatli kullanılması gereken bir yerdeyken, kullanıldıktan sonra da olumlu yan etkilere de sahip. Bir psikolojik rahatsızlık geçmişiniz varsa ya da ailenizde böyle bir öykü varsa lütfen bunu hekiminize bildirin ki ona göre bir tedavi planı uygulasın. Ben de klinik çalışmalarımda bu konuyu çok önemsiyorum. Kişinin geçmişinde psikolojik rahatsızlık öyküsü varsa ilaç kullanımı olumsuz etkileyebilir ve tetikleyici bir faktör olabilir. Her şey yolunda giderken, bir iyileşme gösterirken bu ilaçla birlikte bir tetiklenme yaşayabilir. Bu yüzden kendileri açısından da farkında olmaları gerekiyor. Hekimler belki depresyon, anksiyete, duygu durum bozuklukları gibi konularda hastalarını bilinçlendirirken bu etkilerin de çok daha düşük yaşanabileceğini de yanı sıra eklemeliler. Cildimizi düzeltmek tabi çok önemli özellikle popüler medya tarafından yöneltilen bir şeydir. Pürüzsüz, parlak ciltler olarak da çok fazla vurgulanıyor. Bu tedaviye başlanmadan önce kendilerini zaten kötü de hissedebiliyorlar. Bu kötü hissedişin sonucunda bir tedaviye başlanıyor ve bu tedaviyi ve etkilerini kapsamlıca bilmek hem psikolojilerini korumaya hem de ciltlerini düzeltir diye düşünüyorum" ifadelerine yer verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehir.net/uzmani-uyardi-akne-tedavisinde-gizli-tehlike</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirnet.teimg.com/crop/1280x720/eskisehir-net/uploads/2025/01/uzmani-acikladi-kis-aylarinda-guzel-bir-cilt-icin-mutlaka-kullanilmali.png" type="image/jpeg" length="27859"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Islak mendil kullananlar dikkat! Bakteri tespit edildi: 6 kişi can verdi]]></title>
      <link>https://www.eskisehir.net/islak-mendil-kullananlar-dikkat-bakteri-tespit-edildi-6-kisi-can-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehir.net/islak-mendil-kullananlar-dikkat-bakteri-tespit-edildi-6-kisi-can-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Her evde bulunan ıslak mendiller hayati tehlike saçabilir. Uzmanlardan kritik uyarı geldi. İşte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birleşik Krallık’ta bazı ıslak mendillerde tespit edilen bakteriler nedeniyle sağlık yetkilileri vatandaşlara uyarıda bulundu. Yapılan açıklamalara göre, kontamine olduğu belirlenen bazı temizlik mendilleriyle bağlantılı olarak en az 6 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.</p>

<p>Birleşik Krallık Sağlık Güvenliği Ajansı tarafından yapılan açıklamada, Ocak 2018 ile Şubat 2026 tarihleri arasında Burkholderia stabilis bakterisiyle ilişkili bir salgının tespit edildiği belirtildi. Yetkililer, söz konusu bakterinin özellikle alkol içermeyen ve “steril” ibaresi bulunmayan cilt temizleme mendillerinde görüldüğünü açıkladı.</p>

<p>Yapılan incelemelerde şimdiye kadar ülkede 59 doğrulanmış ve 3 muhtemel vaka tespit edildi. Bu vakalar arasında 5’i kesin, 1’i muhtemel olmak üzere toplam 6 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.</p>

<p>Uzmanlar, Burkholderia stabilis bakterisinin doğada yaygın şekilde bulunan bir mikroorganizma olduğunu belirtiliyor. Toprak ve suda doğal olarak bulunabilen bu bakteri, çoğu insan için ciddi bir risk oluşturmasa da özellikle bağışıklık sistemi zayıf kişilerde veya açık yarayla temas ettiğinde ciddi enfeksiyonlara yol açabiliyor. Ağır vakalarda ise bakterinin kana karışarak sepsis gibi hayati tehlike oluşturan durumlara neden olabileceği ifade ediliyor.</p>

<h2>HASTALIKTA YAŞ ARALIĞI GENİŞ</h2>

<p>Araştırma kapsamında incelenen hastaların yaşlarının 0 ile 93 arasında değiştiği açıklandı. Vakaların 15’inin 19 yaş ve altındaki kişilerden oluştuğu belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yetkililerin paylaştığı verilere göre; 59 vakanın 39’unda bakterinin kanda tespit edildiği, 16 vakada yara enfeksiyonu görüldüğü, 31 kişinin hastanede tedavi altına alındığı bildirildi. Aynı zamanda hastalardan 13’ünün bağışıklık sisteminin zayıf olduğu ifade edildi.</p>

<p>Sağlık uzmanları, bakterinin neden olduğu enfeksiyonların belirtilerinin enfeksiyonun bulunduğu bölgeye göre değişebileceğini belirtiyor.</p>

<p>Yara enfeksiyonlarında; kızarıklık, şişlik, artan ağrı, sıcaklık hissi ve akıntı görülebiliyor. Damar yolu ya da kateter enfeksiyonlarında ise giriş yerinde kızarıklık, ağrı, şişlik ile birlikte ateş ve titreme gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Bakterinin kana karışması durumunda sepsis gelişebileceği ve bunun acil müdahale gerektiren ciddi bir durum olduğu belirtildi.</p>

<h2>VATANDAŞLAR DİKKAT!</h2>

<p>Yetkililer, bazı alkol içermeyen temizlik mendillerinde bakteriyel kontaminasyon tespit edildiğini belirterek vatandaşların dikkatli olması gerektiğini ifade etti. Açıklamada, bakterinin salgınla doğrudan bağlantılı bir tür olmadığı ancak özellikle risk grubundaki kişiler için tehlike oluşturabileceği kaydedildi.</p>

<p>Sağlık yetkilileri, bu tür ürünlerin evlerde bulunabileceğini hatırlatarak şu önerilerde bulundu:</p>

<p>Şüpheli ürünlerin kullanılmaması</p>

<p>Ürünlerin evsel atık olarak çöpe atılması</p>

<p>Açık yara ve kanama bulunan bölgelerde yalnızca “steril” ibaresi bulunan mendillerin tercih edilmesi</p>

<p>Uzmanlar, steril olmayan ürünlerin açık yaralarda kullanılmasının bakterilerin vücuda girmesine ve enfeksiyon riskinin artmasına yol açabileceği konusunda uyarıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Mynet</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehir.net/islak-mendil-kullananlar-dikkat-bakteri-tespit-edildi-6-kisi-can-verdi</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 10:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirnet.teimg.com/crop/1280x720/eskisehir-net/uploads/2026/03/islak-medil.png" type="image/jpeg" length="95749"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklar ve hamileler dikkat: Bu meyve ve sebzeler adeta zehir saçıyor]]></title>
      <link>https://www.eskisehir.net/cocuklar-ve-hamileler-dikkat-bu-meyve-ve-sebzeler-adeta-zehir-saciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehir.net/cocuklar-ve-hamileler-dikkat-bu-meyve-ve-sebzeler-adeta-zehir-saciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Meyve ve sebzelerde bulunan pestisit tehlikesi çoğu kişinin sandığından daha tehlikeli, özellikle hamileler ve çocuklar için büyük risk taşıyan bu ürünlerin EWG tarafından gerçekleştirilen yeni bir bilimsel araştırmada adeta zehir saçtığı görüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Environmental Working Group (EWG) tarafından yürütülen yeni bir bilimsel çalışmada, beslenme alışkanlıkları ile vücuttaki kimyasal maruziyet arasındaki paralel ilişki tekrar gözler önüne serili. Karar'da yer alan habere göre, söz konusu araştırma, belirli meyve ve sebzelerin tüketiminin idrardaki pestisit (tarım ilacı) seviyelerini ciddi seviyede artırdığını tespit etti.</p>

<p><img alt="Pazar Gıda Manav Sebze Meyve" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://eskisehirnet.teimg.com/eskisehir-net/uploads/2026/03/pazar-gida-manav-sebze-meyve.png" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>EN TEHLİEKLİ MEYVE VE SEBZELER</h2>

<p>Çalışmaya göre, tarım ilacı kalıntısı yüksek olan ürünleri sık bir biçimde tüketen kişilerin vücutlarında daha fazla kimyasal izine rastlanıyor. Özellikle çilek, ıspanak ve dolmalık biber gibi ürünler, pestisit maruziyetinde listenin başında yer alıyor. bin 800'den fazla kişiye dair verileri inceleyen bilim insanları, "diyet kaynaklı pestisit maruziyeti puanı" ile idrar testleri arasında ciddi bir ilişki saptadı.</p>

<h2>HAMİLELER VE ÇOCUKLAR TEHLİKEDE</h2>

<p>Uzmanlar, pestisitlerin hormon bozuklukları, üreme sorunları ve sinir sistemi gelişiminde olumsuz etkileri olabileceği konusunda uyarıda bulunuyor. Özellikle gelişim çağındaki çocuklar ile hamilelerin söz konusu kimyasallara karşı çok daha hassas olduğu belirtiliyor. EWG yetkilileri, meyve ve sebze tüketiminin kesinlikle bırakılmaması gerektiğini ancak mümkünse organik ürünlere yönelinmesini tavsiye ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Eskisehir.net Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehir.net/cocuklar-ve-hamileler-dikkat-bu-meyve-ve-sebzeler-adeta-zehir-saciyor</guid>
      <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 22:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirnet.teimg.com/crop/1280x720/eskisehir-net/uploads/2025/08/sebze-meyve-1.webp" type="image/jpeg" length="90345"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her ay çektiğiniz ağrıyı normal sanmayın: Aslında sadece bir kadın hastalığı değil!]]></title>
      <link>https://www.eskisehir.net/her-ay-bu-cektiginiz-agriyi-normal-sanmayin-aslinda-sadece-bir-kadin-hastaligi-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehir.net/her-ay-bu-cektiginiz-agriyi-normal-sanmayin-aslinda-sadece-bir-kadin-hastaligi-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Opr. Dr. Kadir Şahin, toplumda genellikle sadece jinekolojik bir sorun olarak görülen endometriozisin aslında tüm vücudu etkileyebilen sistemik bir hastalık olduğunu ve mide-bağırsak sorunlarından kronik ağrılara kadar geniş bir yelpazede belirti verdiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Kadir Şahin, toplumda sıkça göz ardı edilen ve normalleştirilen ağrılı adet dönemlerinin aslında ciddi bir sağlık sorununun habercisi olabileceğini söyledi.</p>

<p>Endometriozis hakkında bilgi veren Dr. Şahin, rahim iç dokusunun olması gereken yerin dışında bulunmasıyla ortaya çıkan bu hastalığın yalnızca jinekolojik değil, sistemik etkiler de oluşturabildiğini söyleyerek, özellikle mide ve bağırsak sorunlarının çoğu zaman kadın hastalıklarıyla ilişkilendirilmediğini etti. Şahin, bazı hastalarda sindirim sistemi şikayetleri ve yediklerini tam sindirememe hissinin de görülebildiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>BELİRTİLERİ NELER?</h2>

<p>Hastalığın belirtilerine değinen Dr. Kadir Şahin, endometriozisin yoğun adet kanamaları, kalça ve bacaklara vuran şiddetli ağrılar, mide ve bağırsak rahatsızlıkları, kabızlık, ishal ve sindirim sistemi hassasiyetleri gibi şikâyetlerle kendini gösterebildiğini belirterek, sosyal yaşamı kısıtlayacak düzeyde ağrıya yol açabilen bu sorunun, rahim iç tabakasında bulunması gereken dokuların vücudun farklı bölgelerinde yer almasıyla ortaya çıktığını ifade etti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehir.net/her-ay-bu-cektiginiz-agriyi-normal-sanmayin-aslinda-sadece-bir-kadin-hastaligi-degil</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 17:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirnet.teimg.com/crop/1280x720/eskisehir-net/uploads/2025/07/karin-agrisi-stok-2.webp" type="image/jpeg" length="49479"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir'de uzmanından uyarı: "Sessiz ilerliyor, erken tanı şart”]]></title>
      <link>https://www.eskisehir.net/eskisehirde-uzmanindan-uyari-sessiz-ilerliyor-erken-tani-sart</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehir.net/eskisehirde-uzmanindan-uyari-sessiz-ilerliyor-erken-tani-sart" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir'de uzmanlar kalıcı görme kaybına karşı uyarı yaptı. İşte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Prof. Dr. Tülay Şimşek, kalıcı görme kaybına sebep olan glokom (göz tansiyonu) hastalığına ilişkin bilgiler vererek erken teşhisin önemine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>GÖRMENİN SESSİZ HIRSIZI</h2>

<p>Prof. Dr. Şimşek, "Glokom, göz içi basıncının artmasına bağlı olarak genellikle optik sinir başında harabiyet ve görme kaybı ile karakterizedir. Hastalarımız hiçbir şey hissetmedikleri için glokom 'görmenin sessiz hırsızı' olarak nitelendiriyoruz. Geri döndürülemez olan görme kaybını önlemek için tanıyı baştan koymamız gerekiyor. Glokomun belli bir nedeni yok, multifaktöriyel bir geçiş söz konusu. Genellikle gözün ön ve arka odaları mevcuttur. Bu ön odadaki sıvının dışa akışındaki direnç nedeniyle göz içi basıncı artmaktadır veya ön odanın dar olmasıyla göz içi sıvısının dışa akmasında problem olmaktadır" dedi.</p>

<p><img class="" height="960" src="https://eskisehirnet.teimg.com/eskisehir-net/uploads/2026/03/a-w661132-01.jpg" width="1280" /><br />
<br />
 Prof. Dr. Şimşek, şöyle devam etti: "Eğer biz erken tanı koyarsak göz içi basıncını uygun bir tedaviyle gerek tıbbi tedavi gerek cerrahi tedaviyle normal seviyelere düşürerek hastalarımızın görmelerini yıllar boyu koruyabiliriz. Önemli olan rutin göz muayenesi. Her yıl mutlaka tam göz muayenesini yaptırmamız gerekiyor. Tedaviye, tanı koyduktan sonra genellikle damlalarla başlıyoruz. Eğer damlalar etki etmezse cerrahi tedavi veya lazer tedavisiyle göz içi basıncını normal seviyelere çekiyoruz. Burada önemli olan hastalarımızın tedaviye uyumu ve düzenli kontrollere gelmeleri. Dünya Glokom Haftası'nda tüm hastalarımızın hem kendileri hem de aileleri için bir göz muayenesi olmalarını bekliyoruz."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehir.net/eskisehirde-uzmanindan-uyari-sessiz-ilerliyor-erken-tani-sart</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 12:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirnet.teimg.com/crop/1280x720/eskisehir-net/uploads/2026/03/a-w661132-03.jpg" type="image/jpeg" length="41797"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Domuz gribinde ateş 5 günden fazla sürebilir: Vakalarda atış devam ediyor]]></title>
      <link>https://www.eskisehir.net/domuz-gribinde-ates-5-gunden-fazla-surebilir-vakalarda-atis-devam-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehir.net/domuz-gribinde-ates-5-gunden-fazla-surebilir-vakalarda-atis-devam-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kış mevsiminin sonu yaklaşılsa da hastalıklar etkisini sürdürürken, özellikle soğuk aylarda yeniden etkili oluyor. Uzm. Dr. Özge Yurtseven, soğuk günlerde artış gösteren influenza virüsüne (Domuz Gribi) karşı ciddi uyarılarda bulunurken, aşının önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle yılın son aylarında ciddi artış yaşanan ve halk arasında domuz gribi olarak bilinen influenza virüsü, kış aylarının neredeyse geride kalmasına karşın, soğuk havalarda yeniden yükselişe geçiyor.</p>

<p>Uzm. Dr. Özge Yurtseven, virüse karşı ciddi uyarılarda bulunarak, üst solunum yolu enfeksiyonlarından farklı bir biçimde seyrettiğine değindi ve, "Bu virüste ateş düşürücülere rağmen uzun süre yüksek seyreden bir ateş görülebilir. Çocuğun ateşi düşürücüye yanıt vermiyorsa mutlaka bir doktora başvurulmalı" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"ATEŞLER 5 GÜNDEN UZUN SÜREBİLİR"</h2>

<p>İnfluenza virüsünde ateşİN uzun süre yüksek kaldığını vurgulayan Yurtseven, "İnfluenza virüsü, halk arasında domuz gribi olarak bilinir. Diğer hastalıklardan farklı dirençli ateş ile/kas vücut ağrısıdır. Dirençli ateş dediğimiz konu ise çocukların ateşi olduğunda normalde ateş düşürücüye yanıt veriliyor. Ateş düşürücü verip ateşin düşmesini bekliyorlar.</p>

<p>İnfluenza virüsünde ise ateş uzun süre yüksek kalıyor. Çocuğun ateş düşürücüye yanıt vermeyen bir ateşi olduğunda mutlaka bir doktora görülmesi gerekiyor. Ateş ve kas ağrısı dışında daha küçük çocuklarda huzursuzlukla kendini gösterebilir. Bunun dışında öksürük, baş ağrısı, boğaz ağrısı, burun akıntısı veya tıkanıklığı, ishal veya kusma olabilir. Ateşler 5 günden uzun sürebilir" değerlendirmesini yaptı.</p>

<h2>"ÖZELLİKLE ÇOCUKLARA GRİP AŞISI ÖNERİYORUM"</h2>

<p>Özellikle çocuklara aşı yaptırılması gerektiğine vurgu yapan Yurtseven, "Domuz gribi olarak bilinen influenza virüsü ülkemizde hali hazırda hep olan bir virüstür. Kış aylarında pik yapar. Bu yüzden bizim için önemlidir. Domuz gribinden kurtulmanın en önemli yolu grip aşısıdır.</p>

<p>Çocuklarda özellikle grip aşısı yapılmasını öneriyorum. İdeal zamanı eylül-ekim ayında yapmaktır ama her zaman da yaptırılabilir. 6 aydan büyük çocuklarda özellikle astım, alerjik bünyesi olan, kronik kalp veya kronik hastalığı olan çocuklara aşıyı öneriyoruz. Çocuk, 6 ay-9 yaş arasında ilk defa aşılanacaksa birer ay ara ile iki doz aşı yapılması lazım" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehir.net/domuz-gribinde-ates-5-gunden-fazla-surebilir-vakalarda-atis-devam-ediyor</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 16:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirnet.teimg.com/crop/1280x720/eskisehir-net/uploads/2025/12/virus-1.png" type="image/jpeg" length="74515"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her 40 kişiden biri risk altında: Erken teşhis görme kaybını önlüyor]]></title>
      <link>https://www.eskisehir.net/her-40-kisiden-biri-risk-altinda-erken-teshis-gorme-kaybini-onluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehir.net/her-40-kisiden-biri-risk-altinda-erken-teshis-gorme-kaybini-onluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de yaklaşık 2 milyon kişinin glokomdan etkilendiği tahmin ediliyor. Halk arasında “göz tansiyonu” olarak bilinen bu hastalık, erken fark edilmediğinde görme sinirine zarar vererek kalıcı görme kaybına neden olabiliyor. Uzmanlar, özellikle 40 yaş üzerindeki bireylerin ve risk grubunda bulunanların düzenli göz muayenesinden geçmesini öneriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KARAR'ın haberine göre, 8-14 Mart Dünya Glokom Haftası ve 12 Mart Dünya Glokom Günü kapsamında DoktorTakvimi uzmanlarından Göz Hastalıkları Uzmanları Op. Dr. Onur Polat ve Prof. Dr. Deniz Turgut Çoban, glokomun nedenleri, risk faktörleri ve tedavi sürecine ilişkin önemli bilgiler paylaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>GLOKOM NEDİR, NASIL OLUŞUR?</h2>

<p>Op. Dr. Onur Polat, glokomu göz içi basıncının artması sonucu görme sinirinde hasar oluşturan ve zamanla görme alanının daralmasına yol açan sinsi bir hastalık olarak tanımladı. Toplumda “göz tansiyonu” veya “karasu hastalığı” olarak da bilinen glokom, geç teşhis edildiğinde veya yeterli tedavi uygulanmadığında ciddi görme kaybı hatta körlükle sonuçlanabiliyor.</p>

<p>Sağlıklı bir gözde, göz içindeki sıvının üretimi ile dışarı atılması arasında bir denge bulunur. Bu dengenin bozulması ve sıvının yeterince boşaltılamaması durumunda göz içi basıncı yükselir. Artan basınç zamanla görme sinirine zarar verir. Hastalık çoğunlukla yavaş ilerlediği ve erken dönemde belirti vermediği için fark edilmesi zor olabilir. Ancak ilerleyen evrelerde görme alanı kayıpları belirgin hale gelir ve kalıcı hasarlar oluşabilir.<img height="720" src="https://eskisehirnet.teimg.com/eskisehir-net/uploads/2026/03/goz-tansiyonu-1.png" width="1280" /></p>

<h2>TANI NASIL KONUR?</h2>

<p>Op. Dr. Polat, tanı sürecinde öncelikle rutin göz muayenesi sırasında göz tansiyonu ölçümü ve göz dibi muayenesi yapıldığını belirtti. Bu muayenelerde glokom şüphesi oluşursa daha ayrıntılı testlere başvurulur.</p>

<p>Tanı koymada özellikle retina sinir lifi kalınlığı ölçümü, görme alanı testi ve kornea kalınlığı ölçümü gibi tetkikler önemli rol oynar. Bu değerlendirmelerin ardından hastalığın varlığı belirlenir ve uygun tedavi planlanarak düzenli takip süreci başlatılır.</p>

<p><img height="720" src="https://eskisehirnet.teimg.com/eskisehir-net/uploads/2026/03/goz-tansiyonu-doktor-2.png" width="1280" /></p>

<p>Görme sinirinde oluşan hasarın geri dönüşünün olmadığını vurgulayan Polat, bu nedenle erken teşhisin büyük önem taşıdığını ifade etti. Düzenli göz kontrollerinin, glokomun erken aşamada tespit edilmesi ve tedavinin başarıyla yürütülmesi açısından en etkili yöntem olduğunu belirtti. Özellikle ailesinde glokom öyküsü bulunan bireylerin kontrollerini aksatmaması gerektiğini de sözlerine ekledi.</p>

<p>Glokomun dünya genelinde körlüğe yol açan hastalıklar arasında ikinci sırada yer aldığını hatırlatan Op. Dr. Polat, Türkiye’de görülme oranının yüzde 2–2,5 civarında olduğunu söyledi. Bu oran, 40 yaş üzerindeki her 40 kişiden birinde glokom bulunduğunu gösteriyor.</p>

<p>Türkiye’de tanı konulmuş glokom hastası sayısı yaklaşık 550 bin olarak biliniyor. Ancak uzmanlara göre henüz teşhis edilmemiş yaklaşık 1,5 milyon kişi daha bulunuyor. Bu da ülkede toplamda yaklaşık 2 milyon glokom hastası olduğu anlamına geliyor. Farkındalığı artırmak ve henüz hastalığının farkında olmayan kişilere ulaşmak amacıyla Dünya Glokom Günü ve Glokom Haftası boyunca çeşitli bilgilendirme çalışmaları yapılıyor.</p>

<p><img height="720" src="https://eskisehirnet.teimg.com/eskisehir-net/uploads/2026/03/goz-tansiyonu-doktor.png" width="1280" /></p>

<h2>KİMLER RİSK ALTINDA?</h2>

<p>Prof. Dr. Deniz Turgut Çoban’a göre bazı kişiler glokom açısından daha yüksek risk taşıyor. Özellikle 40 yaşın üzerindeki bireyler ve ailesinde glokom öyküsü olanlar risk grubunda yer alıyor. Bunun yanı sıra diyabet, yüksek tansiyon hastaları, daha önce göz ameliyatı geçirenler, göz travması yaşayanlar, romatizmal hastalığı bulunanlar ve uzun süre kortizon kullanan kişilerde de glokom gelişme ihtimali artıyor.</p>

<p>Prof. Dr. Çoban, tedavi edilmeyen glokomda görme alanının giderek daraldığını ve bunun kalıcı görme kaybına yol açabileceğini söyledi. Glokom nedeniyle kaybedilen görmenin geri kazanılamadığını belirten Çoban, uygulanan tedavinin amacının hastalığın ilerlemesini durdurmak olduğunu vurguladı.</p>

<p><img height="720" src="https://eskisehirnet.teimg.com/eskisehir-net/uploads/2026/03/goz-tansiyonu-doktor-1.png" width="1280" /></p>

<p>Glokom tedavisinde en yaygın kullanılan yöntem göz damlalarıdır. Bunun yanında bazı hastalarda lazer tedavisi veya cerrahi müdahale de gerekebilir. Tüm tedavilerin temel hedefi göz içi basıncını düşürerek görme sinirini korumaktır.</p>

<p>Ayrıca bazı durumlarda görme sinirini desteklemek amacıyla vitamin ve aminoasit içeren damlalar veya ağızdan alınan destek ürünleri de kullanılabilir.</p>

<p>Prof. Dr. Çoban, glokom hastalarının ilaçlarını düzenli kullanmaları ve doktor kontrollerini aksatmaması gerektiğini vurguladı. Herhangi bir ilaç veya takviyenin mutlaka uzman hekime danışılarak kullanılması gerektiğini belirten Çoban, doktor önerisi olmadan tedavinin bırakılmaması gerektiğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Eskisehir.net Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehir.net/her-40-kisiden-biri-risk-altinda-erken-teshis-gorme-kaybini-onluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 16:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirnet.teimg.com/crop/1280x720/eskisehir-net/uploads/2026/03/goz-tansiyonu.png" type="image/jpeg" length="94201"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sigara ile mücadelede yeni hamle: SMS atılacak!]]></title>
      <link>https://www.eskisehir.net/sigara-ile-mucadelede-yeni-hamle-sms-atilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehir.net/sigara-ile-mucadelede-yeni-hamle-sms-atilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Türkiye’de giderek artan sigara kullanımına karşı yeni bir uygulama başlatmaya hazırlanıyor. Halk Sağlığı Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammed Emin Demirkol, sistemde sigara kullandığı kayıtlı olan vatandaşlara kısa mesaj gönderileceğini ve isteyen kişilere sigarayı bırakma süreci için randevu oluşturulacağını açıkladı. Bu süreçte tedavilerin tamamen ücretsiz olacağı belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Halk Sağlığı Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammed Emin Demirkol’un verdiği bilgilere göre sigara kullananların büyük bir kısmı aslında bu alışkanlıktan kurtulmak istiyor. Yapılan değerlendirmelerde vatandaşların yaklaşık yüzde 95’inin sigarayı bırakmayı arzuladığı görülüyor. Türkiye genelinde sigara bırakma polikliniklerinin sayısının 1300’e yaklaştığını ifade eden Demirkol, bu merkezlerde randevu bulma konusunda herhangi bir sıkıntı yaşanmadığını söyledi. Tedavi sürecinde doktorun uygun gördüğü nikotin bantları, sakızlar veya ilaçların ücretsiz olarak verildiğini de vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Sigara 5-13" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://eskisehirnet.teimg.com/eskisehir-net/uploads/2026/02/sigara-5-13.jpg" width="1280" /></p>

<h2>ÜÇ TEMEL SORU YÖNELTİLECEK</h2>

<p>Sabah'ın haberine göre, Bakanlığın üzerinde çalıştığı bir diğer uygulamada ise hastanelerde görev yapan tüm hekimlerin sigara kullanımıyla ilgili hastalara üç temel soru yöneltmesi planlanıyor. Hastaneye hangi bölüm için başvurursa başvursun her hastaya “Sigara kullanıyor musunuz?”, “Bırakmak ister misiniz?” ve “İsterseniz sizin için randevu oluşturalım mı?” sorularının sorulması hedefleniyor. Bu sayede sigarayı bırakmak isteyen kişilerin tedaviye daha kolay yönlendirilmesi amaçlanıyor.</p>

<p><img alt="Sigara 2-9" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://eskisehirnet.teimg.com/eskisehir-net/uploads/2025/12/sigara-2-9.jpg" width="1280" /></p>

<p>Demirkol ayrıca sigara kullanım oranlarının düşürülmesi gerektiğine dikkat çekerek özellikle elektronik sigara ve “puf” olarak bilinen ürünlerin kullanımının hızla arttığını söyledi. Elektronik sigaranın daha az zararlı olduğuna dair bilimsel bir kanıt bulunmadığını da sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Eskisehir.net Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehir.net/sigara-ile-mucadelede-yeni-hamle-sms-atilacak</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirnet.teimg.com/crop/1280x720/eskisehir-net/uploads/2026/02/sigara-yasagi-1-2.jpg" type="image/jpeg" length="12007"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından uyarı geldi: "Dikkat edilmezse mide kanaması geçirebilirsiniz"]]></title>
      <link>https://www.eskisehir.net/uzmanindan-uyari-geldi-dikkat-edilmezse-mide-kanamasi-gecirebilirsiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehir.net/uzmanindan-uyari-geldi-dikkat-edilmezse-mide-kanamasi-gecirebilirsiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan ayında beslenme düzeninin değişmesi, özellikle sindirim sistemi üzerinde belirgin etkiler oluşturabiliyor. Gün boyunca aç kalan kişilerin iftar saatinde hızlı ve kontrolsüz şekilde yemek yemesi mide ve bağırsakların zorlanmasına yol açabiliyor. Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça, bu durumun özellikle daha önce mide rahatsızlığı yaşayan kişiler için risk oluşturabileceğini ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzun süren açlığın ardından birden fazla ve ağır yemek tüketilmesi sindirim problemlerini artırabiliyor. Sahurun atlanması da bu riski büyütüyor. Uzmanlar, iftar sofralarında aşırı yağlı ve işlenmiş gıdalar yerine daha hafif, sebze ağırlıklı yemeklerin tercih edilmesini öneriyor. Ayrıca iftar ile sahur arasındaki süreçte su tüketiminin düzenli ve kademeli şekilde artırılması gerektiği vurgulanıyor.</p>

<p>Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan Dr. Kurtça, özellikle mide rahatsızlığı bulunan kişilerin iftar sırasında daha dikkatli davranması gerektiğini belirtti. Reflü, mide fıtığı ya da ülser gibi hastalıkların bulunması halinde mide asidinin artabileceğini söyleyen Kurtça, bunun hem mevcut şikâyetleri şiddetlendirebileceğini hem de ülser oluşumuna ya da ülserin neden olabileceği mide kanaması gibi ciddi sorunlara yol açabileceğini dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"İŞLENMİŞ GIDADAN UZAK DURULMALI"</h2>

<p>Kurtça, "Şu anda on bir ayın sultanı Ramazan ayının içerisindeyiz. Bu ayda da dikkat etmemiz gereken hususlar var. Çünkü yaşam tarzımız ve beslenme alışkanlıklarımız değişmektedir. Burada da uzun süre aç kalmaktayız. Özellikle sahur yapılmadığı dönemlerde oruç tutan hastalarımızda ciddi sindirim problemleri oluşmaktadır. Bu konuda da dikkatli olmalıyız. Uzun süre aç kalıp daha sonra birden yemek yenildiği zaman midenin de bir sindirim hacmi bulunuyor. Eğer bu hacminin üzerinden fazla bir giriş olursa da sindirim problemleriyle karşılaşmaktayız. Bunu açısından da önce bir ılık bir çorba içilmesi, su içmeyi unutmamak çok önemli. Hafif bir yemekle başlanmalı, ağır bir yağlı yiyecek, kızartmalardan da uzak durmamız gerekiyor. Ön planda kızartma yediğimiz zaman mide olduğundan aşırı bir tepki vermektedir. Bununla beraberde midedeki asit salgısı artmaktadır. Bu da hasta tarafından, oruç tutanlar tarafından aşırı bir yanma, hazımsızlık, şişkinlik rahatsızlık hissi oluşturmaktadır. Özellikle böyle işlenmiş gıdalar, yağlı gıdalar, kızartılmış besinlerden uzak durulması gerekiyor" dedi.<br />
<br />
Kurtça, "Ramazan ayı boyunca sahuru olabildiğince yapmamız gerekiyor. Çünkü en azından iki öğün yemiş oluyoruz. Bununla beraber de bol miktarda su tüketilmeli. Yani bizim iftar zamanımızdan başlayıp sahur zamanımıza kadar kademeli olarak su tüketmemiz gerekiyor. Yeşil gıdalar ile beslenip, hafif şeyler tüketmemiz gerekiyor. Bir de elimizden geldiğince bir hareket katmalıyız. Eğer oruç tutuyoruz diye hiç hareket etmezsek bu sefer kendi vücut metabolizmamız da yavaşlar ve sindirim sistemimiz de yavaşlar. Eğer hastanın altta bir mide rahatsızlığı varsa özellikle bir reflüsü, mide fıtığı dediğimiz ya da bir ülseri varsa asit salgısı da attığı zaman hem semptomlarımızı arttırır hem de ülsere sebep olup ülserin de bir komplikasyonu olan kanamaya yol açabilir. Sahurda da böyle çok hızlı yemek yemeden, suyumuzu tüketerek, sıvı gıdamızı alarak bir kendimize de sindirim zamanı sağlamamız açısından da çok önemli. Bu süre zarfında susuz kalmaktayız. O onun için su alma miktarımız da saatimizi de ne kadar arttırırsak vücudumuzun sindirim sistemine de o kadar yardımcı oluruz" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehir.net/uzmanindan-uyari-geldi-dikkat-edilmezse-mide-kanamasi-gecirebilirsiniz</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 16:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirnet.teimg.com/crop/1280x720/eskisehir-net/uploads/2026/03/doktor-mide-kanamasi.png" type="image/jpeg" length="77967"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sanılandan daha yaygın: Sinsi sinsi ilerliyor, adeta sessiz tehlike!]]></title>
      <link>https://www.eskisehir.net/sanilandan-daha-yaygin-sinsi-sinsi-ilerliyor-adeta-sessiz-tehlike</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehir.net/sanilandan-daha-yaygin-sinsi-sinsi-ilerliyor-adeta-sessiz-tehlike" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, dünya genelinde 90 milyon çocuğun işitme kaybıyla yaşadığını belirterek, erken tanı ve düzenli işitme taramasının çocukların zihinsel, dil ve sosyal gelişimi açısından hayati önem taşıdığına dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birçok aile, çocuklarda işitme kaybı sorununu ancak belirgin konuşma gecikmesi, öğrenme güçlüğü ya da ders başarısında düşüş yaşandığında fark ediyor. Oysa uzmanlara göre işitme kaybı, sanılandan çok daha yaygın görülen ve çoğu zaman sessiz ilerleyen ciddi bir halk sağlığı sorunu. Erken teşhis edilmediğinde ise çocukların zihinsel gelişimi, dil becerileri ve sosyal gelişimi üzerinde kalıcı olumsuz etkiler bırakabiliyor.</p>

<h2>90 MİLYON ÇOCUK TEHLİKE ALTINDA</h2>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünya genelinde 5-19 yaş aralığında yaklaşık 90 milyon çocuk işitme kaybı ile yaşıyor. Uzmanlar, çocukluk çağı işitme kayıplarının büyük bölümünün erken tanı, düzenli işitme taraması ve basit önlemlerle önlenebileceğini vurguluyor.</p>

<p>Kulak Burun Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ömer Tarık Kavak, işitme sağlığının eğitimden istihdama, sosyal ilişkilerden toplumsal katılıma kadar yaşamın her alanını etkilediğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Op. Dr. Kavak, işitme kaybının sanılanın aksine tedavi edilebilir bir duyu kaybı olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:</p>

<p>"3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü vesilesiyle işitmenin önemini vurgulamak ve toplumda işitme kayıpları konusunda bir farkındalık oluşturmak istiyoruz. İşitme kayıpları bilinenin aksine tedavi edilebilir bir duyu kaybıdır. Bu sebeple başvuran hastaların işitme testlerinin yapılması ve işitme kayıplarının derecelendirilmesiyle medikal tedavi, cerrahi tedavi veya işitmeye yardımcı cihazlar aracılığıyla tedavi seçenekleri sunabilmekteyiz. Çocukluk çağında erken tanı koymak ve tedaviye başlamak; çocukların zihinsel gelişimleri, zeka gelişimleri, sosyal ve dil becerileri açısından büyük önem arz etmektedir. Sağlık Bakanlığımızca yürütülen Ulusal İşitme Tarama Programı bu noktada son derece kıymetlidir."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehir.net/sanilandan-daha-yaygin-sinsi-sinsi-ilerliyor-adeta-sessiz-tehlike</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 10:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirnet.teimg.com/crop/1280x720/eskisehir-net/uploads/2026/03/0x0-cocuklarda-sessiz-tehlike-isitme-kaybi-sanilandan-daha-yaygin-1772534989593.webp" type="image/jpeg" length="87946"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
