Yeni yılın temel gündemi hatta sorunu kuraklık olacak. Aslında yıllardır temel sorunlardan bir tanesiydi fakat gözler görmüyordu. Gerek boşvermişlik gerek ise bu konuda gerekli yaptırımları uygulamama bahanesi sonucu bu noktaya geldik.

23 Eylül günü Devlet Su İşleri’nden aldığım raporu sizlerle paylaştım.

Yeniden hatırlatayım:

Porsuk Barajı doluluk oranı %34

Aşağı Kuzfındık Barajı %13,4

Kunduzlar Barajı %10

Çatören Barajı %6,3

Dodurga Barajı %3,2

Tabi bu veriler Eylül 2020’ye ait ve sadece Eskişehir örneği. Türkiye geneline baktığımız zaman da durum hiç iç açıcı değil.

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Ender Muhammed Gümüş, geçtiğimiz günlerde tarım paydaşı kurum üyeleri ve kuruluş temsilcileriyle bir araya geldi.

Gündem ise yağış azlığı ve kuru tarım alanlarındaki hububat ürünlerinin gördüğü zarardı.

Su stoğu tarımsal açıdan şehre artık yetmiyor. Tarlalarda çiftçilerin bilinçsiz su tüketimi, kaçak açılan su kuyuları gibi nedenlerden dolayı bu yıl tarımda yeterli verim alınamayabilir.

Nitekim toplantıda DSİ 3.Bölge Müdürlüğü Şube Müdürü Erdem Gürergene, sulama sahası dışında kalan alanlarda su kısıtlaması uygulamasına gidilebileceğini söylemiş.

Ciddiyetin farkında mısınız bilmiyorum ama önümüzdeki dönemlerde kısıtlı sulamaya gidilebilir. Su denilince aklınıza sadece her sabah aldığınız damacanadaki su gelmesin. Kozmetikten sanayiye, tekstilden tarıma her şeyde su kullanılıyor.

AB ve ABD Kent planlamasında yer altı sularına zarar vermeyecek ölçüde yatırım yapar. Biz ise direkt betonu yığıp tüm suları mahvediyoruz.

Ekolojik hafıza maalesef ülkemizde yok. Hatırı sayılır uzmanlar, akademisyenler, gazetecilerle bir şekilde konu gündemde tutuluyor. Geri kalan kesim ise çevre konularını entelektüellik gibi algılayıp önemsemiyor.

İster AK Parti’li ister CHP’li ister apolitik olun, artık temel gündeminizin kuraklık ve buna dayalı çözümler olması lazım.