Hayatın dört altın kuralı

Uzm. Dr. Asiye Akgün ve Homeopat Eczacı Zeynep Akbey Yamaç, hayatın dört altın kuralını anlattı.

Eskişehir 10.08.2021, 13:03
Hayatın dört altın kuralı
banner11

Karşınıza çıkan herkes doğru kişidir… Yaşadığınız olay en doğru olaydır… O zaman en doğru zamandır… Son kural ise bırakmak…

Yamaç: Bugün size hayatın dört altın kuralından bahsedeceğiz. Her zaman olduğu gibi yolumuz yine bağırsaklara düşecek.

Akgün: Sindirim sistemini yavaşlatan en önemli sebeplerden birisi de duygusal durumumuzdur. Duygusal olarak kabızsanız bağırsaklarınızda kabız olur. Tabi ki burada su içimi önemli, lifli gıdaların yenmesi önemli ama günümüzde aslında pek çok fiziksel hastalığı en önemli sebebi duygusal nedenler. Zihnimizi susturup huzura erdiğimizde vücudumuzda iyileşecek. Fiziksel olarak insanları tedavi ediyoruz ama bir noktada tıkanabiliyoruz. Bir şekilde stres kaynağı ile insanı barıştırmalıyız. Stres kaynağı bazen eşimiz, çocuğumuz, annemiz, babamız hatta kendimiz bile olabiliriz.

Yamaç: Diyet alışkanlıklarında, yeni model beslenme tarzlarında kinoa diye her şeye iyi gelen, mucizevi bir bitki var. Bunu sıkça tavsiye ediyorlar. Zarar vermez, bol vitamin, bol minarelli, kolay sindirilir deniyor. Bol lifli olabilir ama kolay sindirilir kısmı soru işareti. Topraklarımıza ait bir bitki olmadığı için bizim bağırsaklarımızda onu sindirecek bakteriler olmayabilir. Bir başka insan topluluğunda rahatça sindirilen bir besin bizim topluluğumuzda zararlı bir besin olabilir. Hayatımızdan bulguru çıkarıp kinoa ile kısır yapmaya başlıyoruz. Bu doğru olmayabilir.

Akgün: Gelelim hayatın dört altın kuralına… Karşınıza çıkan herkes doğru kişidir. Ya size bir şey öğretiyordur ya da sizin hayatınıza bir şey katacaktır. Ya da hayatınızdan eksiltilmesi gereken bir şeyi alıp gidecektir. Ama yanlış insan diye bir şey yok hayatımızda. O insan bize zarar verse bile doğru insan. Geniş bakıldığında zarar daha farklı değerlendirilir. Çocuğa enjeksiyon yapmak ilk başta zarar gibi görülebilir ama sonunda büyük yarar var.

Yamaç: Yaşadığımız olaylar da tıpkı karşılaştığımız insanlar gibi lazım olduğu için, olması gerektiği için var. Her olayı yaşamamız gerekiyor. Aynı insanlar gibi… Onların da bize öğretecekleri var. Hayatımızın anlam bulması için o olayın yaşanması gerekiyordur. Yani yaşadığımız olay en doğru olay. Ne diyordu İmam Gazali… Olasılıklar içinde en güzeli o an başımıza gelendir. O yüzden ‘keşke’ demememiz lazım. Keşke öyle olmasaydı dediğimiz anda sonsuz bir seçenek var. Daha kötü de olabilir, daha iyi de olabilir. Başınıza gelen tam da başına gelmesi gereken şeydir. Neden başıma geldi, zaten hep beni bulur demek yerine dur bakalım bi öğreneyim demeliyiz. Üçüncü altın kural zaman. O zaman en doğru zaman. Bundan daha doğru bir zaman yok.

Akgün: Hastalar iyileştikten sonra bize gelip ‘keşke daha önce gelseydim’ diyor. Diyorum ki şu an doğru zaman. Daha önce gelseydin belki bir takım şeyleri kabul etmeyecektin. Bu uygulamaları yapamayacaktın. Şu an iyileşmeye hazırsın. Belki de daha önce hasta olman gerekiyordu. O hastalık da sana hizmet ediyor.

Yamaç: Son kuralımız bırakmak… Bir şey bitmişse bitmiştir. Bırakın gitsin… Vedalaşamıyoruz. Benim hastalığım, benim derdim, benim düşüncem… Vedalaşamıyoruz… Tüm bunları daha iyi anlamak istiyorsanız kelebek Etkisi filmini izleyebilirsiniz.

Akgün: bazen çok zor zannettiğimiz çözümler bir balonu bırakmak kadar kolaydır. Bir balonun ipini bırakmak kadar kolay. Bıraktığınız anda sizden uzaklaşıp gidecektir. Lütfen size sorun oluşturan ve görevini tamamlamış olumsuz duygu, düşünce ve davranışları bir balonun ipini bırakır gibi bırakın ve sizden uzaklaşıp gözden kaybolup gitsinler.

Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@