12.09.2022, 07:01

Kapı kapı oy isteyen o partiliye ne oldu?

Emek ile sermaye çelişkisinde emekten yana tavır alan görüş "sol" olarak tariflenir.

1970'li yılların Türkiye'si köyden kente göçün ivme kazandığı, sanayinin gelişip serpildiği yıllar olarak bilinir.

Dönemin ruhuna uygun işçi örgütlenmelerinin zirve yaptığı, "grev", "direniş" "işgal", "eylem" ve "lokavt" kelimelerinin sıkça duyulduğu yıllar...

Fabrikalarda "örgütlü güç, işçi dayanışması" gibi değerlerin ruhu okşanırken, özellikle yoksulların yaşadığı mahallelerde sol gençliğin dayanışması dilden dile dolaşır.

Ülkedeki "sağ", "sol" ayrımının da zirve yaptığı dönemdir.

Siyasi propaganda yöntemleri ise kahvehane toplantıları, dost meclisleri, mitingler... 

Radyo, evlere yeni yeni giren TV'lerde devlet kanalında birkaç kez yayınlanan seçim öncesi programlar ve gazeteler en etkili kitle iletişim araçları...

Çok partili sisteme geçeli daha çeyrek asır olmuş, ordu bir kez yönetime el koymuş, 9 Temmuz 1961'deki referandumla kabul edilen ve CIA'nin yerli işbirlikçileriyle ortamı hazırlanan 12 Eylül faşist darbeye kadar yürürlükte olan 1961 Anayasa'sının ülkeye bol geldiği tartışıla dursun, bu arada 12 Mart 1971'de bir de muhtıra görülmüştür.

Sol gençliğin dayanışma modeli zamanla, dini referans alan İslamcı ve muhafazakar örgütlenmelerde, cemaat ve bu anlayıştaki dernek yapılanmalarında kendini gösterir hale gelir.

Ve nihayet Necmettin Erbakan'ın önderliğinde 1970'te partileşerek vücut bulan bu anlayışın partisi Milli Nizam olur.

1950'lerde Demokrat Parti, 1960'larda da Adalet Partisi içinde yani merkez sağ partilerde yer alan siyasal İslamcı akım, Milli Nizam Partisi'yle ayrı bir siyasi gücü temsil eder.

Ömrü bir yıl sürse de sonraları Milli Selamet, Refah ve Saadet partileri art arda birbirini izler. Milli Görüş adını alan fikri gücü, "gömlek değiştirmiş" haliyle halen iktidarın ana gövdesini oluşturur.

Hasılı...

Muhtıralar, darbeler, 28 Şubat'lar, darbe girişimleri atlatan Türkiye'de, bir taraftan 1999 Marmara Depremi'nin yaralarını sarmaya çalışan 57. koalisyon hükümetini oluşturan DSP, MHP ve ANAP'ın uyum sorunu, diğer taraftan ekonomik kriz 2001 yılında Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde kurulan AK Parti'nin önünü açmıştı.

Kuruluş yıllarında Erdoğan'ın da katılımıyla düzenlenen toplantıların bazılarını izlemiş bir gazeteci olarak AK Parti kendisini, toplumsal sağduyu eksenli bir buluşmanın adresi, koalisyon ve ekonomik krizlerden bıkmış halkın uzlaşabileceği liberal ortamı yaratacak parti olarak lanse ediyordu.

2002 ve sonrasındaki seçimlerde örgütlenme şeklini dayanışma üzerine kuran AK Parti, sol gençliğin 1970'li yıllarda gerçekleştirdiği o çalışma modelini kazanmıştı.

Bugün 20 yıllık iktidar olarak toplumsal yapılanmada öncü rol alma çabasını her kanalda gösteren AK Parti, ekonomik kriz, sığınmacı göçüne karşı gittikçe artan homurdanmalar, hayat pahalılığı, döviz sıkıntısı ve ortaya saçılan bazı yolsuzluk olaylarıyla adeta yumruk yiyor.

"İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi de kaybeder" sözü hala kulaklarda çınlıyor bu arada...

Peki bugün, siyasal idealinin vücut bulmasının sevinci, üzerlerindeki ittifakı ilk seçimde yüzde 34'lük oyla zirveye taşımış olmanın heyecanıyla kapı kapı dolaşıp oy isteyen AK Parti'li o gencin ne durumda olduğunu merak eden var mı?

Kendini her türlü ikbal kavgasının dışında tutmuş, hiçbir Ali-Cengiz oyununda yer almamış, partisini rantın kapısı görmemiş, liderini her ortamda savunmuş, günahını-sevabını inancı gereği kendince tartmış o gencin halini hatrını soran var mı?

Sonradan sahip oldukları lüks otomobil ve ciplerde gezen, birbirinden havalı nişanlar ve düğünler yapan, iftarlar veren abilerini, ablalarını gördüğünde...

Mütevazi yaşamını sürdürürken, hayatın olağan akışına aykırı zenginleşen çevresindeki abilerine, ablalarına baktığında...

Siyasal ideali yerle yeksan eden benmerkezci yaklaşımları, ihale kavgalarını, sonradan iş bitirici müteahhit olmuşlara tanık olduğunda...

Gönüllü olarak hevesle yıllardır kapı kapı partisine oy isteyen o genç ne düşünüyor acaba?

Hiç merak eden oldu mu?

Düşüncesi iktidar olmuş, "biz herkesten farklıyız" fikrini her ortamda savunmaya gayret eden o partili gencin gözü ışık saçıyor mu?..

Hazır seçim de yakınken...

Bir bakın derim...

Yorumlar (1)
İlhami Karaoğlu 3 ay önce
Hayır. Tarkan bey. O bahsettiğiniz gençler; Şimdi Müteahhit ve iş adamı. Kapılara gelmeye bile tenezzül etmezler. 12 Eylül yıldönümünde, olan ; Devrimci gençliğe olmuştur. Kurunun yanında yaşta yanar. Ülkücü gençlerde o dönem kullanıldı. Devrimci-Ülkücü Onlarca genç idam edildi. Kalanlar, türlü işkencelere maruz kaldılar. İşe giremediler. Ancak, görüşlerine sahip Belediyelerde iş bulabildiler. O da , branşlarının dışında oldu.

Gelişmelerden Haberdar Olun

@