Fırat ile Paranın Kitabı’nı konuştuk

Gazeteci-Yazar Deniz Çağlar Fırat ile Ticaret Odası Yayınları’ndan çıkan son çalışması Paranın Kitabı’nı konuştuk. Fırat üçüncü kitabında bizleri İpekyolu’ndan Ankara’ya kağıt paranın inanılmaz hikayesine davet ediyor. Günün sonunda ‘coğrafya kader değildir’ diyoruz ve sözü Fırat’a bırakıyorum…

Eskişehir 16.05.2021, 18:24 16.05.2021, 18:44
Fırat ile Paranın Kitabı’nı konuştuk
banner11

Röportaj: Cihan Yıldırım

“Paranın Kitabı İpekyolu’ndan Ankara’ya Kağıt Para” kitap fikri nasıl doğdu? 
Günümüzde kripto para oldukça tartışılan ve konuşulan bir konu. Cebimizde taşıdığımız kağıt paranın yerini yakın bir gelecekte kripto paranın alacağı hatta bu paranın fiziki olarak üstümüzde taşınmayacağı dahi konuşuluyor. Bir çokları için ütopik ve hatta distopik görünen bu gelecek bir çokları için de kaçınılmaz olarak tanımlanıyor. İşte bugün kripto para üzerine yaşanan tüm bu tartışmalara benzer tartışmalar da Avrupa ve ABD için günümüzden yaklaşık 300-400 yıl önce, ülkemiz için ise 200-250 sene önce yapılmıştı. Değerli madenlere alışmış ve günlük yaşamda, hayatın her alanında cebinden çıkardığı bakır, maden, gümüş, altın ile ödeme yapan halklar için ise bir kağıt parçasının üstüne yazılmış rakamların para yerine geçmesi çok da kolay olmamıştı. Bir iktisatçı olarak bu geçişin ekonomik sistemini kuramsal olarak anlamam mümkün olsa da o kağıdın para yerine geçtiği dönemlerde yaşananları anlamam da şarttı. Hangi gerekçeler kağıdı paraya çevirdi? İlk kağıt para fikri nasıl doğdu? O dönemlerde hangi sosyal olay ve olgular ön plandaydı? İnsanların kağıt paraya alışması kolay mı oldu? Kağıt para Anadolu topraklarına nasıl ulaştı? Dünyada yaşanan benzerlikler var mıydı? Azgelişmişlik ile gelişmişlik arasında kağıt paranın herhangi bir fonksiyonel etkisi olmuş muydu? Coğrafya ile gelişmişlik arasında bağ var mıydı? Gibi onlarca soru zihnimi kurcalamaya başladı. Ve kağıt paranın peşine düşerek tarihsel süreç içindeki hikayesini takip etmeye karar verdim.
Bu takip esnasında ilk kağıt paranın izine nerede rastladın?
Bizim Anadolu’da çok sevdiğim ve etkileyici bulduğum bir söz vardır; “Işık doğudan yükselir” diye. Güneşin doğuşuna vurgu yapan bu söz aslında içinde büyük bir anlam ve mecaz taşır. Kağıt paranın peşine düşmeye karar verdiğimde bazılarına çok ilginç gelebilir Doğu’ya gitmem gerekiyordu. Dünyada ilk kağıt para örneğinin jiaozi adı verilen gelişmiş bir Çin bankacılık ve ticari hayat sisteminin ortaya çıkardığı ödeme/borç senedi olduğunu gördüm. M.S. 7. Yüzyılda Çin’de uygulanan bir sistemdi bu ve günümüzde kağıt para olarak tanımlayabileceğimiz bir özellik sergiliyordu. Temelinde ise oldukça gelişmiş bir ticari hayat ve sistem ile hukuksal yapı vardı. Düşünsene; tüm dünyada bakır, gümüş, altın gibi değerli madenler için hatta baharat için bile savaşlar sürerken Çin, kağıt para sistemine geçmiş. Anadolu’dan başlayan ve bugün içinde yaşadığımız Eskişehir’den de geçen İpek Yolu Çin’de sona eriyordu. Bu yol dünyanın en önemli ticaret yoluydu. İpek Yolu’nu kat eden tüccarlar Çin’e vardıklarında yol boyunca yaptıkları satıştan dolayı elde ettikleri yüklü miktardaki altın, gümüş ve bakır gibi madenleri haydutlara çaldırma gibi riskler taşıyorlardı. Çin’e vardıklarında ise Han’larda kendilerini karşılayan Çin askerlerine ellerindeki tüm malları teslim ediyor, karşılığında da Jiaozi alıyordu. Bu Jiaozi’ler Çin sınırları içinde her yerde geçiyordu. Kilolarca değerli madeni taşımaktansa dut yaprağından elde edilmiş kağıt parçasını kuşağının içinde taşımak daha kolaydı. Çin’de istedikleri kadar kalıp ticaret yaptıktan sonra da ülkeden ayrılırken jiaoziler karşılığında altın, gümüş gibi karşılığı tutarında değerli madenlerini alıp ülkelerine dönebiliyordu. Güneşin doğudan yükselmesi gibi kağıt para da doğudan yükselmişti.

 
M.S. 7. Yüzyıl diyorsun. Oysa kağıt para kullanımının 18. Yüzyıl itibariyle başladığını biliyoruz. 1000 yılı aşkı bir gecikme var…
Kağıt paranın Avrupa’ya gelmesi Çin’den çok çok sonra olmuş. Bunun en önemli nedeni Doğu-Batı arasındaki keskin zaman ve mekan farkı olduğu gibi kağıt paraya olan güvenin tam olarak sağlanamamasıdır da… Çin’deki bu uygulamayı Batı’ya taşıyan isim ünlü kaşif Marco Polo’dur örneğin. Çin’de kağıt para Jiaozi olarak başlamış ama 13. Yüzyılda da Çin’i işgal eden Kubilay Han’ın da 2 kere kağıt para basımına gittiğini biliyoruz. Bu süreç Çin’de hiç durmamış yani. Bu sefer adına Chao (çav) denmiş. Burada daha sistemli bir uygulama görüyoruz. Ülkede basılan tüm Chao’ların hazinede karşılığı olduğu ve kağıt para basım yetkisinin sadece devlette olduğu gibi günümüzde de geçerli kurallar karşımıza çıkıyor. Marco Polo, bu dönemde yaptığı gezide de bu kağıt para basımını ünlü kitabında yazarak Batı’daki herkesin haberdar olmasını sağlamış. Yine Faslı ünlü gezgin Muhammed İbn Battuta bu sistemi detaylıca yazmış. Polo sayesinde Batı, Battuta sayesinde de İran yani Acem sistemden haberdar olmuş. Nitekim 14. Yüzyılda İtalya’da buna benzer ‘Nota di Banco’ basımı gerçekleşmiş. Nota di Banco, banka notu anlamı taşıyor ve dilimizde de geçerli kağıt parayı tarif için kullanılan banknot sözcüğünün de atası. Gördüğümüz üzere kağıt para duyulur duyulmaz uygulama alanı bulmuş kendine ama bu tamamen sisteme güven ve hukuksal yapı ile örüntülü olduğu için yaygınlaşması uzun bir sürece dağılmış. İran’da ise durum daha sancılı geçmiş. İlhanlı Sultanı Geyhatu, 1294’te madeni para kullanımı yasaklayıp Chao’ya geçişi zorunlu kılan kanunlar bile çıkarmış. Hatta kullanmayanlara ölüm cezası bile verilmiş. Ama sonuç felaket. Çöken bir iktisadi sistem.  Başkent Tebriz’den malını mülkünü terk edip kaçan insanlar… 
Çin’de tutan sistem neden diğer coğrafyalarda sıkıntılı olmuş?
Bugün bile geçerliliğini her geçen gün hissettiğimiz ve gözlemlediğimiz bir gerçeklik vardır; iktisat asla zorlamaya gelmez. Piyasalara güven vermez ve polisiye tedbirler uygulayarak kontrol etmeye çalışırsanız sistem çöker. Kağıt paraya geçiş de doğal bir süreç sonucunda ve güven unsuru içinde olmuş, Çin’de. Kitabımda da çok daha derinlemesine yazdığım üzere sisteme güven, bağımsız bir ekonomik sistem, kurallara bağlı ve ayrımcılık yapmayan bir devlet anlayışı ve ekonominin dış bağımlılıktan tamamen uzak olması kağıt paranın yaygınlaşması için çok değerli. Nitekim bu şartlar sağlanınca bir ekonominin güçlenmemesi için hiçbir sorun olmaz. Kitabın ana konusu aslında Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kağıt para süreçleri. Bizim kağıt para ile tanışmamız nasıl olmuş? Evet, burada uzun uzun Çin’i anlattık ama kitabın ana konusu senin de dediğin gibi Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kağıt para süreçleridir. Osmanlı’nın 3, Cumhuriyetimizin ise 9 kez kağıt para basımı (emisyon) süreci oldu. Tabii ilgili herkesin bildiği gibi bizim insanımızın ve tarihimizin ilk kağıt parası 1840 yılında basılan Kaime-i Nakdiye-i Mutebere’dir. Yani para yerine geçen kağıt demektir bu kavram. Halk arasında kısaca kaime olarak yerleşmiştir. Ve bugün bile herhangi bir alışverişte “Kaç kayme bu?” sözünün de atasıdır. Bizim de Avrupa ve ABD’de olduğu gibi kağıt paraya geçişimiz hiç kolay olmamıştır. Osmanlı Devletinde tam 3 kere kaime basımına gidilmiştir. İlk kaime denemesinden sonra ikinci kaime denemesi devletin iflas dönemine gelir ve Düyun-u Umumiye kurulmuştur. Bir yandan Galata Bankerleri ve sarraflar, diğer yanda Osmanlı Bankası derken devletin gelirlerine el koyan Rüsum-u Sitte İdaresi ve oradan Düyun-u Umumiye… Oldukça sancılı ve sıkıntılı süreçlerdir. Devletin çöküşüne giden süreçlerdir… 3. kaime denemesi ise 1. Dünya Savaşı dönemidir ve Alman etkisi vardır. Cumhuriyet döneminde ise 9 emisyon görürüz. Özellikle ilk 5 emisyon tam bir dönüşüm ve değişim dönemleridir. Cumhuriyetin ilk kağıt paraları ile topluma verilen ciddi mesajlar, İnönülü paraların hikayesi, Almanların bombalaması ile yurda hiç giremeyen kağıt paralar, toprak kanunu, dörtlü takrir, çok partili sisteme geçiş, Marshall Yardımları dönemi…
Neler hissettin bunları araştırıp yazarken? 
Aslında yapmaya çalıştığım şey kağıt paraların basıldığı dönemlere uzanan tarihi bir yolculuğa çıkmaktı. Bir zaman makinesi varmış da ben ona binip o kağıt paraların basıldığı dönemlere gittim. Gördüklerimi, gözlemlediklerimi okuyucuya özetlemek istedim. Şimdi cebinizde taşıdığınız bu para var ya, aslında ilk ortaya çıktığında bunlar bunlar olmuştu demek istedim. Pervasızca ve mantıksızca karşılıksız basılan kağıt paralar karşısında iflas eden ekonomik sistemler, öncesi ve sonrası ile yaşanan savaşlar, paranın değerini kaybetmesi nedeniyle cezalandırılan ve sürgüne gönderilenler, halk isyanları, bombalanan gemilerde yer alan tarihimizin en değerli kağıt paraları… Uzar gider bu… Dünyanın tüm coğrafyalarında kağıt paraya geçişin hiç de kolay olmadığını gördüm. Fakirleşmesinin bedelini kağıt para matbaalarından çıkaran halk ayaklanmalarına rastladım Fransa’da, Amerika’ya göç ederken İngilizlere tepki diye yanlarında taşıdıkları kağıt paraya Dolar adını veren göçmenlerle karşılaştım İskoçya’da… Hava Oyunları ile halkı aldatan bankerleri gördüm Galata’da, kaime değerini kaybetti diye sürgüne gönderilen esnafa rastladım Anadolu’da… Ancak “İstiklalin tamamiyeti ancak istiklal-i mali ile mümkündür” diyen lidere de rastladım adı Gazi Mustafa… Kısacası kağıt para üzerinden geçmişten geleceğe uzanan bir köprü kurdum ama gördüklerim gelecek adına beni kaygılandırdı. Bu kitapla bunu okuyucunun da fark etmesini istedim. 
Okuyuculara iletmek istediğin son sözlerin nedir?
Öncelikle kitabın yayınlanmasında ve basılmasına emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Başta Metin Güler olmak üzere editörüm Arda Genç ve görsel tasarımda Aysun Cengiz ve Gökhan Güçlü’ye… Kitabımın isim babalığını sen yaptın. Sana da çok teşekkür ediyorum, bu süreçte motive ettin ve yönlendirdin. Nesnel olayları eğip bükmeden kağıt para basım süreçlerinde yaşanan olayları okuyucuya aktarmaya çalıştım. Umarım kitap doğru amaca hizmet eder. 

Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@