Biyografi

Biyografi / Öne Çıkanlar

Biyografi / Yeni Eklenenler

Kazım Kurt
Kazım Kurt

Seyitgazi’ye bağlı Yenikent Köyü’nde doğdu, köy çocuğu... Klasik, üç odalı bir Tatar evinde. Tatar köyü, Kurt da Tatar. Kent merkezine 35 kilometre uzaklığında bir köy. İlkokulu köyde okudu. 11-12 yaşına kadar köydeydi. İlkokulu bitirdikten sonra da İstanbul’a gitti. Yatılı okulda okumaya... İstanbul Haydarpaşa Lisesi’nde okudu. Yılda bir kez 1-C sınıfı olarak buluşuyorlar. Beş kardeşti, Kurt tek oğlan olduğu biraz daha kıymetliydi.

Çok başarılı bir öğrenciydi. Ona rağmen sınıfta kaldı. Liseye başladığı yıl sınıfta kaldı. Ertesi yıl bütün derslerden 9-10 aldı ama bir yılı gitmişti. Kurt “Onda da vardır bi hayır” diyor. Ortaokul ve lise boyunca dersleri iyiydi. Hukuk fakültesini dört yılda bitirdi. Hukuk fakültesi zordur, dört yılda bitiren azdır. Derslerin çoğuna da devam etmeden bitirdi. Eskişehir’de oturuyordu, Ankara’da sınavlara gidiyordu. İyi bir cezacı ve iş hukukçusu olmak istiyordu. İkisini de oldu...

Küçükken de hep sosyal olaylara yatkın düşünüyordu. Babası Türkiye’yi ve ülke politikasını bilen biriydi. Kaymakam, hakim, avukat olmak isterdi, hiç mühendis olmayı hayal etmedi. Üniversite tercihinde birinci sıraya siyasal bilgiler fakültesi, ikinci sıraya hukuk fakültesi yazmıştı.

Lise yıllarından beri siyasetle ilgilenen bir kişiydi. İlkokuldan, liseden arkadaşlarıyla şu an beraber çalışıyor. Vefaya çok önem veriyor. Kurt, “Vefa duygusunu ortaya koymak lazım. İnsanlara tattırmak lazım. Bu da sizi ister istemez bir çevrede sizi lider yapıyor. Yıllardır uğraştığım politikada yıllardır beni destekleyen insanlar var. Usanmadan... Bu da arkadaşlıktan kaynaklanıyor” diyor.

Başkan Kurt, ekip çalışmasının önemini şu sözlerle anlatıyor: Cesur olmazsanız yenilikleri yakalayamazsınız. Belli deneyimler olmazsa da neyin yeni olabileceğini kestiremezsiniz. Politikada ekibin ve bilginin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bazen ekip için pek çok şeyden fedakârlık yapabilmelisiniz. Yaptığınız bütün işlerin merkezi siz olursanız ‘hep bana’ derseniz doğru bir ekipleşme olmaz.”

Başkanlığı döneminde sanata ve kültürel faaliyetlere çok önem veren Kurt, tiyatro ile ilgili bir anısını şöyle aktardı: “1976 yılında lise son sınıf öğrencisiyken yaz tatilinde köyde bulunan arkadaşlarımızla Aziz Nesin’in Toros Canavarı isimli oyununu sahneye koyduk. Lise ve üniversitede okuyan köyün çocuklarıyla yaptığımız ciddi bir çalışmayla yaptığımız tiyatrodur. İki üç aylık bir çalışmanın ardından ilk oyunu 12 Eylül 1976’da oynamışız. Daha sonra davetiyeyi Aziz Nesin’e gösterdim. Oynarken izin almamıştık, şimdi izin alalım diye espri de yaptık. Orada komiser rolünde oynamıştım. İşkenceci, baskıcı bir polis... Oyun beğenildi, üç kez oynadık köyde.”

Okumayı çok sevdiğini anlatan Kurt, “Çok roman okudum, sabahlara kadar okurdum. Fakülteyi bitirip staj yaptığımı dönemde İl Halk Kütüphanesi’ne abone oldum. İlk zamanlar olduğu için elimizde biraz boştu. Her gün bir kitap alıyordum, okuyup akşama bırakıyordum. Avukatlık bürosunu açtığım zamanda ilk bürom kütüphanenin bitişiğindeydi. Yine çok iş olmadığı için sabah gidip kitap alıyordum, akşama kadar okuyordum. Lise yıllarımda okuyamadığım kitapların birçoğunu okudum. Şiir kitabı da çok okudum. Hasan Hüseyin Korkmazgil’in, Nazım Hikmet’in, Ataol Behramoğlu’nun neredeyse bütün kitaplarına göz attım, hala da zaman zaman okurum.”

Terazi burcu olan Başkan Kurt için okuldan ve köyden arkadaşları “Soğukkanlı, sağduyulu, çalışkan biriydi. Çok kitap okurdu. Sakin bir yapısı vardı, kolay kolay sinirlenmezdi. Sert tartışma yaşansa bile ertesi gün özür dilerdi. Kimseye küsmezdi. Tuttuğunu bırakmaz, mutlaka sonuca götürür” gibi cümlelerle anlatıyor.

Kurt, okul yıllarındaki bir anısını da şu sözlerle anlattı: “Bir arkadaşla okuldan kaçtık. Bir kahveye gittik, sabah erkenden. Oyun oynamayı bilmem. Çay içtik, simit yedik öyle bekliyoruz. Bilardo masası gördüm. Arkadaşa ‘Bilardo bilir misin’ dedim. Bana ‘ehh işte’ deyince başladık oynamaya. Istakayı alıp 7-8 sayı yapınca ‘Benimle dalga mı geçiyorsun’ dedim. Bir daha bilardo oynamadım. Meğer arkadaş çok iyi biliyormuş...”

Yıllar önce Seyitgazispor’da Başkan Yardımcılığı yapan Kurt, “Sporcu bir gençtim. Tüm sporları yaptım. Futbol, voleybol, basketbol, atletizm, yüksek atlama, cirit attım, gülle attım... Ama basketi biraz daha farklı yaptım. Mustafa Kemal Paşa’da oynadım. Mahalle takımıydı. Eston fabrikası bizim takımı satın aldı. Eskişehir’de şampiyon olduk. Yarı profesyonel gibi, harçlık falan da alıyorduk. Avukat olup evlendiğim zamana kadar oynadım. Evelenince biraz yavaşladım. Yaş da ilerlemişti tabi. Yine de arkadaşlar arada gelip evden götürüyorlardı” diye anlatıyor o günleri...

Kurt: Hayallerimin büyük bölümünü gerçekleştirdim. Şunu da ‘keşke yapsaydım’ diyeceğim pek bir şey yok. Ben gerçekçi adamım. Yapılabilecek şeyleri hayal ederim. Yapılamayacak şeylerin hayaliyle çok uğraşmam. Ben yoksul bir ailenin çocuğuydum. Çok paralı hayaller kuramazdım.

Kurt: Yoksul bir ailenin çocuğu ve doğru mantıklı şeyleri düşünen birisi olunca ister istemez solcu oluyorsunuz. Mevcut sisteme bir itiraz gündeme geliyor. Ve oradan çıkışın yolunun sol bir iktidarla düzeleceğini düşündüm, hayal ettim. Çünkü dünyanın her yerinde yoksulları solcular düşünür. Bizde o nedenle solcu olduk ve yaşamım ona göre biçimlendi.

20°
parçalı bulutlu

Gelişmelerden Haberdar Olun

@