Eskişehir’de özel bir bakım merkezinde engellinin darp edilmesi ve kötü muameleye uğraması iddiası ile aralarında kurum sahibi, müdürü ve personelinin de bulunduğu 22 kişi, ‘bilinçli taksirle yaralanmaya neden olma’ suçundan yargılanıyor.

Ailenin avukatı Özgecan Sırma dava sürecine ilişkin, “Biz son derece ısrarlı bir şekilde cezalandırma talep ediyoruz ve takip ediyoruz. Ailenin yaşadığı acı hiçbir şekilde dinmeyecek. Önemli olan başka ailelerin canı yanmasın ve süreç doğru takip edilsin” dedi.
Sakarya’da yaşayan Selim Serdaroğlu (50), yüzde 78’lik zihinsel engel durumu nedeniyle daha iyi şartlarda bakılması için ailesi tarafından 2017’nin Ağustos ayında Eskişehir’deki özel bir bakım merkezine yerleştirildi. İddiaya göre, Serdaroğlu burada kaldığı yaklaşık 8 aylık süre içerisinde bakımevi personeli tarafından darp edildi ve kötü muameleye maruz kaldı. Ailesi 2018’in Nisan ayında Serdaroğlu’nu bakımevinde ziyaret ettiğinde, tekerlekli sandalye üzerinde ve vücudunda morluklar olduğunu gördü. Kurumdaki görevlilere durumu soran aile Serdaroğlu’nun yataktan düştüğü yanıtını aldı. Durumdan şüphelenen aile, Serdaroğlu’nun hastaneye sevk edilmesini sağladı.

Kamera kayıtları incelendi
Konuyla ilgili ailenin bakım merkezi hakkındaki kötü muamele ve darp iddiasıyla şikâyeti üzerine Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı. Soruşturma çerçevesinde bakım merkezindeki 26 Nisan 2018 tarihli güvenlik kamerası kayıtları incelendi. Kayıtlarda; Selim Serdaroğlu’nun saat 13.37’ye kadar tek başına yardım almaksızın yürüyebildiği ancak yatak odasına girerek yaklaşık 1 saat sonra çıkıp yürümeye çalıştığı sırada zorlandığı ve aynı gün içerisinde yürümekte zorlandığı anlaşıldı. Ayrıca arada geçen süre içinde 4 bakımevi personelinin odaya girip çıktıkları ve aralarında konuştukları gözlemlendi. Öte yandan, kamera kayıtlarına Serdaroğlu’nun olayın gerçekleştiği saat sonrasında 2 bakıcı personel tarafından kollarından ve bacaklarından tutulup taşındığı da yansıdı. Durumun çalışanlarca gözlemlenmesine rağmen Serdaroğlu’nun sağlık durumuna ilişkin merkezde tutulan dosyasına ilk kez olaydan 10 gün sonra vücudundaki morlukların tespiti yapıldı. Serdaroğlu, tespitin yapılmasından 2 gün sonra Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesine sevk edildi. Burada mağdur, kalça kırığı olduğu tespit edilmesi üzerine tedavi altına alındı. Selim Serdaroğlu, 2020 yılında 50 yaşındayken hastanede hayatını kaybetti.

Kurum sahibi asli, müdür ise tali kusurlu bulundu
Soruşturmanın tamamlanmasının ardından olaya ilişkin hazırlanan iddianame, Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edildi. İddianamede, 26 Nisan 2018 tarihinde mağdurun odada tek başına bulunduğu esnada düşerek ‘basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek ve kemik kırığının hayati fonksiyonu ağır derecede etkileyecek’ nitelikte yaralandığı ancak durumun mağdurun dosyasına 10 gün sonra işlendiği yer aldı. Ayrıca dosyanın kusur değerlendirmesine ilişkin bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmede özel bakım merkezi sahibi Selahattin Serhat D.’nin yüzde 65 asli, kurum müdürü Yağmur T. ise yüzde 35 tali kusurlu bulundu.

“Doktor kırığın ameliyat tarihinden 15-20 gün öncesine dayandığını söyledi”
Mağdur Selim Serdaroğlu’nun babası Ömer Serdaroğlu, olaydan sonra oğlunun engel durumunun yüzde 90’a çıktığını belirtti. Baba Serdaroğlu soruşturma aşamasındaki beyanında, “24 Nisan 2018 günü diğer oğlum Kerim beni aradı. Selim’in tekerlekli sandalyede oturur vaziyette ve yürüyemediğini söyledi. Bunun üzerine kurum müdürünü arayarak durumunu sordum. Kurum müdürü telefonda Selim’in herhangi bir sağlık sorununun bulunmadığını, merdivenlerden inerken zorlanmaması için tekerlekli sandalyeye oturttuklarını ve bu sebeple tekerlekli sandalyeyle indirdiklerini söyledi. Diğer oğullarımla birlikte 8 Mayıs 2018 günü Seyitgazi’ye gitmek için anlaştık. 1 gün önce kurum müdürü beni aradı. Selim’in ayaklarında varis problemi olduğu için yürüyemediğini, bu sebeple hastaneye sevk edeceklerini söylediğini, daha önceden kendisinin Selim’in varis problemi olduğundan dolayı bu durumu müdüre söylediğini, bu yüzden eczacı olan oğlumun araması üzerine, oğlum olaydan şüphelenmiş ve görüşmeyi kayıt altına almış. Doktorla görüştüğümüzde kırığın ameliyat tarihinden 15-20 gün öncesine dayandığını ve bu kırıkların darp neticesinde olup olamayacağı hakkında görüş veremeyeceğini söyledi. Oğlumun düşmesinde kusur ve ihmali olan ya da oğlumu darp eden şahıs veya kurumdan şikâyetçiyim” ifadelerini kullandı.

22 sanık hakkında 3 aydan 1’er yıla kadar hapis talebi
Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesine açılan davada; aralarında kurum sahibi, kurum müdürü, sağlık personeli ve bakıcıların da bulunduğu Selahattin Serhat D., Yağmur T., Aysun Y., Ayşe G., Bedia K., Damla K., Emin D., Esma U., Fatmagül U., Fikriye O., Gizem Ç., Hamide B., Havva Ç., İrem Ç., Merve Ç., Özge E., Rabia K., Seferihan Y., Soner G., Tuğçe Y., Ummahan Cansu E. ve Yusuf G. olmak üzere toplamda 22 sanığın ‘taksirle yaralanmaya neden olma’ suçundan 3 aydan 1’er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi. Ayrıca taksirle yaralanmaya neden olma eyleminin mağdurun vücudunda kemik kırılmasına ve duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasın sebep olması gerekçesiyle sanıklar hakkında verilecek cezanın 2 kez yarı oranında, eylemin bilinçli taksirle meydana geldiği gerekçesiyle de üçte birden yarısına kadar artırılması istendi.



“Önemli olan başka ailelerin canı yanmasını ve süreç doğru takip edilsin”
Olaya ilişkin Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 22 sanığın yargılanması devam ederken, süreç hakkında konuşan ailenin Avukatı Özgecan Sırma yargılamanın 2 yıldır devam ettiğini belirterek, “Aile Bakanlığının engelli bireylere yönelik hizmet veren kurumlara ilişkin bir yönetmeliği var. Orada 37’nci maddede kişilerin hangi yetki, görev ve sorumluluklarla bağlı olduğu açıkça yazıyor. Dolayısıyla burada ağır ihmal söz konusu. Yani hem suçu işleyenler var, hem de göz yumanlar var. Dolayısıyla bizim dosyamızın aslında 2018’den bu yana devam etmesi ve bu kadar uzamasının sebeplerinden biri de onlarca sanık var. Biz çok ciddi bir ihmal, kasıt görüyoruz. Biz en çok şunu merak ediyoruz: Ya ailesi olmasaydı veya ailesi ziyaret edecek imkânı bulup da tekerlekli sandalyede görmeseydi. Örtbas olup gidecekti. Böyle belki bilmediğimiz onlarca veya çok daha fazla kişi var. Bilemiyoruz çünkü, aileler her zaman yanlarında olamıyor, bakımları oldukça zor. Ciddi de masraflar, paralar ödeniyor. Biz son derece ısrarlı bir şekilde cezalandırma talep ediyoruz ve takip ediyoruz. Ailenin yaşadığı acı hiçbir şekilde dinmeyecek. Önemli olan başka ailelerin canı yanmasın ve süreç doğru takip edilsin. Bu anlamda Eskişehir’de yargılama çok ciddi ve düzgün bir şekilde işliyor. Biz kararı bekliyoruz” dedi.