Termik santral yapılsaydı lületaşı madenleri kül deposu haline gelecekti

Eskişehir’in verimli tarım arazilerinden biri olan Alpu Ovası’na yapılacak termik santralle ilgili Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (DİDDK)’nun iptal kararının ardından Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, “Termik santral yapılsaydı, lületaşı madenlerinin hepsi kül deposu haline gelecekti” dedi.

Eskişehir 12.05.2020, 15:50 12.05.2020, 16:23
Termik santral yapılsaydı lületaşı madenleri kül deposu haline gelecekti

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, kömürlü termik santrale karşı verilen hukuki mücadele sürecini değerlendirdi. Başkan Ataç, “Bu süreç, başlı başına büyük bir başarı hikayesidir. Kentimizde yaşayan vatandaşlarımız on binlerce dilekçe verdi. STK’larımız ve bölge halkı da hep yanımızda oldu. Bütün Eskişehir’e bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum, Türkiye’ye örnek olacak bir süreci birlikte sürdürdük” dedi.

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, kente yapılması planlanan kömürlü termik santral ve sürdürülen hukuksal mücadeleye ilişkin bir basın toplantısı düzenledi.

Tepebaşı Belediyesi Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıya Başkan Ataç’ın yanı sıra CHP Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer ve Jale Nur Süllü ile Eskişehir Kent Konseyi Başkanı Nuray Akçasoy ve basın çalışanları katıldı.

Koronavirüse karşı mücadele tedbirlerinin ve sosyal mesafe kuralının uygulandığı toplantıda basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Başkan Ataç, sözlerine dünya gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak başladı.

“Çılgın projelere ihtiyacımız yok”

Koronavirüsün dünya üzerindeki yaşamı değiştirdiğine de değinen Başkan Ataç, “İnsanoğlu doğaya müthiş derecede zararlar verdi. İklimsel ısınmalar, ormanların yok edilmesi, köprü-havaalanı gibi yapılar için binlerce, on binlerce ağacın kesilmesi, göçmen kuşların rotalarını değiştirecek ölçekte zararlar verildi. Maden aramaları ülkemizde bir program dahilinde çok yaygınlaştı. Bizim artık büyük ya da çılgın projelere ihtiyacımız yok. İnsanın gönül rahatlığı ve sağlık içinde yaşayabileceği bir ortama ihtiyacı var. Bunun için de ekosisteme dikkat etmemiz, korumamız lazım.  Bakın, iki ayda dünya kendisini yeniledi; göremediğimiz hayvanlara, doğanın kendisini yenilemesine, denizlerdeki balıkların bolluğuna şahit olabildik” dedi.

“Eskişehir’imiz çok ciddi bir mücadele verdi”

Başkan Ataç konuşmasının devamında kömürlü termik santrallerin doğaya ve insan sağlığına zararlarına vurgu yaptı. Başkan Ataç, “Tedbirler neden büyükşehirler ile birlikte Zonguldak’ta yoğunlaştırıldı? Kömür ve termik santrallerden dolayı. Bunu fark edelim, hükümet de buna dikkat etmeli. Bir takım kazançları kenara bırakıp, insan sağlığına önem verilmeli. 3 yıldır Eskişehir’imiz de çok ciddi bir mücadele verdi. 21 Ocak 2017’de Bakanlar Kurulu, Alpu Ovası’nı büyük ova ilan etti, biz de buna sevindik. Bu tarımı koruyan bir karardı. Ardından 2-3 ay sonra bir gerçek ortaya çıktı; Alpu Ovası’nda bir kömürlü termik santral yapılmak istendiğini öğrendik. Eskişehir olarak büyük bir şok yaşadık. Kömürlü termik santralin ne kadar kötü bir şey olduğunu Zonguldak, Elbistan, Çanakkale-Çan, Muğla gibi örneklerden iyi biliyorduk” sözlerini kullandı.

“Sürece herkesin büyük katkıları oldu”

Söz konusu projenin hayata geçirilmesi ile yaşanacak olumsuzlukların tahmin edilebildiğini belirten Başkan Ataç, “Santral kapsamında çıkarılacak kömür bin 700 kalori civarında. Yani çok kalitesiz ve duman, kül anlamında çok sağlıksız olacak. Kömürlü termik santralin de çevresindeki 25 kilometrekarelik dairesel alanı etkileyeceğini biliyoruz. Bitki yapısı, hayvancılık, yeraltı suyu kullanımı, atıkların çevreyi tahrip etmesi, hava kirliliği, kanser vakalarının artışı gibi hususları çok net biliyoruz. Biz de o dönemde bilgilendirmek amacı ile mühendislerimiz ile birlikte çevre köylerimizi dolaşarak toplantılar düzenledik. Kendi köylerimiz ile birlikte Alpu köylerindeki vatandaşlarımıza bu santralin zararlarını anlattık. Tüm STK’lar, meslek odaları, kent konseyleri, milletvekillerimiz ile birlikte ortak çalışmalar gerçekleştirdik ve herkesin büyük katkıları oldu. Çiftçi kadınlarımızı TBMM’ye götürerek milletvekilleri ile görüştürdük. O kadınlarımız da bu santralin yapılmasını istemediklerini ifade ettiler. Aralarından bir tanesi de, ‘Biz kimseden iş, aş istemiyoruz. Bizim toprağımıza dokunmayın’ diyerek durumu özetledi. Bunu hiç unutamıyorum” şeklinde konuştu.

“Bu bir başarı hikayesidir”

Eskişehir halkının ve bölge insanlarının hassasiyeti, kömürlü termik santrale karşı verilen mücadelede büyük önem taşıdı. Kentimizin buna karşı çıkması, konuyu meclise taşımamız da çok önemliydi. Öte yandan bir hukuki süreç yürütüldü. Tepebaşı Belediyemiz, Eskişehir Büyükşehir Belediyemiz ile birlikte ilk girişimleri yaptı. Bu özelleştirme ile ilgili bir davaydı ve 25 Ekim 2017’de açmışız. Bu ilk dava, 13.11.2019 tarihine kadar sürdü ve karar çıktı. O dönemde 5’e karşı 4 oyla, santralin ihale iptali kesinleşti. Ve geçtiğimiz günlerde de belediyelerimize, bu iptal kararının alındığı bildirildi. Aldığımız farklı olumlu kararlar ya da almayı beklediğimiz lehimize kararlar da var. Acele kamulaştırma iptal davamız da lehimize sonuçlanmıştı örneğin, ilk kazandığımız olumlu sonuç da buydu.  Bu süreç, başlı başına büyük bir başarı hikayesidir. Kentimizde yaşayan vatandaşlarımız on binlerce dilekçe verdi. STK’larımız, Büyükşehir Belediyemiz, ilçe belediyelerimiz, meslek odalarımız ve bölge halkımız ile hep birlikte hareket ettik. Bütün Eskişehir’e bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum, Türkiye’ye örnek olacak bir süreci birlikte sürdürdük” dedi.

“En güzel haberlerden birini aldık”

            Eskişehir Kent Konseyi Başkanı Nuray Akçasoy ise yaptığı konuşmada, “Koronavirüs ile mücadele sürecinde, Eskişehir olarak alınabilecek en güzel haberlerden birini aldık. Bu çok uzun soluklu bir mücadeleydi. 2017 Ekim’inde kucağımızda bulduğumuz bir konuydu bu. Eskişehir; okur-yazar oranı, STK oranı yüksek bir şehir. Bu konu ile mücadele eden başka şehirlerin insanları ile görüştük. Onlar bize bu mücadeleyi anlattılar. Ve biz öncelikle bir araya gelmek zorunda olduğumuzu öğrendik ve bir platform kurduk. O yörenin halkı bilinçlendi ve bu konuya karşı çıktı. Düzenlediğimiz bilgilendirme toplantıları çok da kolay olmadı. İtham edildiğimiz zamanlar da oldu. Ama sonuç olarak bölge halkı; kömürlü termik santralin güzelliğini anlatanlara rağmen bilinçlendi. 33 binden fazla imza toplamayı başardık” şeklinde konuştu.

            “Ne kadar endişelensek azdır”

            CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü ise konuşmasında, “Maskelerle nefes almamız son derece güç. Bir de kömürlü termik santralin Eskişehir’de yapıldığını ve bu maskeleri sürekli takmak zorunda olduğumuzu düşünelim; ne kadar endişelensek azdır. Ben nasıl koronada serbestleşme hareketlerinden endişe duyuyorsam, açıkçası bu kazandığımız davada da asla rahatlamamamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü yerüstü kaynaklarını tüketen bu saray yönetiminin, kararlılıkla ve yeni oyunlarla bu santrali yapmak üzere kaşımıza geleceğini düşünüyorum. Eskişehir halkı olarak basınıyla, sivil toplum örgütleriyle, meslek odalarıyla, siyasileriyle, belediyelerimizle çok uyanık olmamız gerektiğini düşünüyorum. Emeği olan herkese; başta Büyükşehir, Tepebaşı ve Odunpazarı Belediyelerimiz, milletvekili yol arkadaşım, Kent Konseyimiz, basın mensuplarımıza ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.

            “83 milyonun yüreklerine ulaşıldı”

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer de konuşmasında kazanılan davaya katkı verenlere teşekkür ederek, “Bizim bu süreçte bir gücümüz de belediyelerimizdi. Belediye başkanlarımız hep yan yana durdu. Bu sadece Alpu’nun, Tepebaşı’nın sorunu değil, Eskişehir’in bütününün sorunu olduğunu çok iyi ortaya koydular. Tüm hukukçulara minnettarız. Bu bir Türkiye’ye örnek bir hukuk mücadelesiydi. Sendikalar, odalar, çiftçiler, STK’lar… Bir köylümüzün lafı bütün Türkiye’ye yetiyor da artıyor bile. Genç çiftçiler vardı traktörlerini yollara süren, lületaşı madencileri vardı. Türkiye’de özlenen bir birliktelik oldu, partiler bir araya geldi. 83 milyonun yüreklerine ulaşarak, bu mücadeleyi hep birlikte verdik. Bu mücadele, bence örnek bir dosya olarak çevrecilerin hep önünde olacak. Eskişehir’de daha vermemiz gereken mücadeleler var. Şimdi Kaymaz’da benzer bir mücadele vermeliyiz. Bizler, madenciliğe karşı değiliz. Sadece madenciliğin çevreye zarar verilmeden yapılmasını istiyoruz. Oraya yapılması planlanan 2. maden atık barajının önüne geçmeliyiz. Altın, gümüş gibi madenlerin yıkanıp, çevreye siyanür ya da cıva gibi zararlı maddelerin atılması engellenmelidir. Eskişehirliler olarak bu siyanür barajının yapımına engel olacağımıza inanıyorım” sözlerini kullandı.

Konuşmaların ardından basın toplantısı sona erdi.

Yorumlar (0)
19°
açık

Gelişmelerden Haberdar Olun

@